IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

4 Sayfa V « < 2 3 4  
Reply to this topicStart new topic
> Deniz Kabuğundan Sayfalar
gündüzdoğanay
mesaj May 23 2008, 09:07 PM
İleti #46


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 609
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



Gölge

Bendim o duvarın arkasındaki gölge
Dikkat çekmeyen ve sıradan görünmeye çalışan
bazen silik bazen koyu,
zamanı geldiğinde yok olabilen,
mutluyken acı çeken
acı içindeyken mutlu görünen,
hayatta bir çırak iken
usta gibi davranabilen,
katıksız saçmalığın içindeyken
hep normal görünmeye çalışan,
kara delikten kurtulmaya çalışan
bir kozmonot misali…


--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gündüzdoğanay
mesaj May 29 2008, 10:05 PM
İleti #47


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 609
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



Sarhoş olmak için güzel bir gece daha!
Sarhoş olmak için güzel bir gece daha
Önce bir müzik açarsın
Piazzola’dan veya Aznavour’dan
Gözlerini kapatırsın dinlerken
Rahat koltuğuna otururken
ama
Hiçbir şey gelmez gözlerinin önüne…
çünkü
Bir günü daha anlamsız bir şekilde heba etmişsindir.
Acı bir şekilde farkına varırsın.
biraz
Daha votkaya sarılırsın.
Yavaş yavaş ayılmaya başlarsın
çünkü
İçtikçe ayılır insan.
Aynı anda hem geçmişi hem de geleceği düşünüyorsundur artık
Mahvettiğin hayatları ve hayatını
Mahvedebileceğin hayatını ve hayatları…
Huzursuz olursun.
Artık düşünmek istemiyorsundur
Şişeyi bitirirsin
Sonra sıradakini...



--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melisa hülya
mesaj Jun 10 2008, 08:43 AM
İleti #48


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 868
Katılım: 26-May 08
Üye No.: 3,886




Arkadaşlar, alalace yazdığım kısa "alacakaranlık kuşağı" öykümü yayınlıyorum:
( Klişe,klişe,klişe, farkındayım ama bu ilk denememdi, idare ediniz)

MESAİ


Bir holding de temizcilik yapan bir kadın, her sabah aynı saatte gelir, kimse gelmeden önce masaların tozunu alır, yerleri siler. Şirkette çıt bile yoktur derin bir sessizlik vardır. Bir sabah yine yerleri silerken, masalardan birine yaslanmış bir adam belirir, kollarını kavuşturmuş ve sabit bakışlarla bakmaktadır. Kadın çok korkar, buraya nasıl girdiniz dış kapılar henüz kilitli der. Adam gülümser ve bir sigara uzatır. Kadın burada sigara içmek yasak der, adam ısrarla uzatır sigarayı. Kadın saate bakar saat:08:00 dir ve 09:00 da herkes gelmeye başlayacaktır. Sigarayı alır, adam çakmağı uzatır. Kadın tedirginlikle sigaradan bir nefes alır.Adam a kim olduğunu ve ismini sorar. Adam yine gülümser:

-Kim olduğumun ne önemi varki? Bu odada ilk kez sigara içiyorsun, nasıl bir duygu ? diye sorar kadına
-Ürkütücü der kadın.neden böyle bir cevap verdiğine kendisi bile şaşırır.
Adam:
-Her sabah aynı saatte buraya geliyor, zamanında işini bitirip evine gidiyor, sonra ertesi sabah tekrar ve tekrar aynı şeye devam ediyorsun. Holding binasındaki herkes için mesai saatleri içinde sen bir şişe detarjandan ibaretsin, çünki seni görmüyor, tanımıyorlar belki bir erkek bile zannediyorlar şu tertemiz yerlerin masaların böyle olma sebebini. Belki bu bile akıllarına gelmiyordur onca koşturmanın içinde. Peki bu duygu ürkütücü mü?
Kadın şaşkın bakışlarla adama bakar:

-İlginç bir yaklaşım bunu hiç düşünmemiştim.Sıradan biriyim ben, böyle olmak daha huzurlu geliyor bana, kimbilir belki kaçıyorum insanlardan, kırılmaktan yada kavga etmekten kaçıyorum. İşim bitip binadan çıktığımda bile hergün aynı ve sıradan işlerle uğraşıyorum. Alışveriş, tek başıma gittiğim bir restaurant, sanırım hep yalnızım ve bu oldukça güvenli.
Anlamsızca saate bakar kadın, hala 08:00 ı göstermektedir. Durmuş sanırım diye düşünür ve kolundaki saate de bakar o da aynıdır.
-Saatiniz kaç acaba, sanırım saatlerde bir sorun var.
-Saatin kaç olduğunun ne önemi var ki? der adam. Senin için zaman , süre başından bitene kadar yapman gerekenlerin bir yolculuğu. Peki ya bu yolculuk hesapta olmayan bir yere getirseydi seni, zamanı hangi süre için sayardın?
-Anlayamıyorum, der kadın. Elindeki sigara bitmiş ve farkında olmadan külleri yere dökülmüştür.
-Gözlerini kapat der adam.Süre başlamak üzere.
Kapatır gözlerini ve açtığında üzerindeki giysiler değişmiş, holding binasının kapısında dikelirken bulur kendisini. Bir işkadınıdır. Kapıdan içeri girer camekanlı bir pano vardır ve oradaki görüntüsüne bakar. Çok şık ve alımlıdır, elinde dosyalar vardır. Bir genç kız koşarak gelir yanına
-Nerde kaldınız toplantı bitti ama sorun değil , ben sizi idare ettim, projenizi anlattım çok beğenildi. İmza aşaması için bir ara odanıza geleceğim ve şu zam olayımı da konuşalım bir ara.
Genç kız göz kırpar ve yanından uzaklaşır. Kadın az önce gözlerini kapattığı yer olan ve kapısında adı soyadı yazan odaya gelir, kapısını kapatır, masasına oturur. Tüm bunlar bir düş olmalı diye düşünür, ve emin olmak için odadaki eşyalara dokunmaya başlar, herşeyi hissedebilmektedir. Yere bakar, küller yerdedir, az önce durduğu yerde.” Bu gerçek olamaz” der. Az önceki adamın tekrar gelmesini isteyerek kapatır gözlerini.

Kapı çalar, az önceki kız içeri girer telaşla:
Çok üzgünüm ama şef yarın a kadar şirketin son 10 yıllık bilançosunu istiyor ve biliyorsunuz bu gece mesaiye kalmam imkansız.
-Anlıyorum der kadın masasında onlarca dosya vardır, klasörlere bakar bir süre
-Tamam sen bana bırak ben hallederim.

Kız geri gelir:
-Şey çok özür dilerim ama yarın mesaiden önce bitmiş olması gerekiyormuş.Kolay gelsin der ve yeniden çıkar.

Bir gecede hiç anlamadığım bir şeyi nasıl öğreneceğim diye düşünür kadın.Ve bunu neden yapacağım hakkında en ufak fikrim bile yok, zaten anlatsam kimse bana inanmaz.tek çözüm yolu şirketten ayrılmak diye düşünür ve istifasını vermek üzere kapıya yönelir.Genel müdürün odasına gider ve kapıyı çalar. Adam kapıyı açar
-Gel bakalım yine ne oldu?
-Şey ben işten ayrılmak istiyorum.
-Saçmalama hayatım ne ayrılması nerden çıktı bu şimdi?
Kadın afallar, adam da şaşkın şekilde kadına bakmaktadır
-Sen gece içkiyi fazla mı kaçırdın? Ayrılmak falan yok unutma bu işi bir şekilde tamamlamak zorundayız, hem biz ortağız dimi, yarı yolda bırakmak yok bilirsin
Kadın odadan çıkmak için kapıya döner ve adam bileğinden tutup geri çeker:

-Bak, herşey bitmek üzere başarmak üzereyiz, bunca zaman bunun için bekledik, ben sustum, kimseye hiç bir şey anlatmadım, bana borcunu ödeyeceksin, yoksa..
Kadın koşarak çıkar odadan, koridorda kızla çarpışır, kızın elinde yine bir sürü klasör vardır:
-Bunları unutmuşum tam sizi arıyordum odanızda yoktunuz?
Kadının gözü duvardaki saate ilişir saart 08:00 ı göstermektedir.
-neler oluyor diye sorar kıza saate bakarak. Kız cevap verir
Evrakları yarına kadar yetiştiremesseniz çok kötü şeyler olur der ve gülümseyerek uzaklaşır.
Kadın odasına gelir, kapıyı kilitler ve masasına oturur. Yerdeki küle takılır gözü ve daha önce durduğu yere gelir, ayakkabısının bitişiğindeki küllere bakıp düşünmeye başlar.Nasıl bir belaya bulaşmış olabilirim der. Binadan ayrıldığı anda az önce konuştuğu adamın kendisini bulup öldüreceğine dair korku duyar. Dosyaları masasına alır ve açar klasörlerden birini.Sayfalar boş ve tek bir yazı yoktur.Klasörlerdeki tüm dosyalara bakar hepsi boş,hepsi yazısızdır. Kapı çalar ve içeri giren kişi, o sabah konuştuğu sigara uzatan adamdır.
-Aman Tanrım iyki geldiniz der kadın, çıldırmak üzereyim bugün burda neler oluyor Tanrı aşkına yardım edin bana.
-İmzalamanız gereken bir evrak var , böyle apar topar gelmek istemezdim ama sanırım bu imzaya şirketin çok ihtiyacı var der adam. Kadını hatırlamamaktadır sanki.
-Neler söylüyorsun sen diye bağırır kadın. Bana neler olduğunu hemen anlatacaksın der ve üzerine yürür. Adam geri çekililr:
-Şeyy çok özür dilerim ama siz gece içkiyi fazla mı kaçırdınız?
Evrak uzatır kadına
-Lütfen lütfen imzalayın artık.
Kadın evrağı eline alır bomboş bir kağıttır evrak.
-Bunun nesini imzalayacağım ben, nesinii!!!! Klasörler boş, dosyalar boş, raflar, dolaplar, herşey bomboş
-Hanımefendi, isterseniz bir tatile çıkın çok fazla çalışıyorsunuz, kesinlikle haddim değil ama sanırım yorgunluktan oluyor bunlar.
-Yorgunluk mu!! Her sabah bir saatlik temizlik için buraya geliyorum, bütün gün boşum nasıl yorgun olabilirim ki?
-Anlaşıldı der adam ve evrağı masaya bırakıp odadan çıkar.

Kadın odanın duvarındaki aynaya doğru yürür, ve yüzüne bakar. Tam o sırada , arkasında beliren temizlikçi kadın yansır görüntüye.Bu da bir hayal der ve arkasını döner. Temizlikçi kadın orada öyle durmaktadır ve elinde bir sigara ona uzatmaktadır. Saat yine 08:00 ı göstermektedir.
-Kim olduğumuzun ne önemi var ki? der temizlikçi kadın. Yere bakar , kül yoktur artık.
_ Aman Allah’ım sen kimsin, seni tanımıyorum burda ne işin var diye ısrarla sorar kadın.
- Senin için bir deterjan şişesiydim belki, birbirimize zaman devredip durduk taki benim için süreyi bitirene kadar. Ve senin süren başladı her gece sabaha kadar yetiştirmen gereken evrakların olacak artık. Benim biten süremi sen devralacaksın.
Sigara?
Kadın afallamıştır. Sigarayı alır, temizlikçi kadın çakmağı uzatır. Nasıl bir duygu diye sorar.
-Ürkütücü der kadın oldukça ürkütücü , çünkü sigaranın dumanını hissetmiyorum
Herşey soluklaşır, ekran sislenir, son görüntüde şunlar vardır:

Temizlikçi kadın sabah 08:00 da her sabahki gibi temizlik için kadının odasındadır. Tam o sırada diğer kadın , sabaha yetiştirmesi gereken evraklar ve şirketin müdürü ile birlikte, planlarından bahsetmektedirler.Amaçları şirketin tüm hisselerini üzerlerine geçirmektir. Bu sebeple planlarını hisseden, en baştaki gizemli adamı öldürmüşler ve delilleri yok etmek hakkında konuşmaktadırlar. Temizlikçi kadın bunu istemeden duymuştur.Kadının elinde yanmakta olan bir sigara vardır ve temizlikçi kadına doğru atar çok sinirlenmiştir buna şahit olduğu için.Adam kapıyı kitlemiş ve temizlikçi kadını tehdit etmeye başlamıştır. Sigara yere düşmüş, ve onlar tartışırken hiçbiri ateşin kağıt parçalarından birini tutuşturup halıya yayılacağını ve küçük çaplı bir yangın çıkacağını tahmin etmemiştir, hizmetçiye iftira atıp, yasak olduğu
halde odada sigara içtiğini söyleyip işten kovdurmuşlardır. Kadın ve adam yeni bir plan yapmak ve konuşmak için o sabah sinirle arabasına atlamış ve yolda bariyerlere bindirip kaza yapmışlardır ve her ikisi de ölmüştür. . Kadın, sonsuza dek , yetiştirmesi gereken evraklar, imzalaması gereken boş bir kağıt için saat hep 08:00 ı gösterecektir. Süre onun için sonsuza kadar bitmeyecek, çünki hiç başlayamayacaktır.



--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melisa hülya
mesaj Jun 10 2008, 09:51 AM
İleti #49


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 868
Katılım: 26-May 08
Üye No.: 3,886





SON GECE


Sessizliğin çelişkisine lanet yağdırmadan önceydi son söz-süzlüğümüz. O akşam, orada, o lüx ve şatafatlı restaurantta buluşmak kimin fikriydi ilk önce kimin aklına gelmişti, hatırlamıyorduk. İki kişilik yalnızlığı biriktirip, masaya gelecek olan hesabı ödeyecektik, bedeli pahalı olmalıydı ayrılığın belki de, sembolik anlamlar yüklemeyi sevmiştik, kimbilir. Geçmişi düşünmek boşunaydı, güzel anılarımız da olmalıydı halbuki, var mıydı? Hijyenik hayallerimiz olmuştu, dokunulmazlığımız, başkalarının gözüyle görmek istememiştik belki uyumsuzluğumuza en çok dokunulmazlık yakışırdı. Hani zıt kutuplar çekerdi, yalan, bu kandırmacaydı, zıt kutuplar dağıtmıştı çoğaltırken mutsuzluğu. Birbirimize dönüşürken anlamıştık kendimiz olamadığımızda, kendimizdeki birbirimizin bedeli olacaktı ayrılık. Susuyorduk, kelimelere susamaktı bu. Gözleri ne güzelmiş, farketmemiştim. Belki hiç hüzünlü bakmamıştı daha önce.( bakmış mıydı yoksa, ya bu hüzün değil se ). Sorular,sorular. Cevaplayamadığım soruları veriyordu yine, bunu yine yapıyordu hiç konuşmazken bile.
- Konuşmayacak mısın?
dedim. Neden bunu söylemiştim, ne anlamsız bir soruydu. Sanki mecburmuş gibi. Kurmadığı cümlelere nasıl da ihtiyacım vardı şimdi. Oysa her kavgada, susması için nasıl da uğraşırdım. Bu son cezaydı belki, evet beni böyle cezalandırıyor olmalıydı.
Sustu. Sonsuza dek sürecek bir bekleyişin ilk adımını atar gibi. Kuracağım ilk cümle olsaydı o an " biz nerde hata yaptık" derdim ama diyemedim. Bunun bir parçası olmaktan korktum nedense. ( belki o da bunu düşünmüştü )
Dakikalar geçiyordu, masamızdaki yalnızlık büyüyordu, hiç büyümediği kadar hem de. İç sesleri, düşünce balonları dönüp duruyordu üstümüzde, bir türlü yağmayan karamsar bulutların kasvetleri gibi. Neredeyse sağanak yağacak cümleler, bir yağsa.
- Olmadı, olmuyor dedi. Ne klişe bir son söz dedim iç-sesime.
Ayağa kalktım, çıkmalı, kaçmalıydım o hayatın içinden, onun hayatından. Konuşamadım, susamadım, kendi sesimi bile duyamadım, zaman durdu. Meğer insan ayrılırken, hani ölünce film şeridi gibi geçer derler ya hayatı gözlerinin önünden, ruh ölümü gibiydi bu, belki ona dönüşen ben in ölümüydü, kimbilir.
Bileğimi tuttu.Ve o an anladım, bu yeniden doğuştu.Reenkarnasyonuydu biten bir gecenin, yeni gecelere doğuşu:
- Gitme dedi. Sözsüzlük sensizlikten zor değil.
İlk defa ağladım, hem de ağlamaktan hiç utanmadan...


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melisa hülya
mesaj Jun 18 2008, 11:27 AM
İleti #50


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 868
Katılım: 26-May 08
Üye No.: 3,886




DADAİST ŞİİR ( ANLAMSIZLIĞINDA ANLAM BULMA TELAŞINDAN MUAF )

Sembolik anlamlar yükledik sözlerimize
Sonra karmakarışık oldu herşey
Verdiğimiz sözleri unuttuk
Anlaşılmaz cümleler kurduğumuzu
Anlayana dek.
Düz ifadelerden imla hataları ürettik
Hatalarımızı aldık yanımıza
Ders aldık dedik.
Biz diye birşeyden dönüştük tekliğimize
Her kestirme yolu uzatıp
Bu en yakını dedik, uzak kaldık, uzadık kısaldık
Az gittik , çok kaldık söylenmemesi gerekenlere hep yakın olduk
Şimdi buna şiir demek cesaretini göstereceğim
Hayatın gözleri bozuk
Neye nasıl bakarsanız
Gördüğü kadarını veriyor size
Bir kötü şiir vermiş bana çok mu
Nede olsa bu anlamsız şiire bakıp
Hatırlayacağınız bir şeyler olmalı
Kötü bir şiir olduğundan önce


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
pospolen
mesaj Jun 24 2008, 10:22 PM
İleti #51


-
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 588
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 21



TAŞ VE KAN


Ne zaman öleceğinizi biliyor musunuz? Ben bilmiyorum. Aslında bugüne kadar da bu konuyu pek düşünmüyordum. Ölümün daha çok metafizik boyutu beni ilgilendiriyordu. Hala da öyle sanırım, pek emin değilim şu an açıkçası. Peki ölmeden önce neler yapmak istediğinizin bir listesini yaptınız mı? Ben yapmadım. Sadece mesleğimin erbabı olmak istiyordum. Hala da öyle sanırım, ama cümledeki "sadece" kelimesi fazlalık oluşturuyor şu an. Peki gözlerinizin önünde yaşayan bir varlığın ölümüne şahit oldunuz mu? Ben oldum. Şahit olduğum gibi altüst de oldum. Daha bir saniye önce hayatı kana kana içiyordu o varlık. Turistlerin attığı yemin ardından sürükleniyordu bir o yana, bir bu yana. Daha uçacaktı, meydanın ortasına sıçarak kendisine şahsım tarafımdan küfrettirecekti kendisine, ama olmadı. Kanlar meydan taşlarını boyadıkça, beynimde sorular birbirini kovalıyordu. Ben de mi bir anda böyle ölecektim? Ya yapmak istediğim şeyler? Benim yüzümden sekteye uğrayan hayallerim? Onlara ne olacaktı? Susarak, hareketsiz kalarak hata mı yapıyordum yoksa? Ve buna benzer bir sürü sorular. O güzel kuş bu dünyada son saniyelerini yaşarken, benim içimde olan bir şey de artık bu dünyadan göçüp gitmek istiyordu...

Bir şeyler yapmam lazım, harekete geçmem lazım, susmamam lazım. Lazım da lazım, anasını satayım. Peki içimde ölecek olan şeyin yerini cesaret mi alacak, kör cehalet mi? Bunu ayırt edemiyorum işte. Ayırt edebilirsem, hemen şimdi zerkederim zehri içime ki ölsün içimdeki o lanet şey...

Bu ileti pospolen tarafından Jun 25 2008, 12:49 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
Eugénie: Ama değişik türde erdem var; örneğin, dindarlık konusunda ne düşünüyorsunuz?
Dolmancé: Dine inanmayan için bu erdem ne ifade edebilir? Haydi sırasıyla akıl yürütelim Eugénie: İnsanın Yaratıcı'sına bağlayan ve var olduğu için bu yüce Yaratıcı'ya duyduğu minnetini ibadet yoluyla ona kanıtlamaya zorlayan anlaşmaya din diyorsunuz, değil mi?
Eugénie: Daha iyi tarif edilemezdi!
Marquis De Sade- La Philosophie dans le boudoir
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melisa hülya
mesaj Jun 25 2008, 10:52 AM
İleti #52


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 868
Katılım: 26-May 08
Üye No.: 3,886



@pospolen

Hayata ve ölüme dair:

Ben de çok şahit oldum bir canlının ölümüne: bazen bir çiçeğin, bazen ölüm öncesinde dayanılmaz acılar çeken kanser hastası bir genç kızın, bazen gözlerimin içine bakarak kollarımda ölen kedimin, bazen gazetelerin 3.sayfa haberlerine bakıp isyan ettiğim de oldu. Çok oldu bunlar, hatırlayıp içimi acıtan öyle çok anı varki ölüme dair. Kaç kez ölümden döndüm milimetrik hesaplarla, anlatsam inanamassınız, buna şahit olanların yüz ifadeleridir en çok aklıma kazınan. Ölüm sadece bir odadan diğerine geçiş. İsyan etme, hayata nasıl teslim olduysak ölüm de o kadar doğal olacak. Sevdiğimiz, bağlandığımız herşey, ve bizler de bir gün o odaya geçeceğiz. Hep şöyle düşün: Onlar diğer odadalar. Hala güneşin doğuşunu görebiliyorken, baharın çiçekleri açtırdığını, hala hayaller kurabiliyorken yitip gidenlere ağıtlar yakma, üzülecekler ağıtlarına belki de, hala güzel şarkılar duyabiliyorken. Bizler hayata küsersek, o da bize küser. Ve en kötüsüdür ruh ölümü. Hayata tutunacak dalların elini sakın bırakma, ölümün elini tutmadan önce. Son pişmanlık sadece o an gelecek çünkü.Ve geriye dönüş olmayacak. Hani derler ya, sen gül dünya gülsün, ağla yalnız ağlarsın. İnan bu hep böyle değil, seninle ağlayacak insanlar da olacak, yeter ki umutlarını kaybetme. Kimse ağlamassa ben ağlarım seninle, al sana ispat. Haklıyım, herşeye rağmen yaşamak güzel, tüm karamsar şiirlere inat, hatta kendi yazdığım şiirlere bile....


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melisa hülya
mesaj Jun 26 2008, 07:04 PM
İleti #53


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 868
Katılım: 26-May 08
Üye No.: 3,886




PLATONİK

Gülüşünde saklıydı çocukluk resmin
Siyah güllerin tablosuydu her mevsim
Akşam duraklarda tütün kokusu
Bulaşırdı saçlarına davetsiz misafir gibi.
Kaçırdığın trenlere, gelmeyen otobüslere
İsyan yağdırırdın alalacele.
( Keşke hiç gelmese )
Bir başlamamışlık öyküsüydü
Olmayan anılarımız.
Yanyana olmak telaşıydı
İki kelimeyi kavuşturma yeteneksizliği
Cümlelerle saygısızca buluşurken
Sarhoşluğumuz bana dairdi
Boş bir kadeh , dopdolu cin-tonik
Kendimden uzaklardaydım yine
Platonik.










--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melisa hülya
mesaj Jun 28 2008, 05:18 PM
İleti #54


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 868
Katılım: 26-May 08
Üye No.: 3,886




NOSTALJİK

Nerede kimbilir
Hangi akşam yorgunluğunda kaldı
Gecikmiş yemeğe ,saat kaç oldu
bekleyenleri bekletmek olur mu?
Hava kararmış
Sofraya kalabalık yanaşmış
Evin reisi kaşlarını çatmış
Az önce yakınımdaydı
Çocukluğum
nere kayboldu?










--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gündüzdoğanay
mesaj Aug 14 2008, 12:13 AM
İleti #55


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 609
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



Şişemin yarısı, gerçekliğin tamamı-2

Yapamıyordum.
Bu kadar düzensiz ve belirsiz bir hayatın içindeyken
Bir şeylere ulaşmak ve ona sahip olmak imkansızdı.
Ve
Umutsuzluğum her geçen gün artarken
Yalnızlığım
Evren gibi genişlerken
Tutunabilmek için bir güce veya referans noktasına ihtiyacım vardı.
Şişemin yarısı gerçekliğin tamamıydı.
Evrenin dışına çıkmak, cehennemin kapısında olmak, normal veya herkesten ve her şeyden uzakta olabilmek için.
Çok kısa bir süre için.
Aynı hayat gibi…


--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gündüzdoğanay
mesaj Aug 26 2008, 08:16 PM
İleti #56


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 609
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



Fragman

Güneşin batışı
Hiç bu kadar yalnız hissettirmemişti bana.
Denizin üzerindeki yansıması bile
Ne kadar parçalandığının göstergesiydi.
Ben de parçalanıyordum.
Fiziksel olarak fena değildim.
Ama duygusal olarak hala dipteydim.
Geçmişte tıkılıp kalmıştım.
Aşmak zordu benim için.
Çaba sarf etmiyordum.
Zamanında bir film izlemiştim.
Tamamen kızıl bir dünyada geçen.
Mutlu bir hikayeyle başlayıp
Kahramanın sevdiğine ulaşamadığı
Filmin sonunda hüznün boy gösterdiği
İzlemesi zevkli ama yaşaması acı bir filmdi.
Çok düşündüm.
Bizim filmlerden farklı olmamız lazımdı.
Hayat bir kurgu olamazdı.
Ama ya Tanrı bu evrendeki en büyük yönetmense!
O zaman rolümüzün hakkını verip
Acı çekmeye devam etmeliydik.


--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
reel
mesaj Jan 27 2009, 12:42 AM
İleti #57


Last Night I Dreamt That Somebody Loved Me
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,287
Katılım: 31-May 07
Nereden: Wired
Üye No.: 13



Özel Bir Peçet(e)
Hazır mobilya satan mağazaların ürünlerini andırıyorum. Sunuyorum kendimi bir pakette. Monte ediliyorum isteklerine göre. Kişinin becerisiyle alakalı bazen bir iki tahtam eksik kalıyor haliyle. Aynen gerisin geri iade. Depoda, defoluların arasında yerimi alıyorum. Ama işte göz bu. Gördüğünü anımsıyor. Şu tasın içindeki düşlüyor onu. Kalp bu, onsuz zamanla parçalanıp yitiyor. Ardından mı? Yerim boşalıyor arızalılar rafında.

Bu ileti reel tarafından Jan 27 2009, 12:43 AM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Roronoa Zoro
mesaj Jan 28 2009, 11:59 AM
İleti #58


Hell Dog
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 747
Katılım: 11-June 07
Nereden: Adana
Üye No.: 57



Ne zaman bu başlığa baksam reel'in yazılarıyla mest olur, gündüzdoğanay'ın yazılarıyla da başka diyarlara gider, baronio'nun yazılarıyla duygularım depreşir....

Kılıç ustası ne zaman kılıçlarını kınına koyar, derin düşüncelere dalar o zaman bu başlık ilaç gibi gelir....

Hepinizin yüreğine, kalemine sağlık....
Umarım kaleminizin mürekkebi hiç bitmez....
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gündüzdoğanay
mesaj Aug 3 2012, 01:36 AM
İleti #59


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 609
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



ışık huzmesi ve hissiyat

Öğleden sonrası
Işık huzmelerinin diyarındayım
Bitmeyecek bir rüya içerisindeyim sanki
Viskimin verdiği gaz ne kadar iyi olursa olsun
Her şeyin bu kadar güzel gitmeyeceğini anımsıyorum
Sıradanlığın, yanılgıların veya
Soluklanmak için girilen birahanenin birinde
Kokonanın birinin bir içki ısmarla demesinin
Keriz yerine konulmaya çalışılmasının tekdüzeliğine
İsyan etmemek elde değil…
Her şeye siktir çekmek
Ve
Umarsızlığa dik bir açıdan dalmanın verdiği
Gazla yudumluyorum içkimi
Ve düşünüyorum her zamanki gibi.
Bu hayata katlanmamı sağlayan dayanağımın
Masumiyetini
Ve bende olmayan özelliklerini sahiplenişimin
Bende yarattığı mutluluğu…
Şanslı bir piçtim
Bir kedinin punduna gelene kadar yaşadığı zamana kadar…


--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

4 Sayfa V « < 2 3 4
Reply to this topicStart new topic
3 kullanıcı bu başlığı okuyor (3 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 22nd July 2018 - 08:37 PM