IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

4 Sayfa V < 1 2 3 4 >  
Reply to this topicStart new topic
> Deniz Kabuğundan Sayfalar
gündüzdoğanay
mesaj Aug 9 2007, 10:52 PM
İleti #16


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 610
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



Bir parça huzur...

Hepimizin isteğiydi.
Bir parça huzur.
Ama imkansızı istediğimizin farkında değildik.
Bu kadar değişkenliğin ve kaypaklığın içinde
Huzur aramak!
Samanlıkta iğne aramak gibiydi
Belki bulurduk, belki de bulamazdık
Sonuçta budalacaydı.
Ama hepimiz budala değil miydik bu yaşamda?


--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Aug 12 2007, 12:22 AM
İleti #17


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



forum resmi


Çocukça İstekler...

Bir tas su döksem ardından, kuruyana kadar döner misin?
Öyle tenhalarda ki yüreğim, kalkıp giderken oynattığın dalların hışırtısından ürktü kırlangıçlarım, uçtular. Geri getirir misin?
Kazağına sarılıp uyumaktan usandım artık, bir el yanıma ilişir misin?
Bu sokaklar, bu sahil ıssız, sessiz ardından. Geri dönüp, bana bir tur verir misin?
Bir jeton atıp sokulsam yanına, benimle oyunlar oynar mısın?
Al tüm gazoz kapaklarım senin olsun, tadını özleyen dudaklarıma bir buse kondurur musun?
Ellerim soğuk, avuç içlerim terlemiyor sıkı sıkı elini tutmaktan uzun zamandır, hiç ummadığım bir anda arkamdan sokulup, koluma girip beni şaşırtır mısın?
Yokluğuna ağlar oldum, gündüz gece... Ben ağlarken, yanıma gelip, acıyan gözlerime üf yapar mısın?
O kadar yalnızım ki bakıp, okuyup, koklayıp sarılmak için, sana ayırdığım kalbim kadar beyaz bir günlük sayfasına iki satır yazıp, parfümünden sıkar mısın?
Top oynarken arkadaşlarımla, akşam ezanı okundu okunacak anların tedirginliğini, uzakta belirerek yok edebilir misin?
Tatilden ansızın dönmüş en yakın arkadaşım gibi bir anda karşımda belirir misin?
Doğumgünümde paketini açmadan ne olduğuna adım gibi emin olduğum bir kitap gibi, bana o gözkapaklarımın ardına kazınmış yüzünü armağan eder misin?
10'a kadar sayıp, yumsam, sağım, solum, önüm, arkam: sobe, saklanmayan: sen olur musun?
Adını bağırıp topu havaya attığımda, yere düşmeden gelip tutar mısın?
Sensiz bu rezil, yalan, sahte, gerçek hayata bağlanırım, kim bilir... Bir makas verir misin?
Seni özlemediğimi söylerken, parmaklarımı kenetlemiştim sayılmaz, bir daha sorar mısın?
Tokanı alıp kaçsam buradan uzaklara, ıssız, insanlardan uzak diyarlara, peşimden gelir misin?
Gizli gizli gelsem, evinin zilini çalıp kaçsam, bana çok kızar mısın?
Seni sevdiğimi şarkılarla söyleyip, parmakla beni gösterseler, uzaktan hınzırca bakıp, muzırca gülümser misin?
İçiyorum, ağlıyorum ve elimde resmin yine desem, bana inanır mısın?

Önüm, arkam, sağım, solum: sobe...
Saklanmayan: ...


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Aug 31 2007, 02:12 PM
İleti #18


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



forum resmi


Ev...


Otobüs çalıştırıyor motorlarını. Cama dayanmış başım, motorun hırıltısıyla sarsılıyor. Dalıp gittiğimi farkediyorum dışarı bakarken tam o an. İnsanoğlu düşünmeden bir tek salise bile geçiremezmiş, bir yerde okumuştum bir zamanlar. Ama zihnimin bomboş olduğunu hissediyorum. Kimbilir içten içe neler geçti aklımdan. Geçmişe bir sünger çekmeye çalışıyorum, belki de ondandır bu derin boşluk. Geleceği ise düşünemeyecek kadar yorgunum. Ama tuhaf bir huzur var yüzümde. Yaptığım hatalar, yaşadığım kötü şeyler yüzümü ekşitiyor aklıma düştükçe. Hayatıma dokunup geçen tüm kadınlar, canımı yakanlar, heder ettiğim dostluklar, kırdığım ailem ve bunlar bir bir yaşanırken benden teker teker gün çalan elemler de buna dahil. Bir daha kendimi böyle kötü hissetmek istemediğim için sağ elimdeki sarımsak, sol elimdeki soğan olarak kalmasını istiyorum tüm bunların. Ama en azından şimdilik, birkaç dakikalığına avcumu açıp bakmak istemiyorum.

Kolum kanadım düşmüş, başımı dik tutamıyor motorun ritmine ayak uydurmuş titreyen cama inatla dayıyorum, biraz daha sert dayarsam tüm sarsıntıları durdurabilecekmişim gibi sanki. Hâlâ evimi bulamamışken, evime dönüyor olmak ne tuhaf şey. Hayat 1-0 önde olabilir. Ama bu maç daha bitmedi. Hatta yeni başlıyor. Bir kez olsun kafamı kaldırmama müsaade ederse gücümü toplayıp kalkacak ve bir ucundan tutacağım. Bu sefer yılların değil ama yaşanmışlıkların getirdiği tecrübe olacak yanımda. Aynı hatalara düşmeyeceğim, bu sefer kaybetmeyeceğim dostlarımı, benim yüzümden gözlerinden damla damla yaşlar süzülmeyecek hayatıma giren kadınların. Artık evime gidiyorum. Ait olduğum yere. Gecenin ıssız, sessiz ve tüyler ürpertici sükûnetinde, bir ben sanki; önümde bir kadeh rakı, bir kadeh su. Rakıdan aldığım her yudumda eriyip bitirdiğim geçmişim, sudan aldığım her yudumdaysa bilinmeyen geleceğime dair ferahlatıcı bir umut. Evet, tam olarak bunu hissediyorum. Ve başımı yaslıyorum hareket etmeye başlayan otobüsün camına. O eller bana sallanmıyor ama yine de hüzünleniyorum. Evet... Evime gidiyorum.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Azathoth
mesaj Sep 3 2007, 01:07 AM
İleti #19


Mutfak Masası Film Ekibi
**

Grup: Üyeler
İleti: 68
Katılım: 2-September 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 315



HESAP


Rüzgâr aniden kesildi. Ortasındaki tek tahtası sökülmüş bank iç geçirdi hafiften. Yoksa sadece ona mı öyle geldi? Rüzgâr, bank aracılığıyla mı konuşuyordu onunla?
O gün yağmur yağdığını hatırlamıyordu; ya da önceki birkaç gün içinde. Ama yerler ıslaktı, toprak çamura dönüşmüştü, ılık ve sıvaşık. Sıçradığı yere yayılmaya hazır, rengini salmaya, uyumu bozmaya. Tam ortasına bastı, engelleyemedi kendini. Paçaları sulu kahverengine bulandı anında, dalga dalga altlarda, daha üstlerde damla damla. Okkalı bir küfür savrularak çıktı ağzından, duyulmadı ses. Kendi kulakları bile dokunamadı öfkesine. Cebinden kağıt mendilini çıkardı, eğildi. Ve ağrı geldi. Bir anda. Beline bir balyoz inmiş gibi, omurga halkaları kuvvetle, kıvılcım çıkartırcasına birbirlerine sürtünmüş gibi. Ve bir anda gitti ağrı, geldiğinden de hızlı; omurgaları hiç yokmuş gibi. Paçaları da tertemizdi, sahi neden kirli olsun ki? Göz alabildiğince çimenlikti Bozcaada'nın tek tepesi. Yeşil ve yumuşak. Zaten burada bir bank da yoktu, onun kulağına iç geçirerek bir 'son' fısıldayacak.
Kardeşi elinden elini kuvvetle çekip nereye koşmuştu; yine bakkaldan bir Eti Puf alıp hep o bakkalın önünde duran çirkin mavi Renault'nun önünde aklınca saklanarak onu mu bekleyecekti. Hep yaptığı gibi... Yoksa sadece bir kere, ama bir kere yaptığı gibi, bakkala doğru koşarken, aslında orada yolun kenarında durması gereken daha da çirkin, o gün kaportasına bulaşan kırmızıyla tüm hiçe dönüşmüş yaşamları aşacak kadar çirkin mavi Renault'un altında mı kalacaktı gürültülü bir sessizliğe gömülmek pahasına. O uzun, özenle taranmış koyu kestane saçlara hiç yakışmıyordu kurumuş, yapışkan kırmızı.
Hatırlamayı bıraktı. Ya da hatıralar çekilip alındı elinden. Ona hüzünle bakmış ve vücutsuzca çekip gitmiş bir çift göz kaldı sadece. Bir de paçasına bulaşmayan çamur. Bozcaada’nın tek tepesini göz alabildiğince kaplayan çimler onu sardı. Anlamlar biner biner yitirildi zihninde. Ve gözler de terk etti onu.
Çamur tüm vücudunu sarmıştı, o hissetmese de.
Bir kadın çığlık attı. Sıçradı oturduğu banktan.
Ters dönmüş motosikletin tekerleği, yüzünü güneşe dönmüş halde, pişkince, utanmadan dönüyor, dönüyordu.


Hepinizin elinize, yüreğinize sağlık arkadaşlar. Yolculuktan yolculuğa sürüklediniz beni. Sabırsızlıkla bekleyeceğim yeni şiirlerinizi ve yazılarınızı.


Düzeltme: Yazım yanlışı

Bu ileti Zephyros tarafından Sep 3 2007, 01:09 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
"Düşünce her zaman öndedir. Düşünce uzağı görür, şimdiki zamanı yaşayan bedene göre çok uzağı görür. Umudu ortadan kaldırmak, düşünceyi bedene indirgemektir. O zaman, beden çürümek zorunda kalır." Albert Camus
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gündüzdoğanay
mesaj Sep 4 2007, 10:47 PM
İleti #20


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 610
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



Siktir et...

Hepimizin bir devri ve de zamanı vardı.
Bazen 1 dakika, bazen 1 gün, bazense1 yıl
Hayatı yakaladığımız sürelerdi bunlar.
Bazıları yükselişimizi bazıları da çöküşümüzü temsil ediyordu.
Fark etmiyordu aslında.
Aynı duyguları hissediyorduk.
Acıyı, neşeyi, hüznü, güzelliği…
Bu anlarda var olduğumuzu hissediyorduk.
Riskli bir hayattaydık.
Kısa bir süre mutlu olabiliyorduk.
Uzun bir süre de mutsuz.
Sadece vakit öldürüyorduk sanırsam.
Ya da vakit bizi öldürüyordu.


--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
reel
mesaj Sep 25 2007, 01:45 PM
İleti #21


Last Night I Dreamt That Somebody Loved Me
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,287
Katılım: 31-May 07
Nereden: Wired
Üye No.: 13



U DÖNÜŞÜ

Gözlerimin, tek başına açılmaya çalıştığı bir boşluktan faydalanan beynim, düşünce denizinde kaybolmaya koyuldu. Bir saniye bazen insana günler gibi, bazen ise yüzyıllar gibi gelir, bilirsiniz. Ama hiçbir zaman saniyenin saniyeye karşılık geldiğini görmedim gariptir. Neyse bahsi geçen o anda, çapaklı, açılmak bilmeyen gözlerimde, kendimi bir milenyum aşmış, sabah ayazında işlerine koşuşturan karınca sürüsünü izler buldum. İlginçtir, düşünmeye çabalıyordum. Meğer aşk ve arabesk kokulu, bol çentikli bir bankta dinleniyormuşum. Beynimdeki derya oyunları da boşuna değilmiş meğersem. Kordon’daymışım. Dakikalar geçtikçe hatırlar oldum. Geceden yorulup bedenimde dinlenen alkol ise, işe koyuldu. Susattı tekrardan bedenimi. Bir şeyler hatırlıyorum geceden. Sanki hayatımın melodisini dün gece yarısı dinlemiş ve hayatıma hüzünlü bir şarkıyla yön vermem gerekmişti. Anlıyorum. İzinsiz "U" dönüşü yapılmayan, biçare sona doğru yaklaşıyorum. İçim bulandı. Alkolden mi, gelecekten mi acaba? “Boş ver” diyerekten, bir şişe soğuk su daha içeyim üzerine. –ki cevaplar arasında beynimi yanıltabileyim. Tamam, artık biliyorum. Alkolden. (:

-------------o-------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
siroguz
mesaj Sep 27 2007, 11:44 AM
İleti #22


some are born to sweet delight, some are born to endless night
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 435
Katılım: 22-June 07
Nereden: bir yerdeyim...
Üye No.: 112



Yaklaşık 2 ay önce, Ortaköy'den evime giden uzun yolda şekillenen son halini de geçen gün alan eğlenceli bir deneme:


İstanbul'u yiyorum gözlerim dalmış

Ortaköy’de görmüşler beni,
Konuşurmuşum kendi kendimle,
Gözlerim dalmış denize,
Ha bir de elimde kumpir.

Bir gün de kuyrukta görmüşler Eminönü’nde,
Bir yandan gülermişim durduk yere,
Bir yandan da martıları selamlarmışım,
Kuyruğun sonu balık ekmek.

Sabahlara kadar Taksim’de dolaşırmışım,
Güzellere meyilim varmış,
Gözlerde mânâ ararmışım,
Geceye hamburgerle başlayıp.

Sultanahmet’te yarenimle otururmuşum,
Görenlerin dikkatini çekmiş;
Masanın bir tarafında ben, bir tarafında o,
Ve üstündeki köfteler.

Aşklarımı sordular nihayet,
İstanbul dedim; şaşırdılar,
Yemek dedim kala kaldılar,
Halbuki elimdeki kokoreç.

smile.gif



--------------------
Bahçelerde ve yatak odalarında, bodrum katlarında ve tavan aralarında dolaşır, köşelerden döner, kapılardan pencerelerden geçerim, kaldırımlarda gezinir, merdivenlerden çıkar, halıların üzerinde, oluklardan aşağı, gökyüzünde ilerlerim, arkadaşlarla, âşıklarla, çocuklarla ve kahramanlarla gezerim; bunların hepsi de algıladığım, hatırladığım, hayal ettiğim, çarpıttığım ve netleştirdiğim şeylerdir.
Tom Robbins - Another Roadside Attraction
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
orboris
mesaj Oct 7 2007, 10:04 PM
İleti #23


Yeni Üye
*

Grup: Üyeler
İleti: 4
Katılım: 7-October 07
Üye No.: 493



QUOTE
Babam çıktı geldi bu gece evimize, ansızın değil gerçi ama beklenmedik… Önce telefon etti geliyorum, güvercin, resim falan dedi anlamadık, ama elbette buyur ettik, gel dedik.

Geldi, kendisine göre bibuçuk, bana göre iki duble içmişti, yine de biralarıma ortak olmaktan kaçınmadı. Güvercin meselesi, yengemin yaptığı kekte güvercin figürü çıkmasıymış, ilginç gerçekten. Amcamı internette görmek şaşırttı beni, aradım, “Allah yazısı çıksaydı prim yapardı amca, güvercin prim yapmaz, zaten Ecevit de rahmetli oldu” dedim, gülüştük.

Sonra paylaştığımız alkolün de etkisiyle anıları canlandırdık, ne zamandır uzunca konuşmamıştık da, iyi oldu. Babam dedemden sözetti, Çumra’nın en yakışıklı at arabası sürücüsüymüş ve 23 yaşında, babam daha 1.5 yaşındayken zatülcenpten, doktor ve ilaç olmadığından ölmüş. “İki torununun da doktor olduğunu görüyorsa mutludur şimdi”dedi, sanırım beni ağlatmaya çalışıyordu.

Çocukluğumun silik hatıralarından söz ettim ben sonra, Kadınhanda beni kovalayan sarı köpekten, halamın evin salonunda, leğende zorla yaptırdığı banyodan, motorlu drezinle yaptığımız kısa ve titrek gezintilerden… Hepsini hatırlıyordu babam ve daha fazlasını. Bu arada yediğim tek dayak diye hatırladığım şeyin aslında tek olmadığını da öğrendim. Nasıl dövmüşse babam beni zamanında hiç iz bırakmamayı başarmış.

Öyle kopuk kopuk ki ilk çocukluğumun anıları… Bir köy evinde gece işemeye kalktığımda etrafta koşuşturan beyaz tavşanlar gerçekmiş meğer, beni parkta gezdiren asker elbiseli adam da Sadullah Dayı’nın oğluymuş. İçinde kaybolup gittiğimiz o geniş kanyon Sarıköydeymiş ve beyaz örtüler ve bir bıçakla hatırladığım, diğer dedemin cenazesiymiş.

Daha bir sürü şey anlattı babam, bir sürü bölük pörçük hatıramın eksik parçalarını tamamladı. Akhisarda sinemadan çıkarken güzel sesiyle “iyi geceler, iyi geceler” diyen kadının Nesrin Sipahi olduğunu, fasülye şekerleri alırken yeni çıkmış 50 Kuruşları 2.5 lira diye yutturduğumuzu sandığımız Gar Büfecisinin aslında durumun farkında olduğunu öğrendim.

Turuncu bisikletimi, kocaman lojman bahçesinde yaptığımız futbol maçlarını, prize tornavida sokulmayacağının ve erimiş kurşunun sıcak olduğunun öğrenilmesinin acı verici olduğunu, bir kurbanlık koyundan ancak küçük bir şiş kokoreç çıktığını da birlikte hatırladık. Hastalandığımda evimize kadar gelen Doktor Haluk Beyin annemin endişesini nasıl kolayca giderdiğini, kızamık çıkardığımda zevkle yediğim “Kızamık Şekeri”ni ve sarılık olduğumda tüm ısrarlara rağmen yemediğim kuş etini…

40 yaşındayım, babam da 66 yaşında. Bunca sene yapılmamış bir konuşmayı neden ve nasıl yaptığımızı bilmiyorum. Bu geceyi hiç unutmayacağım.

Babama evine kadar eşlik edip anneme teslim ettim, babamın el koyduğu biraları bakkaldan takviye edip evime geldim ve klavyenin başındayım. Bu akşam bazı şeylerin ne kadar vazgeçilmez (yeri doldurulamaz) olduğunu, iki satır sohbetin verdiği zevkin yerini doldurabilecek hiçbir maddiyatın olmadığını bir kez daha anladım. Babam anlattı, hatırlattı tekrar bunu. 8 yıl önce ölümün kıyısından dönmüş ve bundan sonraki hayatının bir hediye olduğuna inanan babam.

Teşekkür ederim baba, boşuna yaşadığımı düşündüğüm bu zamanlarda bana hayatın yaşanmaya değer bir şey olduğunu hatırlattığın, hayatıma küçük de olsa anlamlar kattığın için, teşekkür ederim….

Belki sizin de böyle bir konuşmaya ihtiyacınız vardır, belki anıları canlandırmak size de iyi gelir. Ne bileyim, yazdım işte öyle, içimden geldi,yazdım.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gündüzdoğanay
mesaj Oct 10 2007, 09:46 PM
İleti #24


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 610
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



Nakavt.

Soluk renkler ama baskın bir sarı,
Bulanık ama derin düşüncüler,
Acı ama minnet ve sevgiyle andığımız anılar,
Rakı ve balık muhabbetleriyle geçen akşamlar,
Hasat dönemi gibi bir hesap dönemi,
Yaptığımız yanlışlar, yapmamız gereken doğrular,
Unutulmaz bir kızıl, utanmaz bir yüz,
Benim ve egolarımın karşılıklı yumruklaşması
Isıtmayan ama aydınlatan bir hakemin bakışı,
Orospu zamanın sonraki raundu göstermesi,
Ayağa kalkmak için birkaç bira içişim,
Nakavt olmak için çok güzel bir güz akşamı.


--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gündüzdoğanay
mesaj Nov 17 2007, 12:14 AM
İleti #25


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 610
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



Bir ben var bir de benliğim.

Bir ben var bir de benliğim.
Gerçek ve hayal arasında.
Bazen ben bazen de benliğim baskın çıkıyor
İyiyle kötü arasında.
Üçüncü şahıslarda karar veremiyor
Doğru ile yanlış arasında.
Boş bir hayat yaşıyoruz
Sevgi ve nefret arasında.


--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
reel
mesaj Nov 20 2007, 03:41 AM
İleti #26


Last Night I Dreamt That Somebody Loved Me
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,287
Katılım: 31-May 07
Nereden: Wired
Üye No.: 13



KISSADAN HİSSE

Bir zamanlar köyün birinde, zamanın yaşına vermiş olduğu görmüşlüğü erdem sanıp ben oldum diyen bir ihtiyar yaşarmış. Sanki bu ihtiyara hatalardan hata beğen diyen zorba bir köy ağası varmış gibisinden bir gün köy meydanında bir gazoz kasasına çıkmış ve başlamış marabanın ağzına sakız olacak söylemlere...

"Ey ahali! Ben erdim.
Aynı anda iki deliğe pislerim.
Hiç gocunmam bundan, gerinirim.
Yaklaş hele, sana da öğreteyim."


Sözler birbirinin ardını takip etmiş. Gel zaman git zaman, yaparım ederim cümleleri karşısına dikilmiş zavallı ihtiyarın. Bayırları aşıp gelmişler meğersem köy meydanına. Erdim diyen bilir mi ki; bir ova, bir bayır eşit olsun bir evrene. Önce çıkasın kendi küçük diyarından, ışık gelsin göz bebeklerine. Yine de... bir güzel kazmış elleriyle ilk deliği. İkincisini ise bir-iki metre uzağına. Eee... bir saniye arayla pisleyeceksin her iki deliğe.

İhtiyarımız çömmüş deliğe...

Bundan sonrası midemizi bulandırmadan kıssadan hisse, iki deliğe aynı anda pislemeye çalışan sonunda sıçarmış kendi üstüne...


-------------o-------------

Yazıyı yazmadan beş on dakika önce, ikiyüzlülüğün dibe vurduğuna ve dostluğun övgüyle şahlandığına şahit oldum. Meğerse bu dünyada veyahut bir başkasında, -sadece- gerçekleri görenden değil, her şeyi gördüm diyenden korkmalıymış.

Ne yapabilirim? İroniyi herkesin sevdiğinden biraz daha fazla severim. Tüm yazdığım ona olan sevgimden, yoksa iki küçük açının yanında yer alan hipotenüsten banane, karşıda koskoca dik açı dururken...


Bu ileti reel tarafından Nov 20 2007, 04:58 AM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
siroguz
mesaj Nov 23 2007, 07:52 PM
İleti #27


some are born to sweet delight, some are born to endless night
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 435
Katılım: 22-June 07
Nereden: bir yerdeyim...
Üye No.: 112



İsimsiz Şiirler:

Git! Seni durdurmaya mecalim yok,
Son kuvvetimi ağlamak için saklıyorum.

Bu dünyadan göçmek için acelem yok,
Ağır ağır tek başıma yürüyorum.

Elimden tutacak başka ele ihtiyacım yok,
Hayat yolunda kendimi zor taşıyorum.

Her yaptığım işe nokta koyacak halim yok,
Ben hayatı içimden geldiği gibi yaşıyorum.

Ve son kez yüzüne bakmaya cesaretim yok,
Dur! dememi istersin diye korkuyorum.




Semada yalnız dolaşan bulut
En güzel şeklini al bugün
Mazideki yağmuru unut
Rüyalara desen ol bugün
Ardında esen rüzgar yok bugün.

Alsan beni de yanına
Götürsen onun olduğu diyara
Senin için zor olsa da
Yağmur olup yağar mısın benim için?

Gökyüzünden iyi görebilir miyim?
Onu görünce kalbime hakim olabilir miyim?
Cesaretimi toplayıp kendimi bırakabilir miyim?
Belki saçlarına düşerim...



Bir rüzgâr vardı hani,
Saçlarını okşayıp geçen.
Kum vardı, ayakkabına girip,
Ayaklarına sürünen.

Uzak bir yıldız,
Geceleri pencerene göz kırpan.
Bir çamur, nedendir bilinmez,
Eteğinin ucuna bulaşan.

Bir kuru yaprak,
Bacaklarına sürünen.
Üşümüş bir kar tanesi,
Yanağında ısınıp eriyen.


--------------------
Bahçelerde ve yatak odalarında, bodrum katlarında ve tavan aralarında dolaşır, köşelerden döner, kapılardan pencerelerden geçerim, kaldırımlarda gezinir, merdivenlerden çıkar, halıların üzerinde, oluklardan aşağı, gökyüzünde ilerlerim, arkadaşlarla, âşıklarla, çocuklarla ve kahramanlarla gezerim; bunların hepsi de algıladığım, hatırladığım, hayal ettiğim, çarpıttığım ve netleştirdiğim şeylerdir.
Tom Robbins - Another Roadside Attraction
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gündüzdoğanay
mesaj Nov 28 2007, 11:10 PM
İleti #28


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 610
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



Karanlıktan hoşlananlar

Büyük bir ruhsal bunalım geçiriyorlardı.
Bazıları işini, bazıları sevgilisini, bazıları da ruhunu kaybetmişti.
Çok şey kaybetmişlerdi!
Bir çoğunun hayatla hesaplaşması gerekiyordu.
Yapabilirlerse.
Yenilgilerinin görünmesini istemezlerdi, çünkü hala bir parça gururları vardı
Genelde bir barın en kuytu köşesinde veya izbe bir yerinde takılırlardı.
Karanlıkta, siyahlar içerisinde
Yeryüzünün tüm dogmalarına karşı
Başkaldırmak, isyan etmek ve tekrar savaşabilmek için içiyorlardı.
Kendilerine bir amaç bulmuşlardı en sonunda.
Ama bilmedikleri şey her zaman kaybedecekleri bir savaştı bu.


--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
pospolen
mesaj Dec 9 2007, 12:03 AM
İleti #29


-
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 588
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 21



Bu geceye hüzün hakim sanki. Belki artık alışkanlıkları bırakmanın gerektiğinden geliyor, belki de tek başına kalmaktan. Bilmiyorum neden kaynaklandığını, ama hüzün var işte!

Hüznü severim aslında. Semereleri boldur. Çalışmayan yerlerimi çalıştırır, anımı renklendirir. Ama bu geceki farklı. Damağıma farklı tatlar çalınıyor. Öyle bir tat ki, ana malzemenin tadını kırıyor, almak istediğim zevki engelliyor. Aslında tadı kötü değil. Sadece merak duygusu, tatma duyumumun önüne geçiyor. Acı, boşluk, sıkıntı, pişmanlık, rahatlama... Bunların hepsi veya hiçbiridir belki. Bilmiyorum. Bilmedikçe nefret ediyorum. Nefret ettikçe kuruyorum. En sonunda kendime döngü oluşturuyorum, dönüp duruyorum.


--------------------
Eugénie: Ama değişik türde erdem var; örneğin, dindarlık konusunda ne düşünüyorsunuz?
Dolmancé: Dine inanmayan için bu erdem ne ifade edebilir? Haydi sırasıyla akıl yürütelim Eugénie: İnsanın Yaratıcı'sına bağlayan ve var olduğu için bu yüce Yaratıcı'ya duyduğu minnetini ibadet yoluyla ona kanıtlamaya zorlayan anlaşmaya din diyorsunuz, değil mi?
Eugénie: Daha iyi tarif edilemezdi!
Marquis De Sade- La Philosophie dans le boudoir
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gündüzdoğanay
mesaj Dec 15 2007, 12:18 AM
İleti #30


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 610
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



Jenerik
Siyah beyaz görünüyordu her şey
Eski bir filmin jeneriği gibi
Görüntüler durmadan akıyordu
Zincirini kırmış vahşi bir hayvanın hiddetiyle sarsıyordu zaman.
Öç alırcasına
Yaptığım hataları, pişmanlıkları yüzüme vuruyordu.
Elimden bir şey gelmezdi artık.
Mutsuzluğumdan mutluydum.
Makul değildim.
Ta ki bilinmeyen bir zamanda,
Tekrar bir oyuncu olana kadar…


--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

4 Sayfa V < 1 2 3 4 >
Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 17th October 2018 - 10:10 PM