IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

4 Sayfa V  1 2 3 > »   
Reply to this topicStart new topic
> Deniz Kabuğundan Sayfalar
reel
mesaj Jun 26 2007, 12:03 PM
İleti #1


Last Night I Dreamt That Somebody Loved Me
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,287
Katılım: 31-May 07
Nereden: Wired
Üye No.: 13



KIRLANGIÇ DENİZİ

Şu an dünyada olmak vardı. Sıkıldım sıkıştığım iç dünyamda kolumu bacağımı oynatamamaktan. Dedim ya şimdi bir sokak arasında olmak vardı. Bir elinde şar-goz diğerinde boşa giden meniler. Karşımda boylu boyunca göğe uzanan kırlangıç denizi. Yürüdüğüm yollara serilmiş seviyesiz ilişkiler. Of, içim yavaştan kararır oldu. Sanırım akşam oluyor. Güneşin alnında içersen, alınır gider işte böyle. Yer mi yok ki koca evrende, güzelim güneşi kirletiyoruz, edebini bozuyoruz bizler.

Bekledim akşamı, kırlangıç denizi maviye bulandı. Yolun sonuna ulaştım sayılır. Sahil şimdi daha yakın. Şarap da bitti ne de olsa. Hayatımla beraber köşedeki geri dönüşüm kutusuna atmak gerek.Çevreye duyarlı, yanımda yürüyenlere saygılı, duyargaları gelişmemiş bir eklembacaklının söyleyecekleri vardı.

Neyse hafiften ayılmak, ayıldıkça temizlemek lazım pirincin taşını. Vazgeçtim denize ulaşmaktan, saptım ilk sapaktan.

Ölümü ne kadar özlemişim. Oysa hiç tatmadığımı düşünürdüm şu ana kadar. Bir fırsat verilmiş bir zamanlar ki alıyorum kokusunu.
Ev yolunda yürüyorum gecenin bir yarısı ve birden bir düşünce sardı benliğimi.
- Nereye gidiyorsun? diye sordum içten içe.
Cevap gelmedi.
Tanıdık gelmişti çünkü o yol, geçmiştim sanki oralardan. Düşündüm. Ben değil, her zamanki gibi Dostoyevski geçmişti. Çıkmazdı sonu. Hiçliğe varıyordu. Dönmedim sapaktan.

İçimden şükrettim Dostoyevski'ye. Sanki diğer yollar farklıymış gibi...


-------------o-------------

Başlığın Açılış Sebebi: Madem bir edebiyat köşemiz var. Madem bu kadar yazıp çizmeyi seven insan var. O zaman herkesin bir köşede sakladığı karalamalarını paylaşacağı bir başlığı da olmalı, değil mi? Ayrıca yazılar hakkında yorumlar da yapılabilir. Açılışı geçmişte yazdığım bir yazıyla ben yaptım. Gerisi tüm gemi çalışanları ve konuklarından gelsin bakalım.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
siroguz
mesaj Jun 26 2007, 12:54 PM
İleti #2


some are born to sweet delight, some are born to endless night
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 435
Katılım: 22-June 07
Nereden: bir yerdeyim...
Üye No.: 112



Kırlangıç Şiirleri


Bir parça umut çıkartıp ceketimin cebinden;
masanın üzerine koydum,
sonra gözümdeki yaşlara uzanıp;
bir damla su verdim umut çiçeğime,
bir hayale daldım;
hayal gibi yaşamımın gerçekliğini sınayan,
hüzünleri indirdim terazinin kefesinden;
mutluluklar ağır bassın diye hile yaptım tartıda,
bir resme sarıldım gece yatarken yorgan niyetine,
bir de şiir koydum pencereme;
sabah kırlangıçlar alıp götürsün diye.

Bir tren vagonuyum;
içerisinde umutlar, mutlu insanlar,
bir vapurum;
yüzüyorum gözyaşı denizinde,
hayalden bir limana gidiyorum;
iskelesinde bir resme aşık insanlar ağlıyor,
bir tayyare olmuşum gök yüzünde,
yanımdan kırlangıçlar geçiyor;
zümrüt gagalarında şiirlerle.

Bir kitabın son sayfasıyım;
umut ağacının yaprağından,
bir çayın son yudumuyum;
tükenip gidişime ağlıyor semaver,
bir şarkının son nakaratıyım;
aşık dudaklara yerleşmiş,
bir hayatın son demiyim;
dalıp gitmişim uzaklara,
kırlangıçlar şiirleri devrediyor;
geri dönecek olanlara.


Not: Birçok kez aklıma gelmişti ama cesaret isteyen bir iş olduğundan ilk adımı atamamıştım. Madem ilk adım atıldı bir tane de benden olsun.

Not 2: İsim benzerliği tesadüf olmuş. smile.gif


--------------------
Bahçelerde ve yatak odalarında, bodrum katlarında ve tavan aralarında dolaşır, köşelerden döner, kapılardan pencerelerden geçerim, kaldırımlarda gezinir, merdivenlerden çıkar, halıların üzerinde, oluklardan aşağı, gökyüzünde ilerlerim, arkadaşlarla, âşıklarla, çocuklarla ve kahramanlarla gezerim; bunların hepsi de algıladığım, hatırladığım, hayal ettiğim, çarpıttığım ve netleştirdiğim şeylerdir.
Tom Robbins - Another Roadside Attraction
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Jun 27 2007, 11:14 PM
İleti #3


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



Benimkisi Dudak Tiryakiliği


Gün yine siyahlara bürünmüş, matem havasında. Saat sabahın 4'ü. Her zamanki yalnızlığım bugün biraz daha acıttı canımı. Duramadım evde, duvarlar üstüme üstüme, kabuğumsa bana dar gelir oldu. Üzerimde günün yaşanmışlıklarından nasibini almış eski, yırtık pırtık açık mavi bir kot, üstümde siyah bir gömlek, kırış kırış olmuş uykuyla verdiğim mücadele esnasında. Evden çıkıyorum ve sahile atıyorum kendimi. Belki denizin tuzlu ve nemli yoğunluğu şu havadaki kasveti yumuşatır ve içime çekmeme yardımcı olur. Kimse yok etrafta. Ama bu yeni bir şey değil. Alışkınım tenhalara uzun zamandır. Nasıl oldu, neler yaşandı da bu kadar yalnız kaldım, hatırlamıyorum. Seninleyken de gülmedi aslında yüzüm bakma, ama senden sonra daha bir fazla koyar oldu yaşamak ne yalan söyleyeyim.

Öyle arkamda acı acı çalan yaylılar veya karizmatik orta yaşlı, kır saçlı bir adamın tok sesi yok neyse ki. Aksine derin bir sükunet ve nefesim başbaşa, gecenin ıssızlığında. Sanki seni aklıma düşürmek için elimden geleni yapar bir halim var. Filme alıyor olsam kendimi, hafif bir ağır çekim, arkada yaylılar ağır aksak, elimde sigara siyah beyaz film karizmatikliğinde. Ama öyle bir şatafat yok. Tıpkı yaşadığım hayat gibi canımın yanışı bile gösterişsiz. Nasıl yaşadıklarımı kimse görmediyse daha önce, şimdi de çaktırmadan gözümden döktüğüm yaşları kimse görmüyor. Bu pek önemli değil aslında. Zaten görmelerini istemem. Ama görmeye namzet kimseler de kalmadı etrafımda. Sanırım bu damlalardan birkaçı da buna akıyor. Hepsini sana sakladım sanma.

Zordu senden sonra, öncesi kadar olmasa da. Hayatıma bir gün çıkacağını bile bile girmen mi iyi oldu, yoksa ben başımın çaresine bakar mıydım kestiremiyorum. Yalnızlık kelimesini sen hayatıma girdikten sonra öğrendim ilginçtir. Öyle de lanet bir şey ki, ne onunla oluyor ne onsuz. Uzun süredir beraberiz. Senden sonra olmadı işte, mutlu olamadım. Senin güldüğün, eğlendiğin geliyor şu an her neredeysen orada, aklıma. "Senin için seviniyorum" saçmalıklarına inanmıyorum. Kendim için üzülüyorum. Evet. Öyle yaşamaya değmez bir hayat ki, yüzümün gülüşü senin ellerinde.

Arada kapımı çalan basıp gitme sendromlarına kayıtsız kalmak olası değil. Zaten ruhum kendimi bildim bileli her şeyi bırakıp gitmeye teşne. Ama hâlâ buradayım, senin aksine. Yüreğim yoktur belki de, senin kadar cesur olamamışımdır ya da. Sensizliğin yanında getirdiği ikramiye, nefes darlığı, salya sümük ağlama, alkolle duygusal bağ kurma, şimdilerde elimden düşse de yeri belli tek dal sigara ve şu sızı... Tuhaf bir şekilde haz alıyorum bundan. Dinlediğim şarkılar, izlediğim filmler, okuduğum şiirler, saatlerce içinde dalıp gittiğim resimler, beğendiğim kadınlar hep biraz daha yakıyor canımı. Her şeyin sorumlusu sen olacak kadar büyütülmüş değilsin bu gözlerde. Ama etkin de yok değil hani. Mutlu olmaya dair tüm ümitlerimi gömdüm bir süre önce çok derinlere. Çok alıştım uzun süredir içinde yaşadığım, mutsuzluktan haz almak devrine. Ama her an gidebilirim buralardan. Nereye diye sorma. Hiç kimsenin adımı bilmediği bir yere dersem gülersin. Anlayacağın kaçışlarım bile yalan. Kendimden kaçmaya çalıştığımın ben de farkındayım. Ama olmuyor işte, yapamıyorum. Ağır geliyor bazen çektiğim nefes. Ciğerlerime çekemiyorum zaten. Benimkisi dudak tiryakiliği. Arada bir ismin dökülür gayri ihtiyari aralarından. Belki dönsen döneceğine dair umudum aklıma geldiğindeki kadar mutlu olmam. Belki değil kesin bu. Hatta seni hayatıma sokmam bile. Büyün bana yetiyor. O yüzden gelme. Hatta uzak dur benden. Ve acıt canımı, acıtabildiğin kadar. Çünkü ben seni böyle seviyorum...


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
reel
mesaj Jun 29 2007, 09:58 PM
İleti #4


Last Night I Dreamt That Somebody Loved Me
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,287
Katılım: 31-May 07
Nereden: Wired
Üye No.: 13



Açılış Günü

Ağlama duvarının açılışındaydın bugün, gördüm gerilerden. Bir yığın insan bekliyormuş meğersem bu açılışı. Sıkılacağımı düşünürken kalabalıkta kayboldum. Tanıdık yüzler selamladılar arada. Sevimli yüzlerini esirgemediler benden sağ olsunlar. Perde inmeye başladığında tek tek her birini alkışlamak istedim. Ömrüm yettiğince tabi. İki adım öteye sıçmaya gidemeyen ben, ön saflarda alkışlarken buldum kendimi heykeli. Ya da heykel alkışlanmayı bekliyordu evimin önünde. Bilmiyorum işte yoruldum açıklamaya çalışırken. Mantıklı düzgün yazılar benim işim olmadı hiçbir zaman. Yazık ufak çocuğa, sütünü eksiksiz içirtmeli, acımaksızın gaz doldurmalı tüm bünyesini, ağlatmalı tüm gece. Bu gece itiraf dolu geçti. Tüm hayatım boyunca anlam veremediğim tek yaratık bu olsa gerek diyeceğim, ama yalan olur. Hiç olmazsa anlam veremediklerimden biriydi diyelim. O'na karşı ne yapacağımı hâlâ çözemedim. Konuşamayan, yazamayan, hatta karşısında düşünemeyen ben, neden bu hâlde, neden yine böyle saçmalarken bulduğumu kendimi sorguladım oynak beynimde. Çözüm mü? Oynak olduğunu söyledim ya. Hep acımtırak sokak aralarında tekerlemeler söylerken bulurum kendimi. Koşup uzaklaşmaya çalıştığımda gece devriyesi çıkar karşıma. Yorgun argın dönerim sokağın başına aynı acıları tatmak için. Sanırım bu döngü mazoşist bir hava yarattı bünyemde. Sorunlu bir salak oldum çıktım. Ya da doğuştan bir asalaktım başkalarının mutluluklarından feyzalan. Arabesk dolu bünyemde overdose isyan yaşamak kadar çelişkili bir kültüre sahip yaşlanıyorum. Kelimeleri yoruyorum her kurmaya çalıştığım ufak cümlecikte. Akıl hastanesine yakın oturmak istemişimdir hep hayatım boyunca. Sadece oturmak istemiştim. Ama şimdi bir sokak altında düşünüyorum. Onlardan farksız tadıyorum kaldırım taşlarını. Bir yığın anlamlı-anlamsız cümleyi yan yana yazıyorum ki düşünebilesiniz. Bunları okumanın sizin için nasıl bir tat oluşturduğunu biliyorum esasında. Bir diş ağrınız var. Ve önünüzde duran çilekli pastaya yumulmuşsunuz gibi bir his olsa gerek. Her ısırıkta aldığınız orgazmı acı ve tatlıyla bünyenizde harmanlıyorsunuz. Bir daha bana asla hayır diyeni görmeyim. Ancak içinizden kelime oyunları yapmanıza izin verebilirim. En sonunda içinizde patlayacak şekilde. Acı çeken pasta manyağı ben olmak istemiyorum artık. Senden hoşlandım. Ve bu tadı, bu acıyla harmanlayamayacak bir bünyem var. İnan harmanlasam dahi bir bok anlamam sanırım bu rakstan.

-------------o-------------

@siroguz,
kelimeleri kullanış tarzının çok ama çok hoşuma gittiğini söyleyebilirim. (Özellikle terazili bölüm)

Ve @baronio,
esasında daha önce yazacaktım ama eski bir yazıyı daha buraya eklerken yazayım dedim. ___ (Yazdığın yazıya ne isim vermek istersen boşluğu o şekilde doldurursun smile.gif ) geçmişte yazdığım bir mektuba o kadar benziyor ki. Yazını okurken tekrar hüzünlendiğimi söyleyebilirim. Bana aynı hissi tekrar yaşattığın için teşekkürler.


Bu ileti reel tarafından Jun 29 2007, 10:00 PM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
siroguz
mesaj Jul 2 2007, 11:07 PM
İleti #5


some are born to sweet delight, some are born to endless night
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 435
Katılım: 22-June 07
Nereden: bir yerdeyim...
Üye No.: 112



Duygu yoğunlukları sırsında aklımda beliren ve bir yerlere yazma ihtiyacı hissettiğim şiir görünümlü birkaç çalışma:

Dolunayda sokak lambalarının etrafında dönüp,
Aya ulaştığını sanan böceklerinki kadar yalan,
Mutluluğum.


Derdimi anlattığım o geceden beri
Güneş battıktan sonra boyunlarını büker
Dünyanın tüm ayçiçekleri.


Sen bir martı, Boğaz’da kanat çırpan
Ben bir dalga, vapurlara çarpan
Bir simidi yakalamasan
Belki öperim dudaklarından.


Yanağında bir inci tanesi;
Mavi, serin
Nice derinlerden gelmiş sırf benim için,
Mendilinle yok etme sakın
Bırak toprağa düşsün,
Yer yüzünde değil belki,
Toprağın altında aşkım yeşersin.




Yazılarınızdaki samimiyet, tevazu, kendini bilme; duyguları adeta gözle görünür hâle getiriyor. Yaşadıklarınızı birebir hissettim neredeyse. Kaleminize sağlık.


--------------------
Bahçelerde ve yatak odalarında, bodrum katlarında ve tavan aralarında dolaşır, köşelerden döner, kapılardan pencerelerden geçerim, kaldırımlarda gezinir, merdivenlerden çıkar, halıların üzerinde, oluklardan aşağı, gökyüzünde ilerlerim, arkadaşlarla, âşıklarla, çocuklarla ve kahramanlarla gezerim; bunların hepsi de algıladığım, hatırladığım, hayal ettiğim, çarpıttığım ve netleştirdiğim şeylerdir.
Tom Robbins - Another Roadside Attraction
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melih
mesaj Jul 3 2007, 08:47 PM
İleti #6


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,451
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 2



NAZAR
Haftasonu bir nikaha davetliydim. Oldum olası fazla sevmemişimdir bu tip şeyleri. Kendim evlenmediğim için, bok at izi kalsın tadında bir kıskançlık beslediğimden herhalde. Yine önüme birkaç engel koyarak gitmemeye çalıştım. Bu seferki engellerimden en babası 20 dakikalık kravat bağlayamama beceriksizliği olmuştu. Siga siga da olsa engelimi aştım ve yola koyuldum. Emir büyük yerden geldiği için taksiye atlayıp "Yıldız'dan aşağı uç!" dedim abiye. "Evet"lere 3 dakika kala salona daldım. Geç kalmadım di mi, diye sorarak maç başlamadan kendi ağlarımı havalandırdım. Sinemaya mı geldin pezevenk, diye fırçayı yemiştim Yaşar Amca'dan.

Oğlan tarafıydım ben ama kız tarafıyla da tanışmıştım vakti zamanında. Yakışan bir çiftti. İkisi de birbirini "tek", beraberlerken "yarısı" olarak görmeyi başarmışlardı. Flört ettikleri dönemde bile bu işin sonucu belliydi. Abes ebeveyn sorunlarını aşıp, nihayet girebilmişlerdi bu eve. Yine de bir şey eksik gibi geliyordu bana. Eksik denemez belki, ama tamam da sayılamazdı.

Dakikalar sonra mürüvvet görecek olan ve suratlarında henüz o şapşal heyecanı yenememenin izlerini taşıyan ailenin ellerini öpüp salonun arkalarına, gölgelerine doğru çekildim. Ben yürürken 500 kişilik salon ayaklanmış, alkış sesleri yükselmeye başlamıştı. Ayaktaki tek kişi olduğumu sanıp beni alkışladıklarını düşünmüştüm. Oysa, elbette ki kimsenin umurunda değildim. Ellerin kavuşmasının nedeni çiftin kapıdan içeri girmesiydi. Ben ise bu maçı tribünden izleyecektim. Ulu teknik direktörün taktiğinde bugün bana yer yoktu.

Yerleşildi. Makineler hazırlandı. Kodamanların suratına bir ıkınma ifadesi konduruldu. Sanki, onlar da yeniden evleniyorlarmış gibi gelinle birlikte ayaklarını hazırlamış aportta bekliyorlardı. Bir tok sesin sorularına iki çatallı ses beklendik cevapları verirken her nikahta en karanlık odalarda bekletilen sürpriz yine uykusunda bırakılmıştı. Her şey planlandığı gibi gidiyordu. Sonucunu bildiğiniz bir maçı izlemek ne kadar heyecanlıysa, bu tören de bana o kadar heyecan veriyordu.

Maşallahı olan 2 ailenin nur topları evlendiğinden, tebrik sırası halk ekmek sırasına benzemiş ve ben de ağırkanlılığımın cefasını çekmek zorunda kalmıştım. En son Sami Yen'deki bir maçta duyduğum "Kaynak yapmayın" sözünü bir nikahta duymak beni çok neşelendirmişti ki; bir şey gördüm. Ya da o bir şey kendisini görmeme izin verdi.

Önce kulak zarımdan içeri süzülerek beni yanına çağırmıştı. "Dur, şurada bir şey kalmış."
Kafamı çevirdiğimde bir kadının, sevgilisi olduğunu düşündüğüm adamın takım elbisesini eliyle temizlerkenki hâline tanık oldum. Ancak beni esas etkileyen kadının gözleri olmuştu.

Dünyanın en güzel gözleri değillerdi, hatta hiçbir orjinallik yoktu o gözlerde. Ama bakışları...
Bakışlarında bir şefkat, hareketlerinde bakışlarını tamamlayan bir anaçlık vardı. Karşımda annelik içgüdüsünü giyinmiş bir kadın duruyordu. Gözlerine çok gerekliymiş gibi yerleşen bir damla, o meleksi bakışı kadının yüzüne kondurmuştu. Modası asla bitmeyecek, kimsenin asla vazgeçemeyeceği dişi kıyafeti bu kadının üzerine cuk oturmuştu.

Adam farkında mıydı acaba bu bakışın? Tebrik salonundaki benden başka herhangi biri, elle tutulabilecek kadar keskin olan bu duyguyu yakalayabilmiş miydi? Bu âna benden başka biri tanıklık edebilmiş miydi?

Herifin sırtı bana dönüktü, göremedim ne karşılık verdiğini. Yine kıskançlığa kapılıp, kadını hak etmediğine hükmetmiştim. Üzüldüğünde kaçabileceği bir bakışa sahip olduğunun, sevincini ölümsüzleştirecek bir bakışa sahip olduğunun farkında olmadığını düşünmek istemiştim, çünkü aynı bakışa bir zamanlar ben de sahiptim...
Değerini bilememiştim...



QUOTE(siroguz @ Jul 3 2007, 12:07 AM) *
Sen bir martı, Boğaz’da kanat çırpan
Ben bir dalga, vapurlara çarpan
Bir simidi yakalamasan
Belki öperim dudaklarından.

Ben bunu çok sevdim, hem de çok. Kedi gibi kıvrılıp, sürünesim geldi bu dörtlüğün bir kenarına flowers.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Jul 4 2007, 02:19 AM
İleti #7


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



forum resmi


Dizlerimde başın...


Dizlerimde başın. Elimizde birer kadeh kırmızı şarap, gözümüzde izlediğimiz filmin yadigâr bıraktığı gözyaşları. Boş gözlerle ekrana dalmışız, elim saçlarında, başın dizlerimdeyken. Filmin sonunda yazılar kayıyor ekrandan peşi sıra. Ve gözlerimi kapayıp yumuluyorum dudaklarına. Filmdeki çocuğun haline üzülüp döktüğün gözyaşları sızmış dudaklarına. Tuzlu tadın bu akşam. Rimellerin akmış, rujunu ben bozmuşum, saçın dizime yattığından dağınık. Şu şapşal halin bile öyle güzel ki! Hava sıcak ama bir engel teşkil etmiyor. Sırılsıklam olana, ter içinde kalana, nefes alamayana kadar sevişiyoruz, bağıra çağıra. Nefesimiz yankılanıyor parkelerde, sakız gibi bembeyaz saten duvarda. Bir sonuca bağlanmayıp, küt diye biten filmler gibi sevişmemiz. Ama hiç önemsemiyoruz. Çünkü tıpkı o filmler gibi, olup biten her şey hissedildi, söylenecekler söylendi. İllâ ki bir sonuca mı bağlamak gerek?

Üstümüz başımız ter içinde ama ikimiz de kalkıp duşa gitmeye niyetli değiliz. Ağızdan ağıza dolaşacak sigaranın fitilini ben ateşliyorum, hafif kaykılarak. Yüzümde aptal bir tebessüm, aklımdan hiçbir şey geçmiyor. Gece sessizliği, sokaktaki dükkânların neon ışıkları içeri vuruyor, kâh kırmızı, kâh mavi. Bir şey konuşulmamasına rağmen ortada bir tedirginlik yok. Kimsenin konuşmaya niyeti de yok. Tuhaf bir bağ bizimkisi. Konuşmasam, dokunmasam, sevişmesem, görmesem, hissetmesem de değişmiyor yüzümdeki tebessüm. Çünkü varsın. Ağırlaşan göz kapaklarım uykuya dalıp gitgide derinleşen nefes melodine daha fazla kulak misafiri olamaz hale geliyor. Küçücük burnuna bakıyorum başımı yastığa koymadan, ki yüzümde bir mutlulukla dalayım uykuya. Ne zaman baksam o burna ısırasım, mıncıklayasım geliyor. Gülmekten alamıyorum kendimi. Uyku bünyeme giriyor artık yavaşça.

Bir dahaki gözümü açtığım lahzada gün ağarmış. Ama rüya olduğunu sanıyorum. Orta büyüklükte bir oda, bomboş ama. Tek kişilik bir yatak yerde sersefil, duvarlar desen kireç demeye bin şahit ister, yosun tutmuş rutubetten belli başlı köşe bucağı, yerler bir zamanlar ahşapmış, şimdi ise her bir yerinden ayrı ses gelen, üzerinden parmak parmak toz kalkan rezil bir zemin olmuş. Burası ev değil viran. Ve eminim burada yatmadım gece. Hepsinden öte sen yoksun! Seni hissettim, iliklerimde, tenimde, dudaklarımda, dizlerimde... Kafamı yanıma çevirip baktığımda aklımdaki geceden kalan tek gerçek şeyi, sigaramı görüyorum, ağzı açılmış paketin içinden dışarı sarkmış iki dal. Gerçek olup olmadığını anlamak için alıp yakıyorum bir tane. Üçüncü nefesten sonra, odadaki kesif rutubet ve akşamdan kalmış küllüğün havasızlıkla duvarlara sinmiş kokusunun da etkisiyle gerçekliğe uyanıyorum. Seninle yattığım bir geceden daha, gerçekliğe açıyorum gözlerimi. Sigaranın dibine yaklaşırken her şey aydınlanıyor iyiden iyiye.

Her gecemi seninle geçirmek için bana yardımcı olan şeylerin etkisi sabaha kadar dayanmıyor. Ağrı kesicilerim onlar. Alkol, sigara, cigaralık hatta, kimi zaman da uyku hapı. Hiçbiri gerçeklikle yüzleşmeye sıra geldiğinde ortalarda bulunmuyor. Kotumla uyumuşum yine, üstümse çıplak. Gömleğimi alıyorum sırtıma ve atıyorum kendimi sokağa. Neyse ki sokak aynı sokak. Seni ilk gördüğüm, sinsi sinsi peşine düştüğüm, ha şimdi gelir, ha birazdan diye bir köşeye tüneyip o küçücük yüzünü düşündüğüm, sağda solda karşılıklı kendiliğinden bitmiş zehirli zakkumların açtığı dar sokakları, simsiyah giyinmiş yaşlı teyzelerin sardunyalarını suladığı, eşek sırtında yan oturmuş ağır aksak dama giden amcaların geçtiği ve ayağını üzerinde hissedecek kadar şanslı biçimli biçimsiz arnavut taşlarının uzandığı yokuş. Tüm bunları gördüğümü, hissettiğimi ve aklımın bir köşesinde yer ettiğimi şimdi anlıyorum. Seni bekleyişlerim de birer keyifmiş benim için meğer. Seni göreceğim iki dakika için saatlerce, kıçım acıdan kıyamet gibi ağrıyana kadar oturup beklemek bile damağımda tat bırakmış.

Her geçen gün azalır diye umduğum acım, nedense giderek artıyor. Yabancılaşıyorum her şeye. Tek bir hayatı bilir gibiyim. Her an ağlayabilir, şu an çekip gidebilir gibiyim. Oysa hiçbir zaman inkâr etmemiştim seni özlediğimi. Hiçbir zaman fakir ama gururlu adam olmamıştım ardından. Salya sümük ağlamış, gecelerce durmadan içmiş, bastığın kaldırımlara imrenerek bakmıştım. Buna rağmen devam ediyorsun üstüme üstüme gelmeye, gecelerime girmeye, geçmişimi bugünüm etmeye. Bir şekilde alışacağım buna da. Birazdan bu acım daha da artacak, ama neyse ki güneş batmaya koyulacak. O zaman ağrı kesicilerim beni bekliyor olacak. Bir şişe kırmızı şarap, en sevdiğimiz film, dizlerimde başın, saçlarında elim, ve sen... Hiç gitmediğin bu yerde...


******




Arkadaşlar hayranlıkla okuyorum yazılarınızı. Dae'cim, bu güzel yazını blogundan hatırlıyorum. Hatta blogunda bunun gibi çok severek okuduğum birkaç yazıyı daha unutulmaya terketmişsin. Kavundur karpuzdur ne gerekiyorsa temin edelim, yeter ki hız kesme. Yenilerini büyük bir hevesle bekliyorum. Siroguz, şiirlerini günde 3-4 kez okuyorum, her satırın üzerinde düşünüyorum. İnanılmaz bir kalemin var gerçekten. Hep şiir yaz sen dostum. smile.gif Ama @reel, işte senin yazılarında kayboluyorum. Kimi insanlar için bir şey ifade etmeyecek bazı satırları okurken gözlerim doluyor, bazen bağırmak istiyorum. Acımtırak sokak aralarında tekerlemeler söylerken bulur gibi kendimi, okurken kendimden geçiyor, yazılarında kayboluyorum.

Ellerinize sağlık arkadaşlar. clap2.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gündüzdoğanay
mesaj Jul 6 2007, 11:03 PM
İleti #8


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 609
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



Üşüyorum...

Tilki uykusundayım.
Bir gözüm açık diğer gözüm kapalı.
Yanımda harikulade bir sıcaklık.
Derin bir uykuya dalmak istiyorum.
Olmuyor.
O sıcaklığı kaybetmekten korkuyorum.
Zaman akıyor.
Dayanamıyorum ve derin bir uykuya dalıyorum.
Korktuğum başıma geliyor.
Üşüyorum!

@gündüzdoğanay


--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gündüzdoğanay
mesaj Jul 6 2007, 11:15 PM
İleti #9


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 609
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



Günbatımı.

Gün batımı ve kırmızılık
Tam kırmızı bile değildi.
Turuncu sanırım.
Ne fark ederdi?
O an bu evrenin dışındayken bile!

@gündüzdoğanay

Bu ileti gündüzdoğanay tarafından Jul 7 2007, 12:04 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
reel
mesaj Jul 12 2007, 12:16 AM
İleti #10


Last Night I Dreamt That Somebody Loved Me
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,287
Katılım: 31-May 07
Nereden: Wired
Üye No.: 13



İki Kısa Paragraf

~upstream'e adanmıştır~
Hırsızlar saygıdan söz eder olmuşlar. Ee… Umut fukaralarının karşısındaki dev aynasıyım ben. Her baktıklarında mübalağayla arşa varan boylarının yanında, dibe vurarak toz tanelerine dönüşen beni sayamaz olurlar. Durum o hâle gelir ki; ben miyim ufalan yoksa hırsız mıydı baştan beri ufak olan. Neyse hırsız bildiği gibi çalmaya devam etsin, bense bildiğim gibi üretmeye. Ve biz konumuza dönelim artık...

~Sadece Bir Şişe~
Kuru fasulyeyle utanç arasında kaldım geçenlerde. Hayatım gaz kaçırır oldu. O kaçırdıkça da, ben utanır oldum. Bir ara bir içki şişesinin dibine esir düştüm, ama hayatımın gazıyla -bir hınç- kurtulmayı başarabildim. Sanırım hayatımda başarabildiğim tek şeyi de bir şişeye borçluyum. O olmasa kurtulacak ne kalırdı bu utanç kuyusundan…
-------------o-------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melih
mesaj Jul 12 2007, 12:32 AM
İleti #11


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,451
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 2



ORADA MIYIM?

Canım acıyor. Her aldığım nefeste canım acıyor işte. Kendimle kaldığımda düşünmek zorunda kalıyorum, yapacak başka bir şey yok. Düşünmeyi sevmiyorum, amaçsızca durmayı seviyorum. Duruyorum yolda. Geçiyorlar yanımdan, bazan çarpıyorlar bana. Canımı yakmıyor bu çarpmalar artık. Herkesin içindeki büyümeyen çocuğum ben. Herkesin içinde miyim yoksa herkesin içinde mi büyüyorum orta yerde? Büyümek için delirmeyen, küçüklüğünü de kabullenemeyen bir çocuk. Buzdolabının kapağına erişmek için uzanıyorum, açınca içeride ne bulacağımı bilmeden. Soğuk dolabın içi de. Sıcak bir yemek arıyorum yana yakıla. Yapacak da yok ki kimsem. Gurulduyor isteksizce. O da anlıyor belki çaresizliği, kabul ediyor beni olduğum gibi. Nedenler hiç umurumuzda değil ikimizin de. Tanımlamaya çalışmıyorum kendimi. Olduğum kadarım, kadarıyla oldum. Tanımıyorum da ayrıca ben kendimi, tanımak da istemiyorum lanet olası. Sen tanıyor musun ki kendini, karşıma geçmiş bana beni anlatabiliyorsun? Ben miyim sana beni tanıtan yoksa sen misin beni benden çıkartmaya çalışan? Ben ilgilenmiyorum benimle, benliğimle. Sen kandırmaya devam et çevreni, onlar da kanmaya devam etsinler tanıdıklarıyla. Yeter ki hepiniz benden uzak durun. Ben kanamaya razıyım.



gündüzdoğanay, aslında sana söyleyeceklerimi 1 sene kadar önce söylemiştim sanırım özel mecralar üzerinden. Üşüyorum'un imzası olmasaydı bunu gündüz yazmış derdim. Artık o derece aşinayım senin anlatacaklarına. Yine de diyorum, şu kısa hikayelere hani...


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
don quijote
mesaj Jul 12 2007, 10:55 AM
İleti #12


raskolnikov
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,077
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 4



Günaydın
Bugün güvercinlerle uyandım,
pencereme tıkladılar,
haylaz iki çocuk gibi
rüyamı bölüp kaçtılar.
Sizi gidi güvercinler
sizi.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
reel
mesaj Jul 24 2007, 09:25 PM
İleti #13


Last Night I Dreamt That Somebody Loved Me
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,287
Katılım: 31-May 07
Nereden: Wired
Üye No.: 13



Oyun

Bir oyun düşünün. Düşünün ki, her oyun gibi anlamsız bir koşuşturmanın ardından görevinizi tamamladığınızı düşünüp zifirî karanlık soyunma odasına doğru ilerliyorsunuz. Kimileri o soyunma odasında bir ışık, kimileri derdini paylaşacak daha önce ayrılan bir yareni arıyor. Kimileriyse, kapkaranlık odada geride kalan oyuncuları bekliyor.

Siz ayrılıyorsunuz, seyirciler ağlıyor. Ayrılışınızı simgeleyen sizinle yıllanmış pabuçlarınızsa saha kenarında yerini alıyor, her oyuncununki gibi âdetten.
Siz ayrılıyorsunuz, ama üzülmeyin. Skor namına kaybettiğiniz bir şey yok. Ardınızdan devam eden yine kafa-göz yarma, yine birbirinin kuyusunu kazma.

Artık bu oyunun reytingi de azaldı be anneanne. Merak etme, sen bu oyunu tüm güzellikleriyle, dürüstçe, sapına kadar oynadın. Üzülme. Seyirciler üzüntüden değil, yüreklerinde sana yer açmak için gözyaşı akıtıyor.


-------------o-------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gündüzdoğanay
mesaj Jul 28 2007, 11:54 PM
İleti #14


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 609
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



Elastik bitiş çizgisi.

Nasıl düşmüştüm bu duruma! Anlam veremiyordum. Her şeyi doğru yapmıştım. Sanırım. Ama olmamıştı. Bu boşluğa düşmekten kendimi kurtaramamıştım. Belki de kazanmamın mümkün olmadığı bir savaşa girişmiştim. Bilemiyorum. Ama bana kazanabilirim gibi gelmişti. Keşke birazcık daha çaba gösterseydim… Bir yarıştaymış gibi bitiş çizgisine uzansaydım. Son hamlemi yapsaydım. Yok olmazdı gene. Gecenin bu saatinde altılık paket birayı devirdikten sonra fark ediyordum. Bitiş çizgisini geçmem imkânsızdı. Çünkü bitiş çizgisi elastikti! Ben bitiş çizgisini geçmeye çalışırken o bitirmem gereken mesafeyi daha çok uzatıyordu. Bir türlü onu koparıp yarışı bitiremiyordum. Sabrım tükenmiş, sinir katsayım artmış ve yorulmuştum. Çabalarımın karşılığını alamıyordum. Büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordum. En sonunda sikerim böyle yarışı deyip vazgeçmiştim her şeyden. Evet, olaylar bu şekilde gelişmişti.

Yeni bir hayata başlamıştım. İlk başlarda çok memnundum. Sorunsuz gibiydi her şey. Hiçbir şey için çaba göstermiyordum. Günlerim içki ve uykuyla geçiyordu. Sanki hep rüyada gibiydim. Uyurken de hayal görüyordum, içerken de. Hayal görmek güzeldi ama gerçeklikten uzaktı. Bir süre sonra bu tekdüzelikten canım sıkılmaya başlamıştı. Uğraşacak bir şeylere ihtiyacım vardı. Yoksa delirecektim. Yarışa tekrar dönemezdim ama. O kulvarda artık başkaları yarışıyordu. Ben hakkımı kaybetmiştim.

Hem zaten uzun bir maraton koşucusu olmadığımı da idrak etmiştim. Yapılacak tek bir şey vardı benim için ve onu yaptım. Uzun mesafe yerine kısa mesafeli yarışlarda şansımı denemeye karar verdim. İlk dört yarışımı çok rahat kazanmıştım. Zevkli yarışlardı bunlar. Bu yarışlarda yorulmaz ya da yıpranmazdınız. Harikulade bir şeydi benim için bu durum. Başarılı olduğum bir alan bulmuştum kendime. Yarış aralarında veya yarışırken bile içebiliyordunuz. Herhangi bir kısıtlanma yoktu. Gün geçtikçe bu yarışlarda ve hayatta ustalaştığımı hissediyordum. Özellikle kadınları daha iyi anlamaya başlamıştım. Bütün ıstırapların ve zevklerin kaynağını. Tehlikeli ve acımasız varlıklardı. Bir sırtlanı andırıyorlardı. O güzel gülüşleri ve şirinlikleriyle size sokulmaya çalışıyorlardı. Ve bunun için her yolu deniyorlardı. Başardıkları zaman yüreğinizden koca bir parça ısırık alırlardı. Sakat bırakırlardı sizi. Ruhunuzda tahammül edilemez bir acıyla baş başa kalırdınız. Bu durumdan çıkmak ve tekrar yarışabilmek için kullanabileceğiniz tek bir ilaç vardı. İçki! Masum bir ilaç değildi ama epey tatlıydı. Sonuçları bir kadının vereceği zarardan daha keskindi. Aslında içkiyle kadın arasındaki fark çok açıktı.

İçki seni terk etmez, öldürürdü. Kadın ise terk edip süründürürdü.


--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gündüzdoğanay
mesaj Aug 2 2007, 12:03 AM
İleti #15


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 609
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



Sevmek.

“Sevmek “ demişti.
“Kolay bir şey.
Her şeyi sevebilirsin bu hayatta.
Ama bir şeyi daha çok seversin.
İşte özel olan buydu” dedi.
İnanmıştım.
Şimdi ben de seviyordum.
Ama onu değil.


--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

4 Sayfa V  1 2 3 > » 
Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 23rd April 2018 - 01:22 PM