IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Kıraathane
pospolen
mesaj Nov 17 2008, 02:05 AM
İleti #1


-
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 588
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 21



QUOTE
Başucumuza koymasak da bizi üç beş kelam etmeye iten kitaplar için açılan bir başlık, Kıraathane.


forum resmi


QUOTE
Cinsel şiddet, yaşadığımız yüzyılın bütün 'çağdaş' görünümüne rağmen varlığın gizleyerek ama yaygın oalrak sürdürüyor hala. Tenha sokaklarda, 'arkadaşlar' arasında, 'sıcak' aile yuvalarında...yani en beklenmedik yerlerde...

Tikkanen, şiddetin derinlere sindiği; nüfusun yarısının tecavüzden korktuğu; kadının sırf kadın olduğu için aşağılandığı; erkeğin tecavüzden sorna rahat rahat uyuduğu, sokaklarda dolaştığı, işine gidebildiği bu çağda dayanamayıp çığlık atıyor. Öfkesini bastırmıyor, kadınları isyana çağırıyor.

Kadın, yaşgününü kutlamak için müzikli bir bara gider. Erkek, kadını dansa kaldırır, içki ısmarlar ve 'bütün kadınlar bundan hoşlanır' diye tecavüz eder. Kadın, 'nasıl olsa bir işe yaramayacak' diye polise gitmez. ama hiçbir şey olamamış gibi de yaşayamaz. Zorlanmanın, aşağılanmanın utancının kabullenmez. Aşağılayanı aşağılamaya, celladı 'kurbanlık duygusu' ile tanıştırmaya, edinilmiş rollerin ortadan kalkması için şimdilik rollerin tersyüz edilmesinin zamanının geldiğine karar verir; intikam ister... Kurban isyan eder...

(Arka Kapak)


Eğer yazarını tanımıyorsak ya da sağdan soldan duymadıysak kitabın en çekici unsuru adıdır. Kadın-erkek eşitliğine, fizyolojik ve yerleşmiş ya da yerleşmeye zorlanmış düzen itibariyle inanmasam da buram buram feminizm kokan bu kitabın adı beni mıktanıs gibi çekti. Arka kapağındaki yazıyı okuduktan sonra ise okumam gerektiğine karar verdim. Geçen sene Ceza Özel Hukuku diye bir ders aldım. İşlediğimiz konulardan biri nitelikli cinsel saldırı(TCK 102/2), halk diliyle tecavüzdü. Hocamız söz konusu suçun hem erkek hem kadın tarafından da işlenebileceğini söylese de, kanunun lafzına baktığımda bu bana pek mümkün gelmiyordu. Aslında lafzına bakmaya da gerek yok; yoldan çevireceğim 10 insandan 8'inin bunun imkansız olduğunu söylemesi kuvvetle muhtemel. Çünkü kadının bir erkeğe tecavüz edecek bir donanıma sahip değil(mi?). Yazar bundan yola çıkarak kadın ve erkeğin toplumdaki rol dağılımını, ataerkil bir düzende kadının iç dünyasını bize tecavüzden yola çıkarak anlatmaya çalışıyor.

Yazar, Tova'nın hikayesini akıcı bir dille anlatmış; sayfa sayısı da pek fazla olmadığından bir çırpıda bitiverdi. Ama kitabı kapattığımda kendimi onun gibi hissedemedim, aramızda bir duygu aktarımı olamadı. Kitabın adı ne kadar çarpıcıysa, kişi tasvirleri o kadar sönük. Maalesef yazarın istediği gibi kaplanın gözleriyle etrafıma bakınamadım...


--------------------
Eugénie: Ama değişik türde erdem var; örneğin, dindarlık konusunda ne düşünüyorsunuz?
Dolmancé: Dine inanmayan için bu erdem ne ifade edebilir? Haydi sırasıyla akıl yürütelim Eugénie: İnsanın Yaratıcı'sına bağlayan ve var olduğu için bu yüce Yaratıcı'ya duyduğu minnetini ibadet yoluyla ona kanıtlamaya zorlayan anlaşmaya din diyorsunuz, değil mi?
Eugénie: Daha iyi tarif edilemezdi!
Marquis De Sade- La Philosophie dans le boudoir
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
someareborntotheendlessnight
mesaj Nov 17 2008, 03:29 AM
İleti #2


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 94
Katılım: 18-June 07
Üye No.: 96



Gerçekten de, benim de anımsadığım kadarıyla, adı kadar güçlü bir kitap değildi. Okuyalı çok oldu, ama ortalarına geldiğimde biraz adı yüzünden Ayrıntı'nın yayın programına girebildiğini düşünmüştüm; başka birkaç kitap daha böyle girebilmişti o listeye çünkü.
İşin hukuki kısmı bir yana, çoğu zaman erkeğe tecavüz denilen şey bence hastalıklı biçimde zaten erkeğin "kadınlaştırılması" olarak düşünülüyor; yani biriyle onun rızası olmadan cinsel ilişkiye girmek dendiğinde bu erkek toplumu için gülünç bir şey oluyor, çünkü erkeğin "isteği" sanki erkeğin doğasına eklenmiş hazır bir şey gibi düşünülüyor. Eylemi tecavüz yapan şey, en azından genel algıda, erkeğin içine girme eylemi sadece...
Kitap bu soruna bir yanıt üretmese de, sadece bir soruyu yeniden akla getiriyor: "Erkek dilini öğrenmiş bir kadın, yani erkeksileşmiş bir kadın bir erkeği kadınsılaştırsa, neden ortada birden fazla tecavüz olurdu" sorusunu da havada bırakıyor bence. Oysa üzerine gidilmesi en azından edebi açıdan verimli olabilecek olan konu, bir erkeğe erkek donanımıyla tecavüz etmenin neden tersinden daha çok tecavüz gibi algılanacağının araştırılması olurdu. Ama adları bu kadar açık bir cümle olan, yani kendini bu kadar adıyla ele veren kitaplardan da filmlerden de ürkerim biraz.
Hukuki olarak bir fark var mıdır erkeğe tecavüz konusunda, eylemin hangi donanımla gerçekleştirildiğine bağlı olarak? Bu kitaptan aklımda kalan soru buydu aslında.

Bu ileti someareborntotheendlessnight tarafından Nov 17 2008, 03:34 AM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Stormcry
mesaj Nov 17 2008, 04:54 AM
İleti #3


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 480
Katılım: 10-May 08
Üye No.: 3,577



forum resmiforum resmi

Dünya Mitolojisi
Büyük Destan ve Söylenceler Antolojisi
-Donna ROSENBERG-

QUOTE
Dünya Mitolojisi Sümer, Hitit, Babil ve Eski Mısır uygarlıklarından Yunan, Roma ve Kuzey Avrupa'ya; Britanya Adaları’ndan Pasifik Adaları’na; Uzakdoğu halklarından Eskimolar’a; Afrika'dan Kuzey ve Güney Amerika'ya kadar, yeryüzünün farklı kültürlerine ait 59 büyük söylen ve destanını içeriyor.

Dona Rosenberg, dünya mitolojisini coğrafi ve kültürel bölümlemelerle yedi ana başlık altında irdelerken karşılaştırmayı kolaylaştırmak için her kültürden yaratılış, bereket ve kahramanlık öykülerine yer veriyor: Homeros'un İlyada ve Odysseia'sı, Vergilius'un Aeneas Destanı; Gılgamış ve Kral Arthur Destanları bunların arasında en çok bilinenler. Ayrıca lanetli bir yüzük ve hazine kazanarak uyuyan bir savaşçı kızı kurtaran Töton kahramanının öyküsünü anlatan Sigurd Destanı; dünyayı güvenli bir yer yapmak için canavarlarla savaşan bir kahramanın iç dünyasını anlatan Beowolf Destanı; ödevine bağlılığıyla halkına örnek olan bir Hint kahramanının serüvenlerini anlatan Ramayana Destanı, eski bir doğulu kahramanın tanrılıkla insanlığın aynı olduğu bir dünyadaki serüvenlerini anlatan Kotan Utunnai Destanı, kahramanlığın ne olduğunu sorgulayan Afrika destanları Gassire'in Lavtası ve Mwindo<, insanca zaaşarın kötülüğün zaferine yol açışını anlatan Aztek destanı Quetzalcoatl, doğa koşullarıyla çatışmanın zorluğunu anlatan Eskimo destanı Sedna ve dünyanın dört bir yanından daha başka birçok söylen, tarihsel dayanakları, yazınsal çözümlemeleriyle aktarılıyor.

Dünya Mitolojisi, dünyanın büyük söylenlerine giriş niteliğiyle mitoloji okurları için olduğu kadar güzel bir yazın seçkisi, kapsamlı bir dünya mitolojisi arayışında olanlar için de vazgeçilmez bir başvuru kaynağıdır.
(Arka Kapak)


Oldum olası mitolojiyi sevmişimdir. Türk destanları ile başlayan bu merakımın Avrupa mitolojisini keşfetmem ile zirve yaptığını düşünmüştüm. Yunan, Roma, İskandinav(Özellikle Fin), Kelt mitolojileri konusunda ne bulsam okuyordum. Ancak Donna ROSENBERG'in bu kitabı ile ilk defa Avrupa dışına da adım atmış oldum.
Çok detaylı olmasa da farklı coğrafyalardan söylenceler ve destanlara göz atmak için iyi bir başlangıç kitabı olduğuna inanıyorum. 8 farklı çevirmeninin olması işleri biraz zorlaştırsa da genel olarak okunabilir bir başvuru kaynağı konumunda.
İyi okumalar...


--------------------
"Mama, I don't wanna die, I sometimes wish I'd never been born at all..."
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
pospolen
mesaj Nov 17 2008, 11:25 AM
İleti #4


-
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 588
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 21



QUOTE(someareborntotheendlessnight @ Nov 17 2008, 03:29 AM) *

Gerçekten de, benim de anımsadığım kadarıyla, adı kadar güçlü bir kitap değildi. Okuyalı çok oldu, ama ortalarına geldiğimde biraz adı yüzünden Ayrıntı'nın yayın programına girebildiğini düşünmüştüm; başka birkaç kitap daha böyle girebilmişti o listeye çünkü.
İşin hukuki kısmı bir yana, çoğu zaman erkeğe tecavüz denilen şey bence hastalıklı biçimde zaten erkeğin "kadınlaştırılması" olarak düşünülüyor; yani biriyle onun rızası olmadan cinsel ilişkiye girmek dendiğinde bu erkek toplumu için gülünç bir şey oluyor, çünkü erkeğin "isteği" sanki erkeğin doğasına eklenmiş hazır bir şey gibi düşünülüyor. Eylemi tecavüz yapan şey, en azından genel algıda, erkeğin içine girme eylemi sadece...
Kitap bu soruna bir yanıt üretmese de, sadece bir soruyu yeniden akla getiriyor: "Erkek dilini öğrenmiş bir kadın, yani erkeksileşmiş bir kadın bir erkeği kadınsılaştırsa, neden ortada birden fazla tecavüz olurdu" sorusunu da havada bırakıyor bence. Oysa üzerine gidilmesi en azından edebi açıdan verimli olabilecek olan konu, bir erkeğe erkek donanımıyla tecavüz etmenin neden tersinden daha çok tecavüz gibi algılanacağının araştırılması olurdu. Ama adları bu kadar açık bir cümle olan, yani kendini bu kadar adıyla ele veren kitaplardan da filmlerden de ürkerim biraz.
Hukuki olarak bir fark var mıdır erkeğe tecavüz konusunda, eylemin hangi donanımla gerçekleştirildiğine bağlı olarak? Bu kitaptan aklımda kalan soru buydu aslında.


Cinsel arzu erkeğin unsuru olmasından daha çok, tecavüzün sadece erkeğin cinsel tamin olarak görülmesi, bu yüzden de erkeğin canı istemezse zaten şartlar müsait olmadığından bunun mümkün olmayacağına inanılıyor.
TCK'da kadın ile erkek arasında bir ayırım yok; bu açıdan genel bir hüküm var. Cinsel ilişkiye varan eylem ile sair bir cisim kullanılması aynı bentte geçtiği için ağırlaştırıcı bir neden de yok. Sadece kullanılan cebir derecesi ve mağdurun taşıdığı bazı özellikler açısından ceza artırılıyor. Durum her ne kadar böyle olsa da, gayet maskülen bir hüküm.


--------------------
Eugénie: Ama değişik türde erdem var; örneğin, dindarlık konusunda ne düşünüyorsunuz?
Dolmancé: Dine inanmayan için bu erdem ne ifade edebilir? Haydi sırasıyla akıl yürütelim Eugénie: İnsanın Yaratıcı'sına bağlayan ve var olduğu için bu yüce Yaratıcı'ya duyduğu minnetini ibadet yoluyla ona kanıtlamaya zorlayan anlaşmaya din diyorsunuz, değil mi?
Eugénie: Daha iyi tarif edilemezdi!
Marquis De Sade- La Philosophie dans le boudoir
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 21st January 2018 - 02:21 PM