IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

5 Sayfa V < 1 2 3 4 > »   
Reply to this topicStart new topic
> Başucumuzdaki kitaplar...
pospolen
mesaj Jan 20 2008, 01:13 AM
İleti #16


-
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 588
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 21



forum resmi


İlk ortaokulda 20 sayfa kadar okumuştum. Yaştan mı ne, o zamanlar V.C. Andrews daha çekici gelmişti, sonra bırakmıştım. Lise 1'de ilçe kütüphanesinde dolaşırken tekrar karşılaştım bu kitapla. O zamandan beridir birçok kez okumuşluğum var. Ha, kütüphaneden aldığım kitap hala duruyor flaugh.gif.

QUOTE
Beyaz Zenciler uyku tulumları, sırt çantaları ve bira kasalarıyla Çingene hayatı yaşayan dumancılar, beyazcılar, asitçilerdir... Beyaz Zenciler şairdir, çılgındır, düş kurmayı ve küfretmeyi severler: Onları en iyi polisler tanır! ... Beyaz Zenciler mahkum edildiğimiz rezil, yoz televizyon dizilerine benzeyen hayatlardan, eğitim, kariyer, başarıve benzeri cüce düşüncelerden nefret ederler... Beyaz Zenciler sevgi edebiyatı yapmazlar, severler: Bütün enerjilerini kendilerini garantiye almak için harcayanların hiçbir zaman anlayamayacağı kadar çok severler... Beyaz Zenciler gerçekten 'düzen karşıtı'dırlar, tüm ideallere ve ideolojilere karşı ihanet içindedirler. Onlar toplum dışına atılmamamışlardır, orada, 'imkansızın kıyısında öfkeli veeğri bir hayat' yaşamayı seçmişlerdir...
Kaynak: antoloji.com


Bu ileti pospolen tarafından Jan 20 2008, 01:14 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
Eugénie: Ama değişik türde erdem var; örneğin, dindarlık konusunda ne düşünüyorsunuz?
Dolmancé: Dine inanmayan için bu erdem ne ifade edebilir? Haydi sırasıyla akıl yürütelim Eugénie: İnsanın Yaratıcı'sına bağlayan ve var olduğu için bu yüce Yaratıcı'ya duyduğu minnetini ibadet yoluyla ona kanıtlamaya zorlayan anlaşmaya din diyorsunuz, değil mi?
Eugénie: Daha iyi tarif edilemezdi!
Marquis De Sade- La Philosophie dans le boudoir
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Acidmotherstemple
mesaj Jan 22 2008, 11:16 PM
İleti #17


VALIS is paranoid is Philip K. is VALIS
***

Grup: Üyeler
İleti: 100
Katılım: 17-July 07
Nereden: Ankara
Üye No.: 178



forum resmi



Güzel insan büyük yazar Tom Robbins serüvenime başlamama neden olan kutsal kitap. Gene diğer bir güzel insan J.G. Ballard'ın tasvirlerinden sonra beni en çok şaşkına düşüren tasvirleri yaratan adamdır Tom Robbins. Bu kitabını okursanız ne demek istediğimi anlayacaksınız. Kitap Türkçeye "Dur Bir Mola Ver" adıyla çevrilmiş. Ölmeden önce okuyun. flaugh.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
denizkemal
mesaj Feb 6 2008, 12:55 AM
İleti #18


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 71
Katılım: 26-June 07
Üye No.: 126



SİNEKLERİN TANRISI william golding

forum resmi

arka kapak:
'Sineklerin Tanrısı', günümüzde bir atom savaşı sırasında, ıssız bir adaya düşen bir avuç okul çocuğunun, geldikleri dünyanın bütün uygar törelerinden uzaklaşarak, insan yaradılışının temelindeki korkunç bir gerçeği ortaya koymalarını dile getirir. Konusu, R. M. Ballantyne'ın Mercan Adası gibi eşsiz bir mercan adasının cenneti andıran ortamında başlayan bu roman, çağdaş toplumlardaki çöküntünün, insan yaradılışındaki köklerini gözönüne sermek amacıyla Mercan Adası'ndaki duygusal iyimserlikten apayrı bir yönde gelişir. Uygar insanın yüreğinde gizlenen karanlığı deşerken 'Sineklerin Tanrısı'; daha çok Conrad'ın kısa romanı 'Karanlığın Yüreği'ni andırır. Golding'in romanındaki çocuklar da başlangıçta tıpkı Kurtz gibi, uygar toplumun baskılarından uzak bir örnek düzen kurmak isterlerken, gitgide hayvanlaşır, korkunç bir kişiliğe bürünürler. Bu yönüyle Sineklerin Tanrısı'nın Mercan Adası ile öbür ıssız ada serüvenlerinden ayrıldığı en önemli nokta, ıssız ada yaşamının çetin güçlüklerini ya da mutluluğunu anlatmaktan daha çok, bir insanlık durumunu, kişiler arasındaki çatışma aracılığıyla ortaya koymaya çalışmasıdır.

-Akşit Göktürk-

iron maiden ın x factor albümüyle tanıştım "sineklerin tanrısı"yla, 2. şarkıydı sanırım "lord of the flies"..zaten bir çok maiden fanının tersine en beğendiğim albümlerden biridir x factor, konu-dışı olup sign of the cross, edge of darkness, unbeliever, look for the truth, 2 A.M. i de anmadan geçemicem... mina urgan çk iyi çevirmiş ve çok güzel bir önsöz yazmış... "biz"e dair bir kitap... çok sinirlenince, hırs yapınca, kinlenince birilerine, okuyun, neye sinirlendiğinizi daha iyi anlayacaksınız...(diye ümit ediyorum)

Bu ileti denizkemal tarafından Feb 6 2008, 01:02 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
kaç dolanışta ulaşır sarmaşık çiçeği açacağı yere? oa
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
trineo
mesaj Feb 8 2008, 12:35 AM
İleti #19


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 14
Katılım: 7-February 08
Üye No.: 1,599



forum resmi

Herkese tavsiye edemeyeceğim.. Ama bir bakmak isteyenler ya çok sevecek ya da nefret edecekler..
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
kaknus
mesaj Feb 9 2008, 02:56 PM
İleti #20


Nâm-ı diğer "si-murg"
**

Grup: Üyeler
İleti: 32
Katılım: 17-August 07
Üye No.: 234



forum resmi forum resmi



QUOTE
Eğer bu dünyanın sultanı iseniz insanlar kurallarınızdan ve yönetiminizden devamlı şikayet edecektir. Herkesi memnun etmek imkânsızdır. Musa Aleyhisselâm Allah'a münaacâtta bulundu: "Ya Rabbi! Senin için çalışıyorum fakat herkes hakkımda konuşuyor." Allah (c.c) cevap verdi: "Ya Musa, sen sadece et ve kandan müteşekkil bir kulsun, Ben ise onların Halîkı(yatatıcısı) ve Rezzakıyım (rızıklandıran), buna rağmen Benim de hakkımda konuşuyorlar!"



Prof. Dr. Robert FRAGER, Aşktır Asıl Şarap, Keşkül Yayınları, İstanbul, 2006, 178 s.


forum resmi forum resmi


QUOTE
Modern zamanların insanlarının yamalı zamanları var, yırtık pırtık ve her geçen gün kaynar suda yıkanmış yün gibi çekiyor, kısalıyor. Çünkü "insan" kıymetli değil. Kimsenin içinin kimsesi kalmamış gibi. Oysa ki bir minicik zamanı ayırıp sadece "dinlemek" bile bereketi hareketlendirir. Çünkü öyle kodlanmış varlık. Bu böyledir. Momo şimdiki zamanların insanları için ne çok zor bir şey yapıyor kitapta. Tüm kalbiyle sadece "dinliyor" ve düğümler çözülüyor.

Ne acı. Herkes ve her şey birbirine çok yabancı ve devasa uçurumlar açılıyor gittikçe kalplarden kalplere. Oysa ki "bereket" var insanın içine harcanan herşeyde. Birilerinin kalbine uzanan o ince yolda yürürken ve içlerine çiçekler doldururken zaman o kadar o kadar çok büyüyebiliyor ki fazlasıyla yetebiliyor herşeylere. Zamanı dikkatli kullanmayı pek tabii öğretmiyor bu kitap. Gri adamlar onlar. Zamanı dikkatli kullanmaları gerektiğini söyleyip, insanın "iç"i için kıymetli tüm zamanlarını çalışma zamanlarına aktarmayı ve böylece zaman kazanmayı öğreten, ömür uzatıcı gri adamlar var kitapta. Yalancılar. Momo, yaklaşık otuz dile çevrilen, dünyanın hemen her köşesindeki kitapseverlerin tanıdığı bir yastık altı kitabı. Yazar kitabın başında, "Momo ya da zaman hırsızlarının ve çalınmış zamanı insanlara geri getiren çocuğun tuhaf öyküsü" diye nitelemiş kitabı. Momo, bakıldığında yaşının sekiz mi, yoksa on iki mi olduğuna kimsenin karar veremediği, kıvırcık saçlı, siyah, iri gözlü bir küçük kız... Kitapta onun öyküsü anlatılıyor. Öykü yeri belli olmayan bir hayal ülkesinde ve belirsiz bir zamanda geçiyor. Ama bu öyküde ne prensler, ne büyücüler, ne de periler var. Öyküdeki hiçbir şey günümüz dünyasındakilerden farklı değil. Bizim gibi yaşayan insanlar, bizimkiler gibi kentler anlatılıyor. Bu nefis öyküyü okurken insan ilişkilerinin nasıl donuklaştığını görüyoruz. Yani insanların sevgi, dostluk ve arkadaşlık gibi değerlerden nasıl yoksun kaldığını... Aslında bunlar hem bizi hem de gelecek zamanların insanlarını bekleyen sorunlar. Üstelik öyle ders verircesine değil, bir masal akıcılığı içinde, etkileyici ve sürükleyici bir üslupla anlatılıyorlar. "Peki bu kitap roman mı, masal mı?" diyeceksiniz. İkisi de. Bazı eleştirmenler bu yüzden masal-roman demişler bu kitap için. Momo, altıncı sınıf ve sonrasında okuyan arkadaşlarımızın oldukça keyif alabilecekleri bir kitap. Ama dünyada olup biten ve doğalmış gibi görünen olaylara hayret etmeyi unutmamış her yaştan okuru da aynı derecede etkileyecek bir kitap...

Kaynak


Michael ENDE, Momo, Kabalcı Yayınları, İstanbul, 2005, 303 s.


--------------------
Hüve'l-bâkî
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Roronoa Zoro
mesaj Feb 9 2008, 05:45 PM
İleti #21


Hell Dog
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 747
Katılım: 11-June 07
Nereden: Adana
Üye No.: 57




Ben öyle felsefi içerikli, tarihsel, düşündüren ne bilim bu tarz kitaplar okumayı sevmiyorum sevemiyorum....Tamamen kişisel.... oleyo.gif

Tavuk Suyuna Çorba serisini bitirdikten sonra %100 düşünce gücü kitabını okumuştum şimdide Gülse Birsel'in Gayet Ciddiyim ve Hala Ciddiyim kitabını okuyorum....

Tavuk Suyuna Çorba serisini tavsiye ederim....Hayatın her döneminden, annelerden, babalardan, öğrencilerden, patron ve işçilerden yaşanmış öyküler var....
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
kaknus
mesaj Feb 11 2008, 01:10 PM
İleti #22


Nâm-ı diğer "si-murg"
**

Grup: Üyeler
İleti: 32
Katılım: 17-August 07
Üye No.: 234



forum resmi forum resmi


QUOTE
Bizim kuşağımızın kadınları, belki de herbirinin tek tek hanımefendi olmasından dolayı “hanımefendi” gibi giyinirlerdi; evet, kadınca ama “hanımca” da. Erkekler; erkeklerin hepsi beyefendi. Kruvaze veya spor, dökümlü ceketler, ağırbaşlı pardesü ve paltolar; göbekten kemerli ve hafif plili pantolonlar. Saçlar geriye doğru itinayla taranmış, ense ve kulak nâhiyesi açık. Kâkül, ancak çok yakışanlar için hercai bir istisnâ. Ceketlerin hepsinde bilâistisna yaka cebinde titizlikle katlanıp yerleştirilmiş birer beyaz mendil. Kravatlar, “bana bakın, ne kadar tuhaf olduğumu görün” çığlığıyla edepsiz bir gösteri gayreti içinde değil; genellikle düz desenli, zevkli ve ağırbaşlı renkler hâkim. Hepsi de giyim-kuşamın aslında insanı çerçevelediğini gösteren bir zevkin nümûneleri. Bugünün hâkim modası, insanları elbise taşıyan birer manken olmaya zorladığı ve insandan ziyade onun çerçevesine, yani giyim-kuşama dikkati yönelttiği için zevksiz ve zalim!

Argo yok; argo, “alt dil”; kanundan kaçanların dili. İnsanlar birbirlerine nezâket ve karşılıklı saygı telkin edecek güzel kelimelerle konuşuyorlar. “Hayırlı sabahlar.. hürmetlerimi söyleyiniz… hanımefendi nasıllar… müşerref oldum efendim..” gibi kalıplar, söze başlangıcın asgari kelimeleri. Sahici zamanlardı onlar. Eşya, teknoloji ve insan müsellesinin en tabii karar noktasında âhenk bulduğu ama mutlaka insanın eşya ve teknoloji üzerinde hükümran ve nihaî belirleyici olduğu zamanlar.

Küçük bakkal dükkânlarını, sanki sihir gösterir gibi kaşla göz arasında işini hünerle gören tamirci esnafını, taş kaplı kaldırımsız sokak döşemelerini, tahta ve sabun kokusunu, kalaylı çorba ve hoşaf taslarını, kapaklı yemek sahanlarını, iple çalışan çıngıraklı kapı zillerini, ebonit gövdeli eski siyah telefonları, kanaviçe yastık örtülerini, sevgi ve emek mahsulü dantellerle süslenmiş, kardan ak “beyazişi” pencere perdelerini, adam gibi selâm alıp vermeyi özlüyoruz.

Ve galiba nostalji böyle bir şey; evdeki hesap çarşıya uymadı pek; ne yapalım; nostalji ise nostalji, gericilikse gericilik ama çeşm-i insaf ile siz söyleyiniz: Haksız mıyız?

Kaynak


Ahmet Turan ALKAN, Kalem İşleri, Ötüken Yayınları, İstanbul, 2002, 398 s.


--------------------
Hüve'l-bâkî
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baritonverdi
mesaj Feb 12 2008, 09:59 PM
İleti #23


SG-TÜRK
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 358
Katılım: 26-September 07
Üye No.: 423



forum resmi


Ihsan Oktay Anar'la ilk defa bu kitapla tanıştım. Daha sonra diğer kitaplarını da okudum, ama hiç biri bunun yerini tutmadı. Hala her yıl iki kez okurum. Anar geniş tarih bilgisini, felsefe ile harmanlamış, kimi yerlerde de mizahi anlatım öğelerinden yararlanarak kurgusu adeta senaryo tadında olan bu romanı ortaya koymuş. Roman'da hemen her şey var; tarih, savaş, seyahat, felsefe, simya, casusluk... Yazarın diğer kitaplarını da öneririm.


--------------------
"Sinema öyle bir keşiftir ki, bir gün gelecek, barutun, elektriğin ve kıtaların keşfinden çok, dünya medeniyetinin veçhesini değiştireceği görülecektir. Sinema, dünyanın en uzak köşelerinde oturan insanların birbirlerini sevmelerini, tanımalarını temin edecektir. Sinema, insanlar arasındaki görüş, düşünüş farklarını silecek, insanlık idealinin tahakkukuna en büyük yardımı yapacaktır. Sinemaya layık olduğu ehemmiyeti vermeliyiz."
Mustafa Kemal ATATÜRK


forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
kaknus
mesaj Feb 14 2008, 09:52 PM
İleti #24


Nâm-ı diğer "si-murg"
**

Grup: Üyeler
İleti: 32
Katılım: 17-August 07
Üye No.: 234



forum resmi forum resmi



Öncelikte kitapta şıkır şıkır bir Türkçe ile karşılaştığımı ifadeye mecburum. Öyle ki bu Türkçenin hatrına bazen birbirinin tekrarı, bazen de fakir için bilineni tekrar anlamı taşıyan hususları görmezden geldim seve seve. Yazarın değişik zamanlardaki köşe yazılarının İstanbul ile ilgili olanlarının bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş olan kitap "Evvel Zaman İçinde İstanbul" altbaşlığını taşıyor. Büyük boy tabir edilen ebatta olan kitapta birçok yazının sonuna eklenen gravürler kitaba ayrı bir güzellik katmış. Kitap, Fetih, İstanbul'da Gezinti, İstanbul Semtleri, Nakil Vâsıtaları, Saraylar, Sular ve Çeşmeler, Câmiler, Kabristanlar, Velîler, Ramazan bölümleri altındaki birçok fıkra/köşeyazısı ile İstanbul ile ilgili pek çok hususta oldukça mebzul miktarda bilgi içermekte. Zevkle okudum ve birkaç kitabı araya sokuşturduktan sonra aynı zevkle ikinci cildi de okumayı umuyorum.

A. Ragıp AKYAVAŞ, Âsitâne (Evvel Zaman İçinde İstanbul), Türkiye Diyanet Vakfı Yay., Ankara, 2000, 372 s.

Bu ileti kaknus tarafından Feb 14 2008, 09:55 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
Hüve'l-bâkî
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
kaknus
mesaj Feb 23 2008, 11:04 PM
İleti #25


Nâm-ı diğer "si-murg"
**

Grup: Üyeler
İleti: 32
Katılım: 17-August 07
Üye No.: 234



forum resmi forum resmi



Ahmet Ümit bu kitabında "şiirsel bir metin" oluşturmaya çalışmış her şeyden önce. Özü itibariyle karşımızda bir " aşk hikâyesi" var. Kitap Hititliler döneminde yaşanmış bu aşkın hikâyesini, o dönemi, Kadeş Savaşı'nı ve kitabın bel kemiğini oluşturan aşk hikâyesinin yüzyıllar sonrasına bırakılmış sonunu anlatıyor. Daha önce Patasana ile okuyucularını tarihte bir gezintiye çıkaran yazar bu kitabında da böyle bir tecrübe yaşatıyor okuyucularına. Ümit, bu kitabında anlattığı hikâden çok anlatıma yani üslûba odaklanmış ve ortaya farklı olduğu kadar güzel bir eser çıkarmış. Kaşla göz arasında okuduğum bir kitap oldu.

Ahmet ÜMİT, Ninatta'nın Bileziği, Doğan Kitap, İstanbul, 2006, 112 s.

Bu ileti kaknus tarafından Feb 23 2008, 11:06 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
Hüve'l-bâkî
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Mar 1 2008, 09:14 PM
İleti #26


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



forum resmi







İdeefix'in yorum kısmında kitapla ilgili, kitabın edebi değerini ve güzelliklerini de açıklayan yazılar mevcut. Merak edenler üstteki linki tıklayarak konuyu ve kitabın edebi değerini de öğrenebilirler. Zira ben kitaptan çok, kitabın bende hissettirdiklerinden bahsedeceğim. Bilmiyorum hangi yıldı, bu kitabı aldığım. Fakat aşağı yukarı 3-4 yıl geçmiştir, ilk okuyuşumun üzerinden. Ne zaman bir kitapçıya gitsem, hiçbir zaman istediğim ve aradığım kitabı alamam. Alışveriş yapmayı bildiğimde pek söylenemez. Bu sadece kitaplar için değil, genel olarak her şey içinde geçerlidir. O zamanda bir şiir kitabı alma bahanesiyle kitapçıya girdiğimi ve önce kapağından, sonra da arka sayfadaki yorumdan etkilenerek bu kitabı aldığımı iyi hatırlıyorum. Kapak bana çok hüzünlü gelmişti. Gerçekten kapağı gibi içeriği de çok başkaydı kitabın. Başlarda sıradan bir ilişkiyi akıcı diliyle aktaran yazar, sonradan Cezmi Ersöz gibi tutkulu bir anlatımla beni sarmaladı. Kitabın sonlarındaki Ahmet Ümit kitaplarına benzer polisiye kurgu ise şaşırtıcıydı. Yani böyle bir hikayeye ve kitaba göre şaşırtıcıydı. Bir ilişkinin inişleri ve çıkışları, aldatmalar, aldanmalar, çıldırış anları, seyahatler, sevişmeler, sevişmelerden sonra içilen sigaralar... Hepsi o kadar güzel ve hüzünlü bir dille yazıya dökülmüş ki... Kitabın birinci değil, yirminci ya da ellinci sayfasından başlayın, hiçbir şey fark etmiyor. Kitap yine de sizi bir yerden yakalıyor. Şimdiye kadar en az beş defa baştan sona okumuşumdur Gülden Kale Düştü'yü. Bir o kadar da yarım yamalak, belli bölümlerini okuyup geçmişimdir.

Dün Ahmet Karcılılar'ın Fotoğraf Hikayeleri isimli başka bir kitabını aldım. Henüz okumadım. Ama kitabı alıp masamın üzerine koyduğumda, yeniden düşen kale aklıma geliverdi. Öyle aniden işte, sebepsizce. Eminim Fotoğraf Hikayeleri'de çok güzeldir, ama sanırım Gülden Kale Düştü'nün yerini tutmayacak hiçbir kitap. Milan Kundera'nın Uyurgezerlerin Vasiyeti'ndeki kaleye ince bir göndermeyle Kale metaforunu açıklayan ve Kundera'ya gönderme yapan Karcılılar belki edebiyatımızın çok bilinir bir ismi değil, ama sadece bu kitabı bile onu unutulmaz kılmaya yetiyor.

Eskiden çok kesin olan değerler tartışma konusu olup uzaklaşınca, onlarsız yaşamasını bilmeyenler başları önde, son düğmelerine kadar üniformalarının evrenselliği içine kapanırlar. Bu üniforma, artık saygı duyulacak bir şeyin bulunmadığı geleceğin soğuğuna karşı onları koruyabilen aşkınlığın son kalesidir sanki."
(Uyurgezerin Vasiyeti - Milan Kundera)


Bu ileti BuRnOut tarafından Mar 24 2008, 10:51 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
ph=61
mesaj Apr 22 2008, 10:37 PM
İleti #27


lazik
**

Grup: Üyeler
İleti: 59
Katılım: 8-March 08
Nereden: İstanbul
Üye No.: 2,428



BİR EKONOMİK TETİKÇİNİN İTİRAFLARI

forum resmi

'Ekonomik tetikçiler (ET'ler) , yerküre üzerindeki ülkeleri trilyonlarca dolar dolandıran yüksek ücretli profesyonellerdir. Dünya Bankası, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) ve diğer yabancı 'yardım' kuruluşlarından büyük şirketlerin kasalarına ve gezegenimizin tabii kaynaklarını kontrol eden birkaç varlıklı ailenin ceplerine para aktarırlar. Kullandıkları araçlar arasında sahte finansal raporlar, hileli seçimler, rüşvet, zorbalık, seks ve cinayet bulunmaktadır. Oynadıkları oyun imparatorluklar kadar eski olmasına rağmen, günümüzdeki küreselleşme sürecinde yeni ve korkutucu bir boyuta ulaşmıştır.

Nereden mi biliyorum; ben de bir ET idim'

ABD'de 24 yayınevinin yayımlamaya korktuğu, yazarın 5 kez yazmaya karar verip her seferinde rüşvet ve tehditlerle vazgeçirildiği, yayımlandığı ülkelerde gündemi sarsan, tüyler ürperten gerçekler...




--------------------
death smile at us all
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
kaknus
mesaj May 4 2008, 12:09 PM
İleti #28


Nâm-ı diğer "si-murg"
**

Grup: Üyeler
İleti: 32
Katılım: 17-August 07
Üye No.: 234



forum resmi forum resmi


İsmail KARA, Aramakla Bulunmaz, Dergâh Yay., İstanbul, 2006, 246 s.


--------------------
Hüve'l-bâkî
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
kaknus
mesaj May 4 2008, 12:32 PM
İleti #29


Nâm-ı diğer "si-murg"
**

Grup: Üyeler
İleti: 32
Katılım: 17-August 07
Üye No.: 234



forum resmi forum resmi

Hû Çeker

Âşık Ömer

Şunda bir nâzenin çıkmış meydana
Salınıp gezdiği yollar hû çeker
Müştâkındır senin nice âşıklar
Meclisindi şirin diller hû çeker

Gelindi âşıkın alındı gamın
Sürelim mecliste ehl-i irfânın
Ejderler misâli siyah kâkülün
Dökülmüş gerdana teller hû çeker

Güzel başın içün kıyma bu cana
Lâyık değil düşmez bu melek sana
Yine hurûc etmiş yeşil baş turna
Çalkanıp yüzdüğü göller hû çeker

Âşık Ömer eder görmüşüm ezel
Ömrümün bağında döküldü gazel
Nice meftûnların vardır güzel
Benim gibi ednâ kulla hû çeker

Şükrü ELÇİN, Âşık Ömer, Kültür Bakanlığı Yay, Ankara, 1999, 123 s.


--------------------
Hüve'l-bâkî
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj May 7 2008, 05:56 PM
İleti #30


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



forum resmi


“Tarih durdu, çünkü akışını anlattığı uygarlık sona ermişti.”


Robert Merle’nin beş yüz sayfayı aşkın romanı, patlayan bir atom bombasının yaşamı büyük oranda sona erdirmesini ve bu patlamanın ardından hayatta kalan bir grup insanın yaşadıklarını anlatıyor. Ortaçağ’dan kalma Malevil şatosunda geçen hikaye, aslında oldukça çarpıcı. Distopik bir hikayeye sahip kitap, aslında olası bir senaryo üzerinden gidiyor. Bugün sanıyorum hemen herkes böyle bir şeyin olası olduğu konusunda hem fikirdir. Kitap, bu olası felaket senaryosunu ustaca kurgularken, öte yandan da hikayesinin ana temasını oluşturan insanı derinlikli bir şekilde anlatmayı ihmal etmiyor. Felaketten sonra yaşamın ilkel çağlardaki şekliyle kendini yeniden devam ettirdiği hikayede, geçmiş ve gelecek arasında da bir bağ kuruluyor. Bu bağ aracılığıyla sorgulanan insan doğası hakkında çarpıcı tespitlerde bulunan yazar, mutlulukla hüznü, güvenle aldanışı, paylaşımla bencilliği, modern olanla ilkel olanı tek bir potada birleştirmeyi başarıyor. Modern insanı, ezberindeki bütün yaşama alışkanlıklarından mahrum bırakan yazar, onu yeniden sezgisel bir şekilde çevresiyle uyum içinde yaşamaya zorluyor. İnsanı en çıplak haliyle ele alıyor ve insanın özünü, insanoğlunun yatkın olduğu duygu ve düşünceleri çarpıcı bir biçimde gösteriyor. Kıyamet, insanın geçirmiş olduğu evrimi de tersyüz edercesine, moderniteyi al aşağı ediyor. Geriye doğru giden uygarlığımızı bir anda yerli bir ediyor, zamanı bir süreliğine durduruyor ve kaybettiğimiz değerleri hatırlatıyor. Fakat bunu toz pembe bulutların içinde sunmaktan kaçınarak, karşıtlıklar içinde sunuyor.

Robert Merle – Kıyamet
Doğan Kitapçılık
549 sayfa


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

5 Sayfa V < 1 2 3 4 > » 
Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 23rd April 2018 - 01:14 PM