IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

6 Sayfa V  1 2 3 > »   
Reply to this topicStart new topic
> En beğendiğimiz şiirler
gündüzdoğanay
mesaj Jun 10 2007, 12:02 AM
İleti #1


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 610
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



EN KISA ANDIR MUCİZE

yalnız kalmaktan daha kötü
şeyler de vardır hayatta
ama genellikle
bir ömür alır bunun
farkına varmak
o zaman da
çok geçtir
ve çok geçten
daha kötü
bir şey yoktur
hayatta.

Charles Bukowski


--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
chuju
mesaj Jun 10 2007, 12:15 AM
İleti #2


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 10
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 14



Ya nedense benim sevdiğim tek bir şiir var, pek okumadığım için herhalde, ya da bizatihi kendim yazdığım şiirler olduğu için... fool.gif

I strove with none, for none was worth my strife.
Nature I loved and, next to Nature, Art:
I warm'd both hands before the fire of life;
It sinks, and I am ready to depart.

Kimseyle dövüşmedim, çünkü kimse buna değmezdi.
Doğayı sevdim ve, doğadan sonra da sanatı:
Hayat ateşi karşısında ısıttım iki elimi;
Artık sönmekte, ve ben hazırım bırakmaya hayatı.

Offf... Hiç istediğim gibi olmuyor bu çeviriler... İngilizceleri hatalı sanırım. oleyo.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Jun 19 2007, 09:19 PM
İleti #3


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



forum resmi


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
(3)
mesaj Jun 20 2007, 06:47 PM
İleti #4


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 86
Katılım: 15-June 07
Üye No.: 87



Gün Eksilmesin Penceremden

Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!


Cahit Sıtkı Tarancı


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Dinosaur
mesaj Jun 21 2007, 03:53 PM
İleti #5


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 52
Katılım: 18-June 07
Üye No.: 97



Bir çınar gibiyken bahçende,
Gözünün önünde yaprak döktüm.
Geceleri kirpiksiz yatıp,
Sabahları kimliksiz kalkıyordum,
Kör edici beyazdan.
Küçüldükçe küçüldüm artık,
Geceni aydınlatamıyorum mesela,
Belki de bu yüzden
Sen lambaya püf dedin!
Karanlığı üstümüze örttün.

Bu ileti Dinosaur tarafından Jun 21 2007, 03:54 PM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
loveandpoison
mesaj Jun 22 2007, 12:28 PM
İleti #6


suedehead
***

Grup: Üyeler
İleti: 201
Katılım: 11-June 07
Nereden: NevyTeam
Üye No.: 69



İngilizce şiirleri verebiliyor muyuz? Affınıza sığanarak;

Two roads diverged in a yellow wood,
And sorry I could not travel both
And be one traveler, long I stood
And looked down one as far as I could
To where it bent in the undergrowth;

Then took the other, as just as fair
And having perhaps the better claim,
Because it was grassy and wanted wear;
Though as for that, the passing there
Had worn them really about the same,

And both that morning equally lay
In leaves no step had trodden black
Oh, I kept the first for another day!
Yet knowing how way leads on to way,
I doubted if I should ever come back.

I shall be telling this with a sigh
Somewhere ages and ages hence:
two roads diverged in a wood, and I --
I took the one less traveled by,
And that has made all the difference.

The Road Not Taken - Robert Frost


--------------------
forum resmi O büyük gün geldi... Qatsi kardeşim döndü...

Bukowski: Born into This TVRip tercümesi: % 100, DVDRip (FiCO) tercümesi: % 77,85 hazırlayan: % 100 (Bulsara) kontrol: % yalan oldu yine.. (???)

forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
siroguz
mesaj Jun 22 2007, 04:12 PM
İleti #7


some are born to sweet delight, some are born to endless night
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 435
Katılım: 22-June 07
Nereden: bir yerdeyim...
Üye No.: 112



Her daim aklımda, virgülüne kadar.

VEDA

Elimde, sükutun nabzını dinle,
Dinle de gönlümü alıver gitsin!
Saçlarımdan tutup, kör gözlerinle,
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin!

Yürü, gölgen seni uğurlamakta,
Küçülüp küçülüp kaybol ırakta,
Yolu tam dönerken arkana bak da,
Köşede bir lahza kalıver gitsin!

Ümidim yılların seline düştü,
Saçının en titrek teline düştü,
Kuru yaprak gibi eline düştü,
İstersen rüzgara salıver gitsin!

Necip fazıl Kısakürek


--------------------
Bahçelerde ve yatak odalarında, bodrum katlarında ve tavan aralarında dolaşır, köşelerden döner, kapılardan pencerelerden geçerim, kaldırımlarda gezinir, merdivenlerden çıkar, halıların üzerinde, oluklardan aşağı, gökyüzünde ilerlerim, arkadaşlarla, âşıklarla, çocuklarla ve kahramanlarla gezerim; bunların hepsi de algıladığım, hatırladığım, hayal ettiğim, çarpıttığım ve netleştirdiğim şeylerdir.
Tom Robbins - Another Roadside Attraction
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gündüzdoğanay
mesaj Jun 23 2007, 12:40 AM
İleti #8


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 610
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



SOLUK SOLUĞA - 1


Hep yanıldı ve yenilgilere uğradı
Ama atıldı yine de serüvenlere
Vakti olmadı acıların hesabını tutmaya
Durup beklemeye, geri dönmelere vakti olmadı.

Yangınlarla geçti ömrü ve hep yalnızdı
- ki onlar daima birer yalnızdılar

Nerde doğmuştu ve ne zaman kopup
Gitmişti o kentten anımsamıyor artık
Hangi sokaktaydı ilk sevgili ve hala
Sürüp gider mi ilk öpüşmenin esrikliği
Gizlice buluşmaya gelen ve ölürcesine
Korkular geçiren o kız nerededir şimdi
Sensiz olursam yaşayamam diyen
O liseli kız hangi kentte kaldı
Ve o sarışın
O afeti devran bekler mi hala
Atlas yataklara sererek yaşamanın anlamını

Üşüten bir acıydı belki her ayrılık
Her yolculuk yangınların başladığı yereydi
Ama vakti olmadı hesabını tutmaya
Aşkların, ayrılıkların ve acıların

İstese de kalamazdı vakti gelince
Geyik sesleri yankılanınca yamaçlarda
Yürek burkulması ve hüzün ve keder
Aralıksız doldururdu acıların bohçasını
Dudaklarında öpüşlerin gül esmerliği
İçinde kıpırdanıp durur ufuk çizgisi
Ay bile soğuktur o zaman
Bir buz parçasıdır
Çaresiz çıkılacaktır o yolculuklara
Ki bir ömrün karşılığıdır serüvenler

Biraz da serüvendi yaşamak
Belki yatkındı büyük yolculuklara
Ki serüvenler daima büyük aşklar
Ve büyük yolculuklarla başlar

Anıları aşkları ve bir kenti
Bırakıp gidebilirdi apansız
Apansız başlardı yolculuklar
Hangi saatinde olursa günün
Ve hep kar yağardı nedense
Durmadan kar yağardı yol boyunca
Ve nasılsa yok olup giderdi hüzün
Kent görünmez olunca arkada
Ne bir veda sözcüğü dökülürdü dudaklarından
Ne de dönüp bakardı geriye bir kez olsun


Ne zaman yollara düşse biterdi acılar
Gül yüzlü sular fışkırırdı toprağın karnından
Kavaklarsa oynak bir çingene kızı
Her kıpırdanışında açılıverir uzun ince bacakları

Mekan tutmak ve her akşam aynı ufukta
Güneşin batışını seyretmek ölümdür biraz
Ölümdür biraz hep aynı yatakta
Aynı kadınla sevişerek sabaha varmak
Kitapları hep aynı raflara sıralamak
Aynı eşyayı kullanmak eskimektir biraz
Soluk soluğa yaşamalı insan
Her sabah yeni bir şeyler görebilmeli
Ve cehenneme dönse de bir ömür
Mutlaka bir şeyler değişmeli her/gün

Ey o büyük yolculukların ürperten heyecanı
Okyanus dalgalarının sesleriyle dol bu ömre
Ölüme ve aşka durmadan kement atan
Serüvenlerle geçsin yaşamak

Buz tutmuş bir dünya ortasında
Yollara düşerdi o hep aynı ıslıkla
Önünde dağlar, uçurumlar
Sarsılan gök, yarılan toprak
Çelik uğultularla burgaçlanırken
Yaşamak işte öylesine kucaklardı onu
Ve her nasılsa keklik sekişli
Bir aşkın sevinci dolardı yüreğine
Çıkarıp atardı o zaman deli bir ırmağa
Ne kalmışsa bir önceki serüvenden

Soluk soluğa yaşadı kentleri, aşkları
Bağlanacak kadar kalmadı hiçbirinde
Pervasız bir acemi, bir çılgın
Soyu tükenen bir bilgeydi belki de...

O yalnız kaybetmesini öğrendi ömründe
Avucundan dökülen kum taneleriydi her şey
Ne bir serseriydi ne de yılgın bir savaşçı
Ama kendi kafasıyla düşünen ve hakkında
Ölüm fermanları çıkartılan biriydi belki
Sevince deli gibi severdi
Pervasız severdi sevince
Dövüşmek ancak ona yakışırdı
Ona yakışırdı aşklar ve yolculuklar
Yoktu bağlandığı herhangi bir şey
Bulutlar gibi çekilip giderdi seslerin arasından

Ne bilir ömrün değerini bir çılgın
Yalnızca kendini yaşamayı nereden bilebilir
Ve başarısız eylemler çağında o
Kaçabilir mi binlerce kez ölmekten

Yerleşik yargıları olmadı hiç
Kurmadı güzel gelecek düşleri
Nerede bir yangın, nerede tehlike
O mutlaka oradaydı birdenbire
Dinsizdi, özgür sayılırdı belki
Ama bağlanmazdı özgürlüğe de
Hiçbir yerde yeterinden çok kalmadı
Beklemedi anılar sarnıcının dolmasını
Şikayetsiz yaşadı yaşadığı her günü
Yoktu yüreğinde pişmanlıkların izi

Ayrıntıların izi kalmamış artık
Üst üste yaşanmakta ayrılıklar
Ve bir bulut gibi sıyrılıp gidilmiştir
Dağların, denizlerin üzerinden

Geride kalan ne varsa soluktur şimdi
Titreyen kandiller gibi sönmek üzeredir
O eski konaklar gibidir anılar
Gül bahçeleri, sessiz koru ve orman
Belki sağanak boşanır apansız
Yüzyıllık bir yağmur başlar
Ve sinsi bir hastalığa dönmeden alışkanlıklar
Yok olup gider her şey, belki kül olur

Hırçın bir okyanustur yürek
Dar gelir ufuk ve mutluluklar çevreni
Anılarsa birer çıban izidir
Yaşanmaz onların ölgün gölgesinde

Durgun bir su gibi aktı mı yaşamak
Ve zaman uysal bir kısrak gibi dinginleşti mi
Anısız kalınmıyor artık ne yapılsa
Kuşatıyor yolları, aşkı ve ömrü
Bekleyişleri kemiren çakal sesleri
Oysa bütün köprüler yakılmalı ayrılık vakti
Ve herhangi bir şeyle eşit olmaksızın
Yollara düşülmeli habersiz ve sessiz
Çürük bir diş gibi kanırtıp kentleri
Dünyanın ağzını kanlar içinde bırakmalı


Bir ömrün olgunlaştıramayacağı
acemilikler toplamı ve bir çılgın
boyun eğmedi kendine bile
seçme zorunda kalmadı yaşamayı

nasıl bağlanmadıysa yere ve zamana
bağlanmadı kendine de ömür boyu
dağlara tırmana atlar gibi
soluk soluğa yaşamak istedi dünyayı
bir şahin gibi bulutlara kurdu
dumanlı sevdaların yörük çadırını
sıradan bir gezgin değildi hiç
dövüşür gibi yaşadı yolculukları
belki korkusuz sayılmazdı büsbütün
korkardı korkulara düşmekten zaman zaman

ve bütün gemileri yakıp
yollara düşerdi o hep aynı ıslıkla
mutlu muydu, hiç düşünmedi böyle şeyleri
umutlardansa nefret etti daima


hep yanıldı ve yenilgilere uğradı
ama atıldı yine de serüvenlere

pervasız bir acemi
soyu tükenen bir bilgeydi belki de

Ama bir şey vardı yine de
Başarısız ihtilallerden kendine kalan

Ahmet TELLİ



--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
qatsi
mesaj Jun 23 2007, 12:52 AM
İleti #9


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 51
Katılım: 16-June 07
Nereden: NevyTeam
Üye No.: 89




Aydınlanmak

muhtar gibiyim sabah sekizinde
okurum arkadaş;
tüm yazılı basını
aydınlanırım,
o gün anlatırım herkese
mutlu olurum yaşadığım güzel dünyada

Vahe Kılıçarslan
forum resmi


--------------------
forum resmi
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
tevfix24
mesaj Jun 23 2007, 01:10 PM
İleti #10


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 10
Katılım: 22-June 07
Nereden: Eskişehir
Üye No.: 111



Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde
hissetmek.

Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş
yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda
düşünmek birlikte ağlamak gülmek.
Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...

Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak.
Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan
yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte.
Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek...
Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya
anlatmak...
Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin
her mısrasında seni bulmak.

Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz
duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek...
Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak.
Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde.
Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki.

Olsaydın avuçlarım terlemezdi...
Isırmazdım dilimin ucunu...
Özlemezdim seni yanımdayken...
Kıskanmazdım.

Korkmazdım yollarda yürümekten.
Islanmazdım yağmurlarda...
Yıldızlara aya dert yanmaz,
böyle her şarkıda serhoş olmazdım.

Korkmazdım seni kaybetmekten
ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize...
Ve her kulaçta
haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki...
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN...

(CAN YÜCEL)


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Jun 27 2007, 08:50 PM
İleti #11


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



forum resmi


Ağlamıyorum

Bir yanım sana çırpınır...
Bütünüm boğulur sende...
Zincirimi kırdı arsız aşk...
Üzerimde demirden perde...
Seni düşünürken içtiğim sigarayı...
Korkarım ben söndürmeye...
Sürsün bu ölüm ağır ağır...

Gözlerimde boğulma diye...
Ağlamıyorum, ağlamıyorum...
Ağlamıyorum yine de...

Ötenazim hadi biraz gayret...
Batır sarı oklarını içime içime...
Bu aşk süsü verilmiş bir cinayet...
Tam istediğim gibidir üzülme...


Feridun Düzağaç...


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
kırıkkanatlar
mesaj Jun 27 2007, 11:46 PM
İleti #12


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 51
Katılım: 21-June 07
Üye No.: 104



Yedi Derya

Yedi derya sohbetini bahri umman anlamaz
İlmi ledün manasıdır ahmak olan anlamaz
Küntü kenzden ders okurusn cahil ondan ne anlar
Gözü kör kulağı sağır bibaserler anlamaz

Menaref ilmine eren aşık-ı suzan olur
Hevt nefsini katl eyleyen meydanda merdan olur
Hırs ile şehvete uyan nefsine kurban olur
Yedi tamu şiddetidir kemrah olan anlamaz



Şiir: Virani




--------------------
Not hear!
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
pelagos
mesaj Jul 1 2007, 05:34 PM
İleti #13


Yeni Üye
*

Grup: Üyeler
İleti: 8
Katılım: 23-June 07
Üye No.: 120



FLORA

göllerimi bırakıp denizlerine gelirim
sevişmek için seninle
Flora, çağlayanın karnında çırpınan kayık
isteğin masalı
tenime dağılan mıknatıs
yüzükoyun yatmasan göremezdim
sırtında bir bahçıvanın makas izleri
Sevdalılar Parkı'nda ağır yaralı
dudakların boynumun altında patlayan
yavru papatya
sokaklar bile göç ediyor Flora
saatler ıslanıyor
Tamburi Cemil Bey çalıyor seni anımsatan şarkıları
kente kanadı kırık melekler yağıyor
sevdamız yüksekten uçurdu bizi
sevdamız, siste dolaşan tavus kuşları

biz sevişirken ölmeliyiz Flora
köprülerin üzerinde, çatlayıp bizi ikiye bölen
erimiş bilgisayarlar bulmalılar çöp kutumuzda
oyuncak mağazaları için soygun planları
tahtlar, somun altından
biz sevişirken ölmeliyiz Flora
birileri haber vermeli bunu muhabbet kuşlarına

(Akgün Akova)
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Jul 14 2007, 07:05 PM
İleti #14


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



forum resmi


Zerdaliler - Ezginin Günlüğü

Ay nerede doğsa oradaydık...
Dallarda zerdali çiçekleri...
Savrulup gider ruzgâr esince...
Bütün bir bahar boyle geçti...

Anlardım aklından geçenleri...
Sustukça konuştuk sanki...
Sevdaymış yine bu içimizde...
Yıllardır uyuyan diri...
Sessizlik sensin geceleri...

Fincana kahve koydum gel...
Bugün şeytana uydum gel...
Ay doğdu dağın üstünden...
Dallarda beyaz çiçekler...

Boyandım gecenin karasına...
Artık kimse kıramaz beni...
O kül gibi deniz, o sessiz kız...
Kayıp bir sandala binip gitti...
Ne sen soyledin derdini...
Ne ben sevdiğime inandım...
Unut geçen eski gunleri...
Bunca yıl sonra nasılsın?

Anlardım aklından geçenleri...
Sustukça konuştuk sanki...
Sevdaymış meğer bu içimizde...
Yıllardır uyuyan diri...
Sessizlik sensin geceleri...

Fincana kahve koydum gel...
Bugun şeytana uydum gel...
Ay doğdu dağın üstünden...
Dallarda beyaz çiçekler...


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
kırıkkanatlar
mesaj Jul 15 2007, 03:49 PM
İleti #15


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 51
Katılım: 21-June 07
Üye No.: 104



Dördüncü Dize

vuruldum dört dağ içinde
dört yöne dağıldı bakışlarım
nehrin dördüncü dizesiydim
dört yerimden kanadım bir yere


Murathan Mungan


--------------------
Not hear!
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

6 Sayfa V  1 2 3 > » 
Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 20th October 2018 - 06:19 AM