IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Eleştiride ölçüt sorunu
Lancelot
mesaj Jan 12 2008, 02:15 PM
İleti #1


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 106
Katılım: 12-January 08
Nereden: Symrna
Üye No.: 1,211



Sanat tarihinin başlangıcından bu yana sanatçılar ve izleyicileri kendilerini bir taraf içerisinde bulmuşlar, bilinçli ya da bilinçsiz olarak kendilerine bir saf edinmişlerdir. Bu durumun en basit ve yalın hali Sanat Sanat için- toplum içindir tartışması şeklinde karşımıza çıkar. Eleştiride ölçüt sorunun varlığı tartışacak isek sanatın genelinde ve yazının özelinde edebiyatta belirli bir ölçüt beğeninin mihengi olup olmadığının kararına varmamız gerektiği inancındayım.

Sanat ve edebiyat geliştikçe ortaya çıkan ve üzerine çeşitli kuramlar üretilen akımların türetilmesi ile de bu tarafların sayısı artmaya başlar. Mevcut ne kadar akım varsa bir o kadar da taraf vardır diyebiliriz. Edebiyat alanında var olan bu akımların etkilerini ise saptamak güç değildir. Ölçüt sorunun varlığı her akımın kendi ölçütlerini taşımansından kaynaklanır. Peki ortak bir ölçüt bulunması söz konusu değil midir ? Bunun için sanatın tam bir tanımının yapılması gerekir. Berna Moran bu tanımlanamaz durumu Edebiyat Kuramları ve Eleştiri kitabında Spor ile özdeşleştirir tüm spor dallarının tek bir çatı altında spor olarak kabul edilebileceğini ancak her birinin kendine has özellikler taşıdığını burada önemli olan tüm bu dalların ortak bir yanının bulunması gerektiğinin değil Spor kavramının ne ifade ettiğini anlamanın önemini savunur. Bu düşüncesinin de Wittgenstein’ ın bir kavramın anlamını bilmenin, kavramın işaret ettiği bütün şeylerin sahip olduğu ortak özelliği bilmek olmadığını,
Kavramı yerinde kullanmak ve işaret ettiği şeyleri tanımak demek 1 olduğu savından aldığı da kitapta belirtilmektedir. Mevcut kuramların hiç birinin herkes tarafından kabul edilmediğini düşünecek olursak, tek bir doğru ölçüt olduğunu da kabul etmemiz gerekir her kuramın kendi ölçütleri dahilinde doğruluğu veya yanlışlığı vardır.

Her türetilen kuramın kendi kıstaslarını karşılayacak ölçütlerinin var olması da olağan bir gelişim sürecinin sonucudur. Her akım kendi ölçütlerine göre değerlidir . Ve bu akımın tarafını tutan sanatçı, izleyen, eleştirmen o eserin kendi ölçütleri dahilinde değerli ya da değersiz olduğu kanaatine varacaktır. Bunun sağlık bir yargılama süreci olup olmadığı ise süre gelen başka bir tartışma konusudur.

Ne kadar objektif olursa olsun bir eleştirmen ele alacağı esere yaklaşırken mutlaka kendini yakın hissettiği akımın ölçütlerini gözetir ve eseri ilk bakışta bu gözle inceler. Bu işin doğası gereği var olan bir durumdur. Önemli olan eleştirmenin bu noktada kendi görüşlerinden sıyrılıp eserin kendi içinde bulunduğu pozisyona göre değerlendirmesini yapabilmelidir. Bu yetkiliğe ulaşmak da zaman alacak bir süreçtir elbette.


Buradan yola çıktığımızda bir noktada ortak bir ölçüt olmadığının, kavramlarla, kuramlarla, akımlar ile farklı farklı ölçütler ile karşılaştığımızın farkındayız ve sonuca ulaşamıyoruz. İşlevselliği göz önüne aldığımızda bir sonuç elde edebilir miyiz ?

Akımların yarattığı etkiden çok da farklı olmayan bir durumla bu düzlemde de karşı karşıya kalıyoruz. Sanat eserinin ne işe yaradığını, ne için kullanıldığını araştırsak sanatın işlevini bulamaz mıyız acaba ? 2 Sanatın ve edebiyatın öğretici, eğlendirici, haz verici, uyarıcı özelliklerini biliyoruz, bunlar var olan etkilerinden bazılarını teşkil ederler. Ancak temel olarak estetik düşüncesini de unutamayız. Sanat ilk önce bir estetik kaygı güdülerek icra edilir, oluşturulur yaratılır. Bir tane sanatçı yoktur ki yarattığı eserin beğenilmesini istemeyen. Bu kendisiyle sınırlı kalsa bile bu beğeni estetiği getirir. O zaman bir eserin ilk etkisinin öncelikle estetik haz olduğunu, diğer uyandırdığı hislerin ise yan etkiler olduğunu söyleyebiliriz.

Peki o zaman temel ölçütümüz estetik haz uyandırıp uyandırmadığımı olmadır ? Burada da tıkanıp kalıyoruz . Çünkü bu yan etkilerin ise aslında o eserin işlevini belirleyen temel unsurlar olduğunu da gözlemleyebiliriz. Örnek vermek gerekirse eser genel yargılara göre estetik değer taşımasına rağmen Marksist estetiği benimsemiş bir okur( eleştirmen) ile Öznelci yaklaşımı benimsemiş bir okur ( eleştirmen) eser hakkında birbirleri ile çatışacak aynı paydada buluşamayacaklardır. Çünkü eseri değerlendirme ölçütleri kendi bakış açılarına göre farklılılar taşıyacak ve kendi doğruları olacaktır.

Peki burada ayrım hangi noktada ortaya çıkacaktır. Sırf benimsediği akıma dahil olmadığı için bir eseri ben beğenmiyorum diyerek yadsıması doğrumudur bir kişinin? Burada önemli olan kişinin değer yargılarını nesnel ölçütler çerçevesinde ifade etmesidir. Duyguları elbette yol gösterici olacaktır ancak benimsediği düşünce tarzının ve yaklaşımın nesnel ölçütleri çerçevesinde yaklaştığı vakit esere, bu durum duygusallıktan çıkacak ve kabul edilebilir bir hal alacaktır.


Buraya kadar baktığımızda sanatın ve edebiyatın hangi ölçütlerle irdelenebileceğini bir nebze de olsa kavradığımızı düşünüyorum. Peki eleştirmen bunun neresinde durmalıdır.
Sanatta yeni olan herşey ilk önce tepki çekecektir. Okur, izleyici kendi alıştığının dışında bir beğeni anlayışı ile karşılaştığında verdiği ilk reaksiyon reddetme olacaktır. Ortaga Gasset in bu durumla ilgili şöyle bir tespiti vardır.

Yenilikçi sanat yığınları her zaman karşısında bulacaktır. Bir kimsenin sanat yapıtını sevmemesi anlayamamasından doğuyorsa, belirsiz bir aşağılanma duyar o kimse, sanatın kutsallığını görme yetsininden yoksun, salt güzelliğe kör-sağır, sıradan bir yurttaş olduğu gerçeğini ansızın kavrayıverir. 3

İşte bu noktada eleştirmen bu sıradan yurttaştan farklılık taşımak zorundadır. Anlayamadığı, kavramakta zorlandığı veya duygusal beğeni sınırlarının dışında olan bir eser ile karşılaştığında eleştirmen kendisini daha yukarıda bir noktaya çekmeli ve esere bu açıdan yaklaşmalıdır. Ancak bu durumun tarihte her zaman gerçekleşmediğini de Zehra İpşiroğlu Eleştirinin Eleştirisi kitabında Bertolt Brecht in ilk oyunlarından olan Kentlerin Çalılığı adlı oyununun sergilenmesinden sonra dönemin ünlü eleştirmenlerinden çok kötü eleştiriler aldığını bu durumun da eleştirmenleri yeniye kendilerini yeteri kadar açamamasından kaynaklandığını aktarması ile anlıyoruz

Sonuç olarak, bütün akımların savunucuları kendi anlayışlarına göre kendilerine göre önemli buldukları ölçütlerin savunmalarını yaparlar. Karşı kutupta yer alanlar ise bu ölçütlere karşı bir tez üretmekle meşguldürler. Eleştiride de tek ve ortak bir ölçüt bulunamayacağına göre her eleştirmen kendi ölçütlerini ile eleştirilerini yazamaya devam edecektir. Burada esas olan öznelliği koruyabilmek duygusal yargılardan uzaklaşabilmektir. Burada sorun olarak adlandırığımız ve üzerine bir makale hazırladığımız konunun ise aslında bir sorun olmaktan çok uzak olduğunuda düşünebilir. Bu durum sanatın ve sanatçının temel gerçeğidir. Her sanatçının ve eleştirmenin bir beğeni düzeyi, algısı olduğunu kabul edecek olursak bunun çeşitliliğinide kabul etmemiz bu bağlada da tek ve sabit bir ölçüt bulunamayacağı gerçeğini de kabul etmemiz gerekmektedir. Bu tartışmaları sınırlandırmanın yolu Estetik ve Estetik-dışı kavramlarını irdelemekten geçebilir. Berna Moran bu konudaki fikirlerini şöyle noktalar .


Bugün Edebiyat tartışmalarında Estetik ve Estetik- dışı ölçütler çatışması süregelmektedir. Edebiyat eserlerinin çoğunda bu iki çeşit değer yer alır. Gelgelelim eserleri değerlerndirmek için elimizde hazır bir cetvel, bir terazi yok. Hayatla sarmaş dolaş edebiyat eserlerinin sadece yapısını dikkate almak ve hayat değerlerine gözümüzü kapamak kısır bir yöntemle yetinmek olur . Ne yazık ki yan etkilere önem verenler eserin yapısı üzerinde biçimciler kadar titizlikle durmadıkça onların da ölçütleri bir sanat eserinin hakkını vermekte yetersiz kalacaktır.4


Bu son paragrafta da görüldüğü üzere bu tartışma yeni kavramlar, kuramlar, akımlar eklense dahi sanat yeryüzünde var oldukça son bulmayacaktır. Daha önce de dediğim gibi bu bir sorun mudur ? Yoksa sanatın içinde var olan bir gerçeklik mi ?

Lancelot'2007
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
borndead
mesaj Jan 14 2008, 12:10 AM
İleti #2


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 532
Katılım: 5-December 07
Üye No.: 770



Oldukça yerinde tespitlerde bulunmuş ve çok güzel bir makale hazırlamışsınız gerçekten, tebrik ederim. clap2.gif

Sizin de bahsetmiş olduğunuz üzere, her dönemin edebiyat erbabı birbiriyle tartışma içinde bulunmuş, fikir ayrılıklarına sapmıştır. "Sanat için sanat" ya da "Halk için sanat" görüşleri dahi ileride birbirinden etkilenmiş, farklı akımların oluşumunu sağlamışlardır. Peki bu akımlar bir tepki midir? Yoksa bir sentez mi? Bunun ayrımını keskin çizgilerle belirtmemiz ne yazık ki olanaksız. Biz insanlar daima "bir yere ait olma içgüdüsü"nün peşinden gidecek olduğumuz için, dolayısıyla, bir akım üzerinde beğenimiz oluştuktan sonra diğerlerine gözlerimizi yumacağız. Bu da eleştiri yaparken kendimizi zevklerimizden soyutlamamızı kesinlikle engelleyecek. Bu konuya yeterince hakim olmasam da kendi fikrimi belirtmeden geçemeyeceğim. Günümüzde olaylar artık öyle bir noktaya geldi ki - sanatın her dalı adına söylüyorum - insanlar sentezleme yapmaktansa (tabiri caizse) kemirmeye başladılar. Ne acıdır ki çalıp çırpmak bir marifet haline geldi. Karşılıklı saygı, her şeyden önemlidir bu yüzden.

Eleştiri konusundan biraz uzaklaştım sanırım. Yine de yazmak istedim. Yazı için teşekkür ederim. flowers.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Lancelot
mesaj Jan 14 2008, 07:16 PM
İleti #3


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 106
Katılım: 12-January 08
Nereden: Symrna
Üye No.: 1,211



Sizin de tespitlerinize katılmamak elde değil, yozlaşma dediğimiz şey bu olsa gerek değil mi ? Övügüleriniz teveccühünüzdür.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 24th October 2018 - 07:39 AM