IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

4 Sayfa V  1 2 3 > »   
Reply to this topicStart new topic
> Filmlerden Sahneler
BuRnOut
mesaj Jun 2 2007, 12:54 PM
İleti #1


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



İnsan Nedir ki? (Korkuyorum Anne)


Reha Erdem’in Türk insanını tüm sadeliği ve saflığıyla anlattığı ve binbir türlü insanlık haline yer verdiği sımsıcak filmi Korkuyorum Anne’den bir sekansla başlığı açalım.

Köpek gezdirerek para kazanan üç kafadar mola vermek için kahvehaneye oturur ve soluklanır. O sırada, gruptakilerden biri hastalığından bahseder ve laf lafı açar. İşte klasik yurdum insanı sohbetlerinden biri de böylece başlar… Her konuda birbirine üstünlüğünü göstermeye eğilimi olan, hastalığı ve sağlık problemlerini önemsemeyen ve yeri geldiğinde doktor gibi etrafındakilere tavsiye vermekten kaçınmayan insanımızın bu trajikomik hali, Reha Erdem’in kadrajına işte böyle girer.

IPB Image


A-Bu ağrı sadece bel fıtığından değilmiş gibi gelmeye başladı.
B-Eee?
A-Böbreklerde de bir problem var gibi…
C-Bak! Eğer sidiğin kırmızıysa dediğin doğru.
A-Aha şu çay gibi şerefsizim! Vallaha, o zaman tamam. Böbrek yetmezliği! İşeyebilirsen işe artık. Bir de organ nakli derdi… Uygun böbreği ara ki bulasın.
B-Ulen tek böbreklen de yaşarsın.
C-Hee, ne olacak ki! Bende de karaciğer yetmezliği var.
B-Karaciğer yetmezliği ne! Benle yarışmayın oğlum. Ben var ya, iki kere mide kanaması ameliyatı oldum, bir kere de safra kesesi.
C-Ne övünüyon lan! Ameliyat olmak bir şey değil ki. Bak! Ben askerden bu yana kemik erimesiyle uğraşıyorum. KEMİK ERİMESİ. Adı yeter oğlum.


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Jun 12 2007, 09:51 AM
İleti #2


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



forum resmi


Michael Corleone: Babam da bir iş adamı. Bir politikacıdan ya da sanayiciden hiçbir farkı yok Kay.
Kay: Oh Michael yapma lütfen. Bir politikacı insanları öldürmez! Sence de biraz safça düşünmüyor musun?
Michael Corleone: Politikacıların insanları öldürmediğini düşünerek sen biraz safça düşünmüyor musun Kay?


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gündüzdoğanay
mesaj Jun 12 2007, 04:45 PM
İleti #3


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 616
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



Hannah and Her Sisters

forum resmi

Woody Allen'ın aşkı, hayatı ve Tanrı'yı mizah katarak sorguladığı, usta oyuncuları sayesinde bir sinema şölenine dönüşen, bol ödüllü filminden bir sahne...

M-Hayatlarımızın pamuk ipliğine bağlı olduğunun farkında değil misin?
-Mickey, oltadan kurtuldun. Bunu kutlamalısın.
M-Her şeyin ne kadar anlamsız olduğunu göremiyor musun? Her şey diyorum.Hayatlarımız, şov, tüm dünya.Hepsi anlamsız.
- Evet, ama ölmüyorsun.
M- Hayır, şimdi ölmüyorum ama...Hastaneden çıkarken, iyi olduğum için çok heyecanlıydım. Sevinçten uçuyordum. Sonra birden durdum. O an kafama dank etti. Bugün ölmeyecektim, yarın ölmeyecektim...
Ama eninde sonunda bu olacaktı.

- Bunu daha yeni mi anladın?
M- Hayır, bunu hep biliyordum. Ama bilinçaltıma itmeyi başarmıştım. Çünkü düşünmek için çok korkunç bir şeydi. Sana bir sır vereyim mi?
- Evet, tabii.
M-Bir hafta önce bir silah dükkanına gittim ve bir tüfek satın aldım. Eğer beynimde tümör olsaydı kendimi öldürecektim. Böyle bir durumda, beni durdurabilecek tek şey, ailemin yaşayacağı üzüntü olurdu. Bu yüzden önce onları vurmam gerekecekti. Sonra teyzem ve amcamları da tabii. Yani tam bir katliama dönüşebilirdi.

Hannah and Her Sisters incelemesi

Bu ileti gündüzdoğanay tarafından Jun 12 2007, 04:47 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.(Charles Bukowski)
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Jun 12 2007, 07:49 PM
İleti #4


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



Masumiyet (1997)


Yusuf (Güven Kıraç) ve Bekir (Haluk Bilginer), Uğur'un (Derya Alabora) küçük kızını da yanlarına alarak yeşillik bir alana giderler. Kız biraz ileride oyalanırken çimenlere oturmuş olan Yusuf ve Bekir sohbet etmeye başlarlar. Ve Haluk Bilginer'in o şaheser tiradı ortaya çıkar..

forum resmi

Yusuf: Çocuk neden sakat abi?
Bekir: Doğuştan... Doğuştan denmez aslında. Hamileyken babasından ağır bi dayak yemiş.
Yusuf: Babası nerde?
Bekir: Sinop’ta
Yusuf: Hapishanedeki? Geçen gün Uğur ablayı hapishaneye giderken gördüm...
Bekir: Sevgilisi...
Yusuf: Onun için mi bu şehirdesiniz?
Bekir: Uzun hikaye karışık... Bu kaltakla aynı mahallede büyüdük. Mevlanakapı’da. babası zabıtaydı. Alkolik hasta bi adamdı rahmetli, erkenden de gitti zaten. Bu anasıyla yoksul, perişan... Bizim tuzumuz kuruydu, hacı babam yapmış bi şeyler. Bi de Zagor vardı. Bizim eski evin kiracısının oğlu. Babası filimciydi Yeşilçam’da. Cepçilik, arpacılık, her yol vardı itte. Ama sevimli, yakışıklı oğlandı. Bizimkine aşık etmiş kendini. Ben efendi oğlanım, okul mokul takılıyorum o zamanlar. Öylece büyüdük gittik işte. Ne bok varsa? Hep askerliği beklerdim. Dört sene kaldı, üç sene kaldı... Sonunda o da geldi gittik. Bizde de herkes bunu bekliyormuş; gelir gelmez yapıştılar yakama. Ev düzüldü, kız bulundu, çeyiz falan filan... Nikahlandık. İki taksi bi dükkan verdi peder. Dükkanda koltuk moltuk satardım. Bi gün bu orospu çıkageldi. Hiç unutmam, görür görmez cız etti içim. Böyle basma bi etek dizine kadar, çorap yok, üstünde açık bi bluz, saçlar maçlar... Pırlanta anlayacağın. Şunun bunun fiyatını sordu, dalga geçti benimle. Kanıma girdi o gün. Tabii taktım ben bunu kafaya. Ertesi gün bi soruşturma... Dediklerine göre yemeyen kalmamış mahallede. Ama asıl Zagor’a kesikmiş. Zagor’da kaftiden içerde o sıra. Bi gün, süslenmiş püslenmiş; zırt geçti dükkanın önünden. Yazıldım peşine. Tuhafiyeciye gitti, pastaneden çıktı; minibüs otobüs, geldik Sağmalcılar’a; benim içimde bi sıkıntı. İşi anladım tabii: Zagor’u ziyarete gidiyo. Bi tuhaf oldum, piçi de kıskandım. Uzatmayalım çaresiz evlendik ötekiyle. O ara Zagor içerden çıktı. Sonra bi duyduk; kaçmış bunlar. Altı ay mı bi sene mi; kayıp. Hep rüyalarıma girerdi orospu. O gün dükkana gelişini hiç unutamadım. Benimkine bile dokunamaz oldum. Sonra bi daha duyduk ki iki kişiyi deşmiş Zagor: Biri polis, ikisinin de gırtlağını kesmiş. Karakolda beş gün beş gece işkence buna. Arkadaşlarının öcünü alıyorlar. Kaltağa da öyle... önce öldü dediler Zagor’a, sonra komalık. Ankara’da oluyor bunlar. Bizimki bi gün çıkageldi mahalleye. Zagor içerde, en iyisinden müebbet. Bi sabah dükkana geldim, baktım bu oturuyo. Önce tanıyamadım. Anlayınca içim cız etti. Cız etti de ne? Tornaya değmiş gibi oldu. Çökmüş, zayıflamış, bembeyaz bi surat... Ama bu sefer başka güzel orospu. Oranın şarkıları gibi. kalktı böyle, dimdik konuşmaya başladı. Dedi para lazım, çok para. Zagor’a avukat tutacakmış. İlerde öderim dedi. Esnafız ya bizde, “nasıl?” diye sormuş bulunduk. Orospuluk yaparım dedi, istersen metresin olurum. İçime bişey oturdu ağlamaya başladım, ama ne ağlamak! İşte o gün bu günden beri bu orospuyla tam yirmi yıl geçti. Uzatmayalım, Zagor’a müebbet verdiler. Ama rahat durmaz ki piç! Ha birini şişledi, ha firara teşebbüs; o şehir senin bu şehir benim, cezaevlerini gezip duruyo. Orospu da peşinden. Sonunda dayanamadım: Ben de onun peşinden... Önce dükkan gitti, ardından taksiler. Karı terk etti, peder kapıları kapadı. Yunus gibi aşk uğruna düştük yollara. İş bilmem, zanaat yok. Bu durmuyo hiç. İlk yıllar ufak kahpeliklere başladı, sonra alıştı. Gözünü yumup yatıyo milletin altına. Gel dönelim diye çok yalvardım. Evlenelim, pederi kandırırım, Zagor’a bakarız: yok. Kancık köpek gibi izini sürüyo itin. N’aptı buna anlamadım. Kaç defa dönüp gittim İstanbul’a. Yeminler ettim. Doktorlar, hocalar kar etmedi. Her seferinde yine peşinde buldum kendimi. Bi keresinde döndüm, biriyle evlenmiş bu, hamile... Beni abisiyim diye yutturduk herife. Nedense rahatladım, ohh dedim, kurtuluyorum. Bu da akıllanmış görünüyo. Yüzü gözü düzelmiş, çocuk diyo başka bişe demiyo. Sinop’ta oluyo bunlar. Ben de döndüm İstanbul’a. Doğumuna yakın, Zagor bi isyana karışıyor gene. Hemen paketleyip Diyarbakır cezaevine postalıyorlar. Çok geçmeden bizimki depreşiyo gene; o haliyle kalk git sen Diyarbakır’a, üç gün ortadan kaybol... Herif kafayı yiyo tabii. Dönünce bi dayak buna: Eşek sudan gelinceye kadar. Kızın sakatlığı bu yüzden. Sonra çocuğu doğuruyo. Uzun zaman anlaşılmamış. Ortaya çıkınca bi gece esrarı çekip takıyo herife bıçağı. Çocuğu da alıp vın Diyarbakır’a, Zagor’un peşine. Allahtan herif delikanlı çıkıyo da şikayet etmiyo. Ben o ara İstanbul’da taksiden yolumu buluyorum. Epey bi zaman böyle geçti. yine her gece rüyalarımda bu. Zagor’un Diyarbakır cezaevinde olduğunu duymuştum o sıra. Bi gece bi büyükle eve geldim. Hepsini içtim. Zurnayım tabi. Bi ara gözümü açıp baktım: Karlı dağlar geçiyo. Bi daa açtım, başımda bi çocuk, kalk abi, Diyarbakır’a geldik diyo. Baktım, sahiden Diyarbakır’dayım. Bi soruşturma... Kale mahallesi vardır oranın, bi gecekonduda buldum, malımı bilmez miyim? Görünce hiç şaşırmadı. Hiç bişey demedik. O gece oturup düşündüm. Oğlum Bekir dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin. İsyan etmenin faydası yok, kaderin böyle, yol belli, eğ başını, usul usul yürü şimdi. O gün bugün usul usul yürüyorum işte.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
don quijote
mesaj Jun 13 2007, 05:45 PM
İleti #5


raskolnikov
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,077
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 4



Funkster, bu sahneyi bana hatırlarttığın için teşekkür ederim. Son günlere anlam katan sözler. worshippy.gif

Romantik devrimci V ile Evey'in tanışma sahnesi:

forum resmi


V: Sana zararım olmayacak, temin ederim.
Evey: Sen kimsin?
V: Kim mi? "Ne" sorusunun vücut bulmuş halinden başka bir şey değilim ve ne olduğumun cevabı da: Maske takan bir adamım.
Evey: Bunu görebiliyorum.
V:Tabii ki görüyorsun. Gözlem güçlerini sorgulamıyorum. Yalnızca maskeli birisine "kimsin sen" sorusunun çelişmesine dikkat çekiyorum.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Jun 16 2007, 02:31 PM
İleti #6


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



forum resmi


SCENT OF A WOMAN

Okul müdürü Charlie Sims'i satın almaya çalışmıştır ama Sims (Chris O'Donnel) buna izin vermez. Müdür bir tür mahkeme düzenler, okuldaki herkesin önünde çocuğu suçlar ve devreye Al Pacino girer:

- Bay Sims siz bir yatakçı ve bir yalancısınız.
- Ama ispiyoncu değil !!!
- Af edersiniz ?
- Hayır etmem !!
- Bay Slade !
- Bu olanlar koca bir saçmalık.
- Lütfen sözlerinize dikkat edin saygın bir mekandasınız. Size konuşmak için son bir şans veriyorum Bay Sims.
- Konuşmak istemiyor. Onun bu okulda olmaya hiç ama hiç ihtiyacı yok. Nedir Bu? Hedefiniz Nedir? Çocuklar, arkadaşlarınızı ispiyonlayın kıçınızı kurtarın, yoksa ayvayı yediniz.
Hadi canım sen de! Baylar kimileri kaçar kimileri savaşır. İşte Charlie burada savaşıyor, George da babasının cüzdanına saklanıyor. Tek gerçek bu.
Ya siz ne yapıyorsunuz? George'u ödüllendirip Charlie'yi yok ediyorsunuz.

- Bitti mi Bay Slade?
- Hayır daha yeni başladım...
Bu okulda kimler eğitildi bilmiyorum. William Howard Jeks, William Bride, ya da William Tell. Eğer varsa bile o ruhları öldü. Bir fare kapanı kuruyorsunuz, parazitler için yaşama alanı. Ve bu yumuşakları erkek yapacağınızı sanıyorsanız bence tekrar düşünün. Çünkü bence, bu kurumun olduğunu iddia ettiğiniz tüm değerlerini altüst ediyorsunuz. Büyük bir yanlışlık yapıyorsunuz, gerçekten... Ne rezillik...
Bu nasıl bir gösteri söylesenize. Burada tek bir erkek var o da yanımda oturuyor bu konuda asla taviz vermem. Neden mi? İçinizden biri - isim vermeyeceğim- onu satın almak istedi, Charlie kendini satmadı.

- Bu kadar yeter!
- Ne kadar yetermiş göstereyim!
Bay Trace bir şeyden haberiniz yok sizin. Size gösterirdim ama çok yaşlıyım, yorgunum ve de körüm... Eğer 5 yıl önceki ben olsaydım, burayı cayır cayır yakardım...
Yetermiş! Kiminle konuştuğunu sanıyorsun sen?!
Ben de bir zamanlar görebiliyordum ve yeteri kadar da gördüm zaten...
Neler yaşadım biliyor musun? Buradakilerden daha genç çocukların kollarını, bacaklarını kaybettiklerini gördüm... Ama onurlu bir ruhtan daha saygın hiçbir şey görmedim. Bu tartışılmaz bile. Peki siz ne yapıyorsunuz?
Bu askeri, kuyruğunu bacaklarına kıstırıp evine gönderiyorsunuz...
Ama asıl siz onun ruhunu idam ediyorsunu, ruhunu!
Peki Neden? Neden olduğunu söyleyeyim sizlere. Çünkü o buralı değil. Onu duydunuz. Bence hepiniz buralı olmaktan utanmalısınız. Harry, Jimmy, Charlie her nerdeyseniz canınız cehenneme!

- Oturur musunuz Bay Slade?
- Daha bitirmedim!
Buraya geldiğimde dediklerinizi duydum. Liderlik ruhu. Eğer takım yenilirse liderlik ruhu ölür tıpkı burada olduğu gibi. Öldü zaten. Çünkü liderleri yaratanlar nasıl liderler yarattıklarına asla dikkat etmiyor. Charlie'nin sessiz kalması iyi mi değil mi bilemiyorum ama ben yargıç değilim. Bildiğim bir şey var: O geleceğini satın almak için kimseyi satmadı. İşte bunun adına dostum dürüstlük derler. Bu cesarettir... İşte liderlerde olması gerekenlerde bunlardır. Benim hayatımda da dönüm noktaları oldu. Her zaman doğru yolu biliyordum. Her zaman biliyordum. Ama asla seçemedim. Neden biliyor musunuz? Çünkü çok zordur. İşte Charlie burada. Evet o da bir dönüm noktasında. Onun önünde de yollar vardı. Ama o doğru yolu zor olan yolu seçti işte bu çok zordur. Bunu başarmak çok zor. Bırakın yoluna devam etsin. Bu çocuğun geleceği komitenin ellerinde yani sizlerin. Çok değerli bir gelecek. İnanın bana onu yok etmeyin, yüceltin. Bir gün sizi gururlandıracak inanın bana...

Alkışlar kopar..
Slade (Al Pacino) yanında duran Charlie'ye döner ve sorar:
Nasıldım?


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Jun 16 2007, 03:01 PM
İleti #7


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



forum resmi


Gladiator:

My name is Maximus Decimus Meridius, Commander of the Armies of the North, General of the Felix Legions, loyal servant to the true emperor, Marcus Aurelius. Father to a murdered son, husband to a murdered wife. And I will have my vengeance, in this life or the next.

************************


forum resmi


The Usual Suspects

Verbal Kint : Keaton bir keresinde "Tanrı'ya inanmam ama ondan korkarım" demişti. Bense Tanrı'ya inanıyorum ama beni korkutan tek şey Keyser Soze...


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Jun 16 2007, 06:38 PM
İleti #8


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



forum resmi


Aklımda bir süredir Good Will Hunting'den bir sahne var. Düşündükçe içim bir tuhaf oluyor. İzlemeyenler okumasın, hemen izlemeye başlasın bence.

Chuckie yakın dostu Will'e bir gün inşaatta bir konuşma patlatır. Onun farklı olduğundan ve oraya ait olmadığından bahseder. Her sabah işe giderken Will'i evinden eski arabasıyla almayan giden Chuckie dostluğun ne demek olduğunu gösteren bir yaklaşımla Will'e unutulmaz sözünü söyler.

Her sabah kahrolası evinin önüne geliyorum. Arabamın kapısını açıp da senin kapına kadar yürüdüğüm o 20 metrede aklımda her sabah tek bir şey oluyor. İçimden hep umarım gitmiştir, umarım kapıyı açan olmaz diye içimden geçiriyorum her sabah. Tek dileğim bu dostum.

Ve bir gün Chuckie kapıyı, Gus Van Sant'sa arkada Elliott Smith'ten, Between The Bars parçasını çalar. Olan bize olur.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Siyanure
mesaj Jul 21 2007, 11:59 PM
İleti #9


orada olmayan adam
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 493
Katılım: 6-July 07
Nereden: dark city
Üye No.: 149



The Untouchables(1987)
forum resmi
Al Capone : Her akşam yatmadan önce Tanri'ya
bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. Bir gün
Tanrı'nın çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün
gittim, kendime yeni bir bisiklet çaldım ve her akşam
yatmadan önce Tanri'ya günahlarımı affetmesi için dua ettim"


Bu ileti Siyanure tarafından Jul 22 2007, 12:01 AM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
213
mesaj Jul 23 2007, 11:47 PM
İleti #10


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 489
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 17





forum resmi

mr. pink : let me tell ya what "like a virgin"'s about. it's about some cooze who's a regular fuck machine. i mean all the time, morning, day, night, afternoon, dick, dick, dick, dick, dick, dick, dick, dick, dick, dick, dick.

mr. blue: how many dicks was that?

mr. white: a lot.

mr. pink: then one day she meets a john holmes motherfucker, and it's like, whoa baby. this mother fucker's like charles bronson in "the great escape." he's diggin tunnels. now she's gettin this serious dick action, she's feelin
something she ain't felt since forever. pain.

Joe: chew? toby chew? no.

mr. pink: it hurts. it hurts her. it shouldn't hurt. her pussy should be bubble-yum by now. but when this cat fucks her, it hurts. it hurts like the first time. the pain is reminding a fuck machine what it was like to be a virgin.
hence, "like a virgin."


Çok küfürlü bir çeviri olduğu için hassas bünyeleri etkilemesin. Aşağıda türkçesi. smile.gif

Tıkla üstüne, kendin kaşınmış ol. Bir daha tıkla, kaşıntına son ver...

mr. pink : "Like A Virgin"in konusunu anlatayım size. Şarkı adeta bir sikiş makinesi olan|bir am hakkında. Yani sabah, akşam, gece, gündüz...
Sik, sik, sik, sik, sik, sik, sik, sik, sik!

mr. blue : Kaç tane sik oldu?

mr. white : Bir hayli.

mr. pink : Sonra bir gün şu John Holmes tiplerinden biriyle karşılaşıyor. Herif resmen "The Great Escape" filmindeki Charles Bronson gibi. Durmadan tüneller açıyor. Hatun, ciddi bir sik olayına bulaşıyor.
Ve kadın çok uzun zamandır hissetmediği bir şeyi hissediyor: Acı, acı.

Joe : Chew? Toby Chew? Yo!

mr. pink : Canı yanıyor. Çok acı çekiyor. Oysa acıtmaması gerekir. Çünkü amı çoktan folloş olmuş. Fakat adamımız siktiğinde, gerçekten acıtıyor. Sanki ilk defaymış gibi acıtıyor. Görüyorsunuz. Bir sikiş makinesine
bir zamanlar bakire olduğunu hatırlatıyor. Bu yüzden "Like A Virgin.


--------------------
sometimes... you've just got to rock...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Mr.Barish
mesaj Jul 24 2007, 12:17 AM
İleti #11


Yeni Üye
*

Grup: Üyeler
İleti: 7
Katılım: 23-July 07
Üye No.: 192



Strings (2004)

forum resmi


Aşkla birine bağlanmayan nefretle düğümlenir.



Teknik olarak iyi öykü olarak çok klasik bir film olmakla birlikte, aklıma kazınan bu güzel laf geçer Anders Rønnow Klarlund imzalı 2004 Danimarka yapımı bu filmde. Kuklaların dünyası için kusursuz.


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Sep 5 2007, 01:01 AM
İleti #12


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



Shooter (2007)

Hükümetin kendisine kurduğu komployu aydınlatmaya uğraşan eski ordu mensubu keskin nişancı Bob Lee Swagger (Mark Wahlberg), usta bir planla senatör Meachum'u (Ned Beatty) kıstırır. Senatör ise onun yeteneklerinden çok etkilendiğini söyleyerek birlikte çok iş yapabileceklerini söyler. Bunun üzerine konuşma şu şekilde gelişir:

forum resmi

Swagger: Sizin adınıza çalışmak için neler gerekiyor, Senatör? Masum kadınlara ve çocuklara tecavüz edip onları öldürmek mi, seni hasta domuz? Bir boru hattı geçirilebilsin diye koca bir köyün katledilmesine izin verdin.

Meachum: Bir köy! Ve bu sayede bölgeye istikrar getirdik. Bu da, sırf büyük anne ve büyük babaları başka kabileden diye kimsenin kolunun kesilmemesi anlamına geliyor. Bize orada tapıyorlar, evlat. Bu ülke, Savunma Bakanı'nın televizyona çıkıp Amerikan halkına "Bu özgürlükle alâkalı, petrolle değil!" diyebildiği bir yer. Ve hiç kimse onu sorgulamıyor, çünkü yalan olduğunu bildikleri için cevabı duymak istemiyorlar!




--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
ggecim
mesaj Nov 28 2007, 12:55 AM
İleti #13


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 878
Katılım: 5-October 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 479



THE DEVIL'S ADVOCATE

forum resmi


Al pacino ,Charlize Theron ve Keanu Reeves'in mükemmel oyunculuklarıyla bezenmiş bu filmin Muhteşem bir sahnesi...

QUOTE

Al pacino:
Sana Tanrı hakkında bir iki sır vereyim.
Tanrı, seyretmeyi sever.
O bir oyunbazdır.
Bir düşünsene.
İnsana...
...içgüdüler verir.
Sana bu olağanüstü hediyeyi verir,|sonra ne yapar dersin?
Yemin ederim, sırf kendi eğlencesi için...
...kendi özel, kozmik...
...komedi filmi için...
...tam zıttı kurallar koyar.
Gelmiş geçmiş en büyük gaf.
Bak, ama dokunma.
Dokun, ama tatma.
Tat, ama yutma.
Ve sen sekip dururken, O ne yapar?
Hasta, kahrolası kıçıyla güler!
Cimrinin tekidir!
Sadisttir!
Görevi başında bulunmayan bir derebeyidir!
Ona tapmak mı?|Asla!

Kevin(KEANU REEVES):
Cennette hizmet etmektense,|cehennemde hüküm sürmek daha iyidir.

Al pacino:
Neden olmasın?
Herşey başladığından beri burada,|yeryüzünde her işe burnumu sokuyorum!
İnsanoğluna bahşedilen|her duyguyu onda yeşerttim!
İstediklerini ona sağladım|ve onu asla yargılamadım!
Neden? Çünkü onu asla reddetmedim.|Bütün kusurlarına karşın!
Ben insanoğlunun taraftarıyım!
Ben hümanistim.
Belki de son hümanist.
Aklı başında olan kim...
...20. yüzyılın tamamen|benim eserim olduğunu...
...inkâr edebilir ki?
Tamamı, Kevin!
Tamamı.
Benim eserim.
Gücümün zirvesindeyim, Kevin.
Artık benim zamanım.
Bizim zamanımız.


Bu ileti ggecim tarafından Nov 28 2007, 12:58 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
Ömrümüzden bir gün daha geçti,
Dereden akan su ovada esen yel gibi
İki gün var ki dünyada, bence ha var ha yok
Gelmeyen gün bir
geçip giden gün iki
- Ömer Hayyam


User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
tyler78
mesaj Jan 4 2008, 04:15 PM
İleti #14


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 16
Katılım: 13-September 07
Üye No.: 362



@ggecim
Satırları okurken bir an "Adam haklı len" dedim flaugh.gif.Sonra aklım başıma geldi.Böyle şeyler izlememek lazım.
Bu arada çok güzel bir başlık olmuş.


--------------------
forum resmi
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
don quijote
mesaj Jan 12 2008, 07:34 AM
İleti #15


raskolnikov
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,077
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 4



Şu başlığa bereket verebilecek bir film:

No Country for Old Men


forum resmi


Şerif Ed Tom, Carle Jean'e kıssadan hisse...

Charlie Walser'ı bilir misin? Hani Sanderson'ın doğusunda mekanı vardı? Sığırları nasıl keserler bilir misin? Şuralarına tokmakla vurur, sımsıkı bağlarlar ve boğazlarını keserler. İşte bir gün Charlie bir sığırı bağlamış, kesimi yapacak ki sığır kendine gelmiş. Çırpınmaya başlamış. Afedersin ama, 250 kiloluk kudurmuş bir büyükbaştan bahsediyoruz. Charlie nalet hayvanı kafasından vurmak için silahına sarılmış. Ama tüm o çırpınmalardan düzgün nişan alamayınca kurşun sekmiş ve Charlie'nin omuzuna saplanmış. Charlie'nin halini bir gör. Hâlâ sağ elini kullanıp kafasına şapka geçiremiyor. (O sırada yaşlı Tommy Lee Jones sağ elini kaldırır) Söylemek istediğim şu: Hayvanla insan arasındaki mücadelede bile sonuç kesin değildir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

4 Sayfa V  1 2 3 > » 
Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 16th November 2019 - 01:57 AM