Konunun Yazdırılabilir Versiyonu

Konuyu orjinal formatında görmek için buraya tıklayın

Yedinci Gemi Forum _ Yardım Masası _ İdeal Alt Yazı: Lezzetli Çeviri

Gönderen: ebrehe Jun 30 2007, 02:23 AM

Aşağıda bazı farklı ve değişik tat verdiğine inandığım çeviri örneklerini sizlerle paylaşıyorum.

****

Görülen ya da duyulan şey karşısındaki şaşkınlık durumunda söylenen (Özellikle söyleyen bayansa tongue.gif );

Can't!: İnanmıyorum!

****

Karşıdakine fırça atılır bir dille, durumu anlaması söyleniyorsa;

Work it out!: Kafana sok!

****

Don't ever think of leaving: Sakın bir yere gideyim deme.

****

It's not good enough!: Bu Yetmez!

****

Hang in there!: Metin ol!

****

This is not so American: Bu Amerikan ruhuna aykırı.

****

Jesus!: Başıma gelenler!

****

Hell of a disease: Amansız bir hastalık

****

You can't just be a film star. : Öyle ha deyince film yıldızı olunmuyor.

****

O sırada evde otururken arkadaşından telefon gelir ve bir yere davet edilir;

I'm comfortable: Rahatımı bozma.

****

Cut the shit out!: Kes tıraşı!

****

Bir şeye uğraşıp, becerememe durumunun ardından;

I'm done!: Yapamıyorum!

****

Who knew?: Kimin aklına gelirdi?

****

Is that it?: Başka bir şey var mı?

****
I do it this way: Ben hep böyle yaparım.
Do it on your own way: Bildiğin gibi yap.

****

Some balls! : Bu ne küstahlık!

****

I see it coming: Bunu bekliyordum.

****

I'll be damned: Bak sen şu işe!

****

That goes with the territory: Bu da işin bir parçası.

****

Cool: Kafa dengi, kıyak

****

I wanted to check it out for myself: Kendi gözlerimle görmek istedim

****

I'll be sick!: Şimdi kusacağım!

****

Bad chance! : Şansına küs!

****

Fair enough: Öyle olsun

****

I'll use his language: Anladığı dilden konuşacağım

****

Let's get this straight...: Açık konuşalım...

****

Just like home: Sanki evdeyiz

****

Aren't you ashamed of shouting at him. He's just a damn kid!: Bacak kadar çocuğa bağırmaya utanmıyor musun?

****

Don't be an asshole!: Kıllık yapma!

****

That's too bad!: Yazık olmuş!

****

No big deal:Ne var bunda?

****

You know what... : Bir şey diyeyim mi?

****

- How much do you love her?
- You have no idea: Tahmin edemeyeceğin kadar/Aklın şaşar

****

Kişi arkadaşının aklına uyup, kendini kötü bir durumda bulur;

It was your idea!: Hay senin kafana!/Suç seni dinleyende!

****

Feel better: Geçmiş olsun

****

Sometimes you just don't get it, do you? : Bazen bir türlü kafan basmıyor(bir türlü anlamıyorsun), değil mi?

Gönderen: t-becks Jul 2 2007, 07:58 PM

Karmaşık yapıda olmamalarına karşın bunları aynı duyguyu barındıracak şekilde kelimelere dökmek kimi zaman gayet zordur aslında. Uygun şekilde yerelleştirilmediği sürece çeviri yavan kalmaya mahkumdur. ebrehe'nin seçtiklerinden devam edip alternatif ekleyeyim istedim.

Hang in there: Sık dişini.

Is that it?: Hepsi bu mu?

I see it coming: Böyle olacağı belliydi.

I'll be damned!: Başıma taş yağacak! Olur/Olacak iş/şey değil!

Let's get this straight: Konuyu açıklığa kavuşturalım.

You know what?: Bak ne diyeceğim.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Her hususun kurallarla belirlenemediği çeviri uğraşında ehil kişilerin görüş birliğine vardığı nokta doğru anlamın en düzgün Türkçe ile aktarılması gerekliliğidir. Çeviri ne filmin altında ezilmeli ne de önüne geçmeli. Filmle bütünleşen, seyirciyi filmden koparmayan, kendini hissettirmeyen çeviri yeğdir. Bundan ötürü yalnızca kaynak dili iyi bilmek yeterli olmayacağı gibi erek dilde de mutlak hakimiyet şarttır. Alt yazıların birkaç saniye içerisinde geçip gittiği varsayımından hareketle, çeviride tercih edilen dil akıcı, anlaşılır ve amaca yönelik olmalıdır.

Genel birikim adına bol bol, Türkçesi kuvvetli yazarların eserleri okumalı, çevirinin hakkını verebilmek adına bol bol araştırma yapmalı. Sözlük kullanmaktan imtina etmemeli. Şahsen ben elimin altında gerek İngilizce gerek Türkçe, gerek tek dilli gerek çift dilli olsun 15 kadar sözlük bulunduruyorum. Yetersiz kaldıkları yerde google’dan faydalanıyorum, başka birçok siteye girip çıkıyorum.

Çevirisi yapılacak filmin yeterince irdelenmesi gerekli bir koşuldur. Sadece söz dağarcığı, ifade biçimleri ve üslubun belirlenmesiyle yetinmeyip bunun haricinde filmin oluşturduğu atmosfer, konusunun geçtiği zaman, karakterlerin kişilikleri, mimik ve jestleri ile çeviride kullanılacak dilin tayin edilmesinde çeşitli öneme sahip başkaca unsurlar da keza dikkate alınmalıdır.

Çeviride ortaya çıkan dilin yapay olmaması için ifadeler muhakeme edilmelidir. "O durumda bulunan kişiler sahiden böyle bir şey der mi?" sorusu akılda devamlı yer etmeli.

Not: Çevirmek için mutlaka ama mutlaka zevkinize hitap eden filmleri seçin. Aksi halde ne siz yaptığınız işten zevk alırsınız ne de ortaya çıkan işin bir tadı tuzu olur.

Düzenleme: "Lezzetli Çeviri Rehberi" eklendi, 15 Kasım 2008

Gönderen: gelyldrm Jul 3 2007, 04:03 PM

Kendi adıma konuşmam gerekirse çok işime yarayacak ve çeviriye her başladığımda en az bir kez gözden geçireceğim altın değerinde bilgiler. Şimdiden bilmediklerimi duvardaki panoma yazdım bile. Teşekkür ederim.

Gönderen: R0BlN Jul 3 2007, 08:22 PM

ÖNERİLER - I: Çeviri, Çevrilmiş İzlenimi Vermemelidir

Genel bir kural koyacak olursak, Türkçe'de söylemeyeceğimiz lafların, kurmayacağımız cümlelerin altyazıda da yer almaması gerekir. Altyazı, çeviri duygusu vermemeli, (olabildiği kadar) sanki o altyazı senaryoymuş da, onun üzerine film çekilmiş izlenimi bırakmalıdır. Aşağıda bu izlenimi engelleyen sık karşılaştığım örneklerden bazıları ve önerdiğim doğrular verilmiştir, ama elbette her şeyi kurala bağlamak mümkün değildir. Ayrıca tek doğru, aşağıdakiler de değildir. Çevirinizin doğruluğunu sınamak için benim de uyguladığım şöyle bir yöntemi öneririm: Kurduğunuz cümleyi yüksek sesle kendinize okuyun. Kulağınıza düzgün gelmiyorsa o cümle yanlıştır. İçinize sinene kadar cümleyi düzeltmeniz gerekir.

Bazı cümleleri Türkçe'ye çevirirken olumsuzunu veya aktifini kullanmak gerekebilir:
You left the key in the car. Remember?
Yanlış: Anahtarı arabada unutmuştun. Hatırladın mı?
Doğru: Anahtarı arabada bırak(mış)tın. Unuttun mu?

You will not come here any more. You are warned.
Yanlış: Bir daha buraya gelmeyeceksin. Uyarılıyorsun.
Doğru: Bir daha buraya gelme. Seni uyarıyorum.

Zorlama tense (zaman) kullanımından kaçının. Orijinal metnin zamanı ile çevirininki aynı olmak zorunda değildir:
We will see you doing that.
Yanlış: Senin onu yapıyor olduğunu göreceğiz.
Doğru: Seni de görürüz (bakalım).

I will be seeing her.
Yanlış: Onu görüyor olacağım.
Doğru: Onu göreceğim.

I will stop by you and we will go shopping.
Yanlış: Sana uğrayacağım ve alışverişe gideceğiz.
Doğru: Sana uğrarım, alışverişe gideriz.

"Just" her zaman "sadece" anlamında değildir:
I will just kill him.
Yanlış: Onu sadece öldüreceğim.
Doğru: Onu öldüreceğim. / Onu öldüreceğim işte.

I just wanted to help him.
Yanlış: Ona sadece yardım etmek istemiştim.
Doğru: Ona yardım etmek istedim. / Ona yardım edeyim demiştim.

Just leave me alone, ha?
Yanlış: Sadece beni yalnız bırak, ha?
Doğru: Beni rahat bıraksan? / Üstüme gelmesen?

"Now" her zaman "şimdi" anlamında değildir:
Will you lie now?
Yanlış: Şimdi yalan söyleyecek misin?
Doğru: Hâlâ (şimdi de) yalan söyleyecek misin?

Stop lying now.
Yanlış: Şimdi yalan söylemeyi bırak.
Doğru: Artık yalan söyleme. / Yalan söylemeyi bırak.

"And" her zaman "ve" anlamına gelmez. Ayrıca Türkçe'de cümleler birkaç istisna dışında "Ve" ile başlamaz:
I hate her... And love her.
Yanlış: Ondan nefret ediyorum. Ve seviyorum.
Doğru: Ondan nefret ediyorum, (ama) seviyorum da.

I will come to you. And we will visit your mother.
Yanlış: Sana geleceğim. Ve anneni ziyaret edeceğiz.
Doğru: Sana gelirim. Sonra anneni ziyarete gideriz (ziyaret ederiz).

I may go to the game. And I may enjoy it.
Yanlış: Maça gidebilirim. Ve hoşuma gidebilir.
Doğru: Maça gidebilirim. Bakarsın hoşuma gider.

"Let me" görülen her cümlede "izin ver" kullanmak doğru olmayabilir:
Let me not say so much.
Yanlış: İzin ver o kadar söylemeyeyim.
Doğru: O kadarı bende kalsın.

Let me help you.
Yanlış: İzin ver sana yardım edeyim.
Doğru: (Bırak da) yardım edeyim.

"You know", çoğu zaman kişi düşünürken kullandığı bir zaman kazanma nidasıdır; bizim "eee"miz gibi. Çoğu zaman çevirmek doğru olmaz:
You know, life is not easy. Not easy at all, you know.
Yanlış: Bilirsin, hayat kolay değildir. Hiç kolay değildir, bilirsin.
Doğru: Hayat kolay değil, hem de hiç kolay değil.

Çevirmek gerektiği durumlarda da Türkçe'de kullandığımız şekilde çevrilmeli:
You know, I always loved you.
Yanlış: Bilirsin, seni hep sevdim.
Doğru: Seni hep sevdiğimi bilirsin. / Bilirsin ki seni hep sevdim.

Özet: Orijinal metni okuyacağız, anlayacağız, "Türkçe'de bu ifadeyi nasıl dile getirirdim" diye düşünerek çevireceğiz.

Gönderen: mustix Jul 4 2007, 12:20 PM

Üstat çok güzel bir kaynak olmuş ama aklıma bir şey takıldı.

You will not come here any more. You are warned.
Yanlış: Bir daha buraya gelmeyeceksin. Uyarılıyorsun.
Doğru: Bir daha buraya gelme. Seni uyarıyorum.

Bu cümle karşıma çıkmış olsaydı, "Artık / Bir daha buraya gelmeyeceksin. Seni uyarıyorum." şeklinde çevirirdim. Görüldüğü gibi yanlış ve doğrunun harmanlaması gibi oldu. Acaba böyle bir çeviri yanlış mı olur?

Çok basit bir soru gibi oldu ama aklıma takıldı. confused1.gif

Gönderen: loveandpoison Jul 4 2007, 02:22 PM

QUOTE
I just wanted to help him.
Yanlış: Ona sadece yardım etmek istemiştim.
Doğru: Ona yardım etmek istedim. / Ona yardım edeyim demiştim.


-> Amacım sadece ona yardım etmekti.

Şeklinde tercüme edilebilir. Kaş yaparken göz çıkarma durumunda kötü hisseden biri söylüyorsa özellikle.

Gönderen: R0BlN Jul 4 2007, 09:46 PM

@mustix , ilk paragrafta da yazdığım gibi "tek doğru, aşağıdakiler de değildir". Örneklerde yanlışlara işaret ettim. Doğrular, film karakterlerinin duruşlarına, yaşlarına, iç dünyalarına, dış görünüşlerine, mimiklerine, filmin genel ifadesine, türüne, sahnenin havasına, senaryonun gelişimine göre ve en önemlisi çevirmenin üslubuna göre farklılık gösterebilir. Yakışanı seçmek ve uygulamak, çevirmenin zanaatıdır.

Özet: Çeviride yanlış yanlıştır; o da kulağa düzgün gelmeyendir, yapay olandır. Doğru ise birden çok olabilir.

@loveandpoison, irdeleyelim: "Amacım sadece ona yardım etmekti", "Sadece ona yardım edecektim, başkasına değil" anlamını verir. "Amacım ona sadece yardım etmekti" ise "Ona yardım edecektim, başka bir şey yapmayacaktım" anlamını verir. Bu anlamlardan biri ve yalnızca o anlamlar sahnede var ise, senin de işaret ettiğin bu özel durumlarda yukardaki iki cümleden biri kullanılabilir. Ancak, kastedilen "Yardım edeyim dedim, ama bir nedenle yardım edemedim" veya "Yardım edeyim dedim, ettim de" veya "Yardım edeyim dedim, edip etmediğim belli değil, söylemem işte tongue.gif " ise "sadece" kullanımı yanlış olur. İngilizce "just", kısıtlama amacının dışında, bazen pekiştirme, bazen de vakit kazanma amacıyla kullanılır; oysa karşılığı olması gereken "sadece", her zaman belli durumların oluşmasını şart koşar, koşulları kısıtlar. Yukarda da değindiğim gibi doğrular birden çok olabilir, ama her "just" gördüğümüzde otomatik olarak "sadece"yi yapıştırmamalıyız. Örnek bunu anlatmaya çalışıyordu, ama eksik kalmış olabilir. Detaylandırmama fırsat verdiğin için teşekkürler flowers.gif

Özet: "Just"ı "sadece" olarak çevirmek, bazen cümleye orijinalinde kastedilenin dışında anlamlar verir.

Gönderen: eposus Dec 25 2007, 08:42 PM

Çok teşekkürler. Oldukça işime yarayacağını umuyorum. Bu tarz kalıplaşmış cümlelerin devamını bekliyoruz siz ustalardan.

Gönderen: skyson79 Mar 29 2008, 10:36 AM

Verdiğin örnekler ve tavsiyeler için teşekkürler. Ben de çeviri yapmayı istiyorum fakat İngilizce bilgim haricinde deneyimim yok. Bu konuda bana yardımcı olabilirsen sevinirim. Nereden başlamalıyım, nasıl yapmalıyım bilmiyorum. Yol gösterirseniz sevinirim. smile.gif

Gönderen: R0BlN Mar 29 2008, 01:36 PM

Başlangıç olarak diyalogları kısa ve kolay, İngilizce altyazısı olan, sevdiğiniz bir filmi edinin. Ücretsiz yazılım http://www.urusoft.net/downloads.php?lang=1'u indirin. Çeviri moduna (Düzenle>Çeviri) geçip altyazıyı ve filmi açın. Sahneye göre çevirinizi sağdaki sütunlara yapın (Ben çevirdiğimi anında ekranda görmek için çeviri ve orijinal metinlerin yerini değiştiriyorum, ama size kalmış tabii ki). Takıldığınız yerde sorun. Kolay gelsin smile.gif

Gönderen: Clint Eastwood May 7 2008, 12:03 PM

Şimdi aklıma geldi.

Şuna da değinmek gerek;
Bir adamın adı Jack Daniels olsun headbang.gif cheers.gif cool.gif
İngilizce de Mr. Jack de deniyor, Mr. Daniels da...

Ama Türkçe de ilk ismin başına Bay koymayız genelde. "Bay Jack" demek yerine "Jack Bey" demek daha doğru. Bay Daniels demekte ise bir sankınca yok.

Yani Mr. tanımını ilk isme gelince, sona atıp "Bey", soyad olursa ismin başına "Bay" şeklinde getirmek daha doğru.

Bir ünvan kullanımında ise yine sona atıp "Bey" diye çevirmek daha güzel.

Bay Başkan?
Başkan Bey?...

Hangisi daha güzel? İkincisi olduğu belli. Sitemizde bulunmayan ama piyasada bulunan DVD-rip ve çeşitli altyazılarda gördüğüm, hatta dublajlarda duyduğum için aklıma gelmişken naçizane bir öneri olarak dile getireyim dedim.

Fazla Türkçe olmasından korkuluyor mu yine acaba, yoksa aceleye mi getirildiği için böyle... unsure.gif

Gönderen: R0BlN May 7 2008, 12:18 PM

Bir derneğin başkanından bahsediyorsak elbette "Bay Başkan" yerine "Başkan bey" demek doğru olur da, ABD başkanı için "Bay Başkan" kullanmayı tercih ediyorum şahsen. "Başkan bey" biraz tuhaf, hatta laubali geliyor kulağıma tongue.gif

Gönderen: Clint Eastwood May 7 2008, 02:02 PM

QUOTE(R0BlN @ May 7 2008, 01:18 PM) *

"Başkan bey" biraz tuhaf, hatta laubali geliyor kulağıma tongue.gif


Bir de şöyle düşünelim dostum.

"Bay Bakan" diyor muyuz? Bakan Bey diyoruz. Gazetelerimizde dergilerimizde "Bakan Bey geldiler, Bakan Bey gittiler" diye haberler okuyoruz.
İkisi de devlet ünvanı ve gayet ciddi smile.gif

Yerelleştirme örneklerinde olduğu gibi alışmamaktan kaynaklanan bir garipseme bu bence. Filmlerde çok sık "Bay Başkan" diye telâffuz edildiği için öyle alışmışız diye düşünüyorum.
Aslında dememiz gereken "Başkan Bey" bana göre yada ille de kulak garipsiyorsa "Sayın Başkan" denebilir, Bay Başkan da bana göre kulağa yapmacık geliyor...

Elbette ki seçim çevirmen dostlarındır, orası ayrı.
Maksat fikir alış verişi olsun.

Gönderen: baronio May 7 2008, 02:29 PM

Bu konuda daha önce hiç düşünmemiştim ama Bay Başkan olarak bir iki çevirimde kullandığımı hatırlıyorum. Sanki bu kullanım olunca filmin Amerikan havası bozulmamış oluyor gibi, daha havalı. oleyo.gif

Başkan Bey olayı biraz muhtariyete çeviriyor gibi. fool.gif Şaka şaka, Clint'ın mesajından sonra düşündüm de ikisi de güzel bence. Bence sevenleri ayırmamalı. Bırakalım kardeş kardeş çevirilerde yer alsınlar, oyunlar oynasınlar.

Yine geyik damarım tuttu. Kafama domates yemeden kaçayım. fool.gif

Gönderen: borndead May 7 2008, 03:33 PM

Aslında "Sayın Başkan" da güzel duruyor gibi. confused1.gif

Gönderen: Harvey Dent Oct 14 2008, 03:29 PM

Artık tahammül edemediğim iki şey belirtmek istedik. Çok fazla yapılan bir hata olduğu için artık yazma gereği duydum.

Crywolf Yalancı Çoban
Secret Santa Yılbaşı Çekilişi

Anlamlarına gelmektedir.

Gönderen: skyser Nov 15 2008, 04:15 PM

Çeviriye girişilirken genelde atlanan bir konuyu hatırlatmak istiyorum. Genelde kaynak dile hakim olmanın yeterli olacağı düşünülür. Halbuki hedef dilin, örneğimizde Türkçe'nin ana dil olması yeterli değildir. Türkçe'nin cümle yapısına, kelime türetme biçimlerine de hakim olmak gereklidir. Çeviriye girişmeden önce Türkçe dilbilgisi kurallarına bakmakta da yarar var. Bu açıdan Dil Derneği'nin yayınlarını öneririm: http://www.dildernegi.org.tr

Gönderen: bluemania May 25 2010, 01:49 PM

Filmdeki karakterlerin eğitim durumuna ya da mensup oldukları sınıfa, kültüre göre konuşmaları değişiyor. Bazen öyle cümlelerle konuşuyorlar ki bu konuşmadan tüm cehaletlerini, hitabet eksikliklerini anlayabiliyorsunuz. Fakat çeviri yaparken güzel dilimizin tüm kurallarına uyacağız diye o karakterin söyleyemeyeceği muntazamlıkta cümlelerle çeviri yapmak bana çok doğru gelmiyor. Benim çeviri konusunda otorite olacak bir durumum yok hatta deneyimim de pek yok. Ancak filmi altyazı ile izlerken bunları farkedebiliyorum. Bundaki hassasiyetimin sebebi zannediyorum ki senaristin, yönetmenin ilettiği mesajın doğru araçlarla bana iletildiğinden emin olmak isteğidir. Çevirmeni de bu anlamda onların sözcüsü gibi görüyorum. Siz ne dersiniz?

Gönderen: R0BlN May 25 2010, 03:18 PM

QUOTE
Bundaki hassasiyetimin sebebi zannediyorum ki senaristin, yönetmenin ilettiği mesajın doğru araçlarla bana iletildiğinden emin olmak isteğidir.
Bu endişenizde haklısınız, ama her çeviri ister istemez aslından bir şeyler kaybettiriyor.

Konunun teknik yönü de var: Altyazı, bir edebiyat eserinden farklı olarak, ekranda kaldığı birkaç saniye içinde gözün takip etmesini gerektiriyor. Kurallara uygun cümleler bu takibi kolaylaştırıyor. Bu nedenle örneğin bir köylü konuşuyor diye sürekli "gelcem, gitçem" diye konuşturmak doğru olmaz, seyirci bir süre sonra altyazıyı takip edemez duruma gelir. Ancak ufak nidalar eklenebilir: "he, ya, yahu, lan" veya abartıya kaçmamak kaydıyla günlük konuşma dili kullanılabilir: "abicim, n'aber, vs".

Gönderen: bluemania May 25 2010, 03:58 PM

QUOTE(R0BlN @ May 25 2010, 04:18 PM) *

Ancak ufak nidalar eklenebilir: "he, ya, yahu, lan" veya abartıya kaçmamak kaydıyla günlük konuşma dili kullanılabilir: "abicim, n'aber, vs".



Benim söylemek istediğim de buydu aslında. Siz güzel örneklendirmişsiniz, teşekkürler. Mesela bir durumu yalanlamak için kısa bir 'Hayır' yerine 'Yoo' kullanmak çeviri için daha uygun olabilir. Ama 'Yo' aslında 'Yok' kelimesinin kısaltması. Bazen çok küçük nüanslar için bu türden kural esnetmeleri yapılabilir diye düşünüyorum.

Gönderen: Clint Eastwood May 25 2010, 04:49 PM

Ben bir keresinde çevirinin her yerinde "He ya" kullanmıştım. Küçük fakir bir çocuk vardı, sürekli yes diyor ama öyle abartılı bir tonlamayla söylüyordu ki, o şeker çocuğa "he ya" dedirtivermiştim. Çok da hoşuma gitmişti yaptığım şey smile.gif

"Yo", "yahu", "vallahi" kullanılır tabiî ki. "Yo" da bir kelime, ama olan kelimeyi deforme etmemek gerek diye düşünüyorum. "Gitçem, gelcem" vs. gibi.

Gönderen: mezdap May 25 2010, 06:13 PM

QUOTE(R0BlN @ May 25 2010, 04:18 PM) *

QUOTE
Bundaki hassasiyetimin sebebi zannediyorum ki senaristin, yönetmenin ilettiği mesajın doğru araçlarla bana iletildiğinden emin olmak isteğidir.
Bu endişenizde haklısınız, ama her çeviri ister istemez aslından bir şeyler kaybettiriyor.

Konunun teknik yönü de var: Altyazı, bir edebiyat eserinden farklı olarak, ekranda kaldığı birkaç saniye içinde gözün takip etmesini gerektiriyor. Kurallara uygun cümleler bu takibi kolaylaştırıyor. Bu nedenle örneğin bir köylü konuşuyor diye sürekli "gelcem, gitçem" diye konuşturmak doğru olmaz, seyirci bir süre sonra altyazıyı takip edemez duruma gelir. Ancak ufak nidalar eklenebilir: "he, ya, yahu, lan" veya abartıya kaçmamak kaydıyla günlük konuşma dili kullanılabilir: "abicim, n'aber, vs".

Lisedeyken öykü yazardım kısa kısa, karadenizli karakterlerin çoğunlukta olduğu bir hikaye esnasında ben de aynı meraka kapılmıştım. Alt yazıda doğal geliyor bazı sahnelerde tabii ancak öyküde böyle bir şeyi niye yaptım diye düşünüyordum ki günlüğümde "cümlelerin masumluğunu korumak adına" gibi bir notuma denk geldim. Belki de yeni bir çığır açacaktım ama olmadı. flaugh.gif

Gönderen: JnRMnT May 25 2010, 11:53 PM

QUOTE
"cümlelerin masumluğunu korumak adına"


Tuttum bunu good.gif

Gönderen: denmona Aug 16 2011, 11:03 PM

çeviri demişken dün kadıköy-beşiktaş vapurunda sezai'yi gördüm...SEZAİ AYDIN..."sezai" diye seslendim...şimdi "sezai bey" öff çok uzak,"sezai amca" cık,daha çok yaşasın,genç bence:) biraz görgüsüz gibi olabilir ama bilmem,bence en samimisi,o benim "sezaim"di çünki..çocukluğumdan beri hayatımda olan,hep genç,hep dinamik bir sesti....sezai diye başladım ama abartmadım,konuşmada "siz"le devam etmeyi uygun buldum,dedim ki: "çocukluğumdan beri hayatımın içindesiniz,hep varsınız,emekleriniz için teşekkür ediyorum size,saaolun,vaarolun" dedim,beşiktaş'a inerken vapurdan...

Gönderen: Peace Aug 17 2011, 12:17 AM

I'll be damned: Bak sen şu işe!
Bunu bu şekilde çevirmeyi başaramazdım kesinlikle, teşekküler.
Şu yukarıya bakınca korktum biraz açıkcası smile.gif

Gönderen: AtHırsızı Nov 25 2011, 03:41 PM

Harika bir başlık olmuş. Katkısı olan herkese sonsuz teşekkürler.

Powered by Invision Power Board (http://www.invisionboard.com)
© Invision Power Services (http://www.invisionpower.com)